Sağlık Konuları Kategorisindeki Yazılar
Kadın, Sağlık Konuları »
İstanbul Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Meltem Eğilmez, menopoz belirtileri ve nasıl atlatılması ile ilgili bilgiler verdi.
Yumurtalıkların daha az kadınlık hormonu üretmeye başlayan her kadın belli bir yaşa geldiğinde menopozu yaşar. Ancak gelişen tıp ve teknoloji, bu dönemin hissedilmeden atlatılmasını, hatta olumlu yönlerinin kadınlar tarafından yaşanmasını mümkün hale getirmiştir. Tabii bu ancak düzenli doktor kontrol ve tedavileri ile mümkündür. Doğal olarak azalmaya başlayan hormonları kısmen yerine koymayı hedefleyen hormon replasman tedavisi, bu dönemde olabilecek riskleri en aza indirebilmekte, yaşam kalitesini arttırmaktadır. Ancak bunun için rutin doktor kontrolleri gereklidir.
Menopoz Belirtileri
1. Sıcak basması ve terlemeler. Bu en çok görülen ve en tipik menopoz belirtisidir.
2. Depresyon, uykusuzluk, sinirlilik ve yorgunluk. Bu şikayetler menopoz dönemlerine yakın hissedilmeye başlandığında altında psikolojik nedenler aramadan önce menopoz üzerinde durulmalıdır.
3. Kilo alma bir menopoz belirtisi değildir ve genellikle menopozdan çok önce başlar.
4. Adet düzeninde değişiklikler. Adetlerde gecikmeler, az ya da fazla miktarda veya uzamış adet dönemleri.
Tedavi
Menopozun tek bir “tedavi”si yoktur. Aslında yapılmaya çalışılan bu hormonal değişimin vücutta çeşitli sistemlerde yaptığı istenmeyen değişiklikleri önlemek ve hayat kalitesini yüksek tutmaktır. Bu amaçla cinsel hayatı, günlük aktiviteyi, kemik yapısını, kalp-damar sistemini ve ruh halini yerine göre beraber veya ayrı ayrı o kişi için göz önüne almak, değerlendirmek ve uygun tedaviyi vermek gerekir. Bundan da anlaşılacağı gibi herkese uyan “tek tip” bir menopoz “tedavi”si olamaz. Her ilacın bir yan etkisi vardır. Özellikle hormonlar uzman kontrolünde olmadan kesinlikle devam edilmemesi gereken ilaçlardır.
Menopozal yaş grubu bayanların yaş riski ile oluşma ihtimali artan başlıca kanser türleri menopoz takibi yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından taranması ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekir.
Bu amaçlarla, kadın hastalıkları ve doğum bölümü dışında da bu yaşlardaki kadınların gerek menopoz gerekse yaşın getirisi olan bir takım hastalıkları taramak ve erken teşhis etmek amacıyla yaş kategorilerine uygun bir menopoz tarama ve takip programı oluşturulmalıdır.
Menopozu Daha Rahat Atlatmanın Yolları
1. Hemen başlayın ve ömür boyu spor yapın. (kemiklerin erimesi önlenir, tansiyon yükselmeleri önlenir, kalp ve damarlar korunur, selülit önlenir, ruhsal durumunuz “genç” kalır.)
2. Sigara içmeyin.
3. Güneşe çıkın (güneş kemikleri güçlendirir).
4. Her gün kalsiyum alın. Gerekirse çinko takviyesi yapın.
5. Yeşil renkli sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin. Örneğin bol bol roka yiyin. Roka, dereotu, ıspanak, brokoli çok yararlı ve sağlıklı besinlerdir.
6. Menopoza girdikten sonra değil, öncesinde bol bol süt ürünü tüketmek önemli. Bunun için her gün yoğurt yiyin.
7. Beyaz unlu gıdalardan ve şekerden uzak durun.
8. Menopoz döneminde kilo alabilirsiniz. Kilo vermek için aç kalmayın. Günde üç öğününüzü yiyip, ara öğünlerde de meyve ve tok tutucu hafif şeyler tüketin.
9. Bol su için ama oda sıcaklığında ılık su olmalı.
1kadin.com sitemize hoşgeldiniz. Sitemiz kadınlar için hazırlanmış bol içerikli bir sitedir. İstediğiniz veya eklemek istediğiniz konuyu iletişim menüsünden ekleye bilirsiniz.
Anne Çocuk, Sağlık Konuları »
Prematüre Bebeklerde Beslenme
Prematüre bebeklerin besin ihtiyaçları term (vaktinde doğan) bebeklerinkinden daha fazladır. Emme ve yutma koordinasyonu anne karnında 33. haftadan sonra geliştiği için daha önceki haftalarda bebekler gavajla beslenmelidir. 1800 gr.a ulaşmış, klinik bulguları olmayan ve beslenme intoleransı bulunmayan sağlıklı prematüre bebekler taburcu olmadan önce normal anne sütü veya standart mamalar ile beslenmeye başlayabilir. Bronkopulmoner displazi veya konjenital kalp hastalığı gibi sorunları olan prematüre bebeklerin besin ihtiyaçları artar. Anne sütü yoksa 40. haftaya kadar (doğması gereken zamana kadar) özel prematüre mamaları kullanılması uygundur. Sütlerin kalori içeriklerinin artırılması çeşitli yollarla yapılabilir. Ancak kalori ayarlamaları yaparken, uygun oranlarda yağ, karbonhidrat ve proteinin sağlanmasına dikkat edilmelidir. Prematüre bebeğin gerek hastanede yattığı dönemde, gerekse taburcu olduktan sonraki beslenmesi yanlızca besin ihtiyaçlarının karşılanması anlamına gelmez. Bu dönemdeki beslenme şekli, çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek özelliklere sahiptir. Bebeğe kaloriyle birlikte diğer besin elemanlarının da uygun şekilde verilmesi bebeğin beyin gelişimi ile bağırsak ve endokrin fonksiyonların gelişimini etkileyebildiği gibi erişkin yaşta karşılaşabileceği şişmanlık, hipertansiyon ve allerji gibi çok değişik sorunların ortaya çıkmasını da etkileyebilir. Programlama adı verilen bu olay çeşitli fonksiyonlar için değişik dönemlerde ve değişik besin gruplarına bağlı olarak gelişir. Bu nedenle, bebeklerin doğru zamanda doğru şekilde beslenmesi önem kazanır.
Prematüre Bebeklerde Katı Gıdalara Başlama Zamanı: Prematüre bebeklerde katı gıdalara başlama zamanı için gözönüne alınması gereken kriterler aşağıda sıralanmıştır: – Başını dik tutmalı, oturma pozisyonunda durabilmeli – Dilini dışarı çıkarma hareketi azalmış olmalı – Düzeltilmiş yaşı 4-6 ay olmalı.
ANNE SÜTÜ
Prematüre beslenmesinde en uygun besin bebeğin kendi annesinin sütüdür. Erken doğum yapan annenin sütü (preterm süt) zamanında doğum yapan annenin sütünden farklılıklar gösterir. Preterm sütün daha fazla total nikotin*, protein, sodyum, klor, magnezyum, demir, bakır, çinko ve erken laktasyon döneminde daha yüksek IgA içerdiği gösterilmiştir. Toplanan anne sütü buzdolabında +4 derecede 48 saat tutulabilir. Prematüre bebekler için, anne sütüne eklenmek amacıyla üretilmiş ve protein, makromineraller, eser elementler,enerji ve vitaminler içeren toz ürünler piyasada mevcuttur. Ancak genel görüş, anne sütünün ek formüllerle zenginleştirilmesinin ağırlık artışının yeterli olmadığı bebeklere sınırlı tutulması yönündedir. Genellikle 1500 gr.ın üzerinde olan prematüre bebeklerin besin gereksinimleri anne sütü ile karşılanabilir.
Vitamin ve Mineral Takviyesi: Günlük alınan besin miktarı ile alınması gereken miktarlarda vitamin alınamadığı için, prematüre bebeklere genellikle multivitamin solüsyonları verilir. Prematüre bebeklerde diğer bebeklerde olduğu gibi 2. aydan itibaren demir eksikliği gelişebileceğinden 1. aydan sonra demir takviyesi başlanmalı ve 12. aya kadar devam edilmelidir. Amerikan Pediatri Akademisi term (zamanında doğan) bebeklere 2. haftadan sonra florür verilmesini önermektedir. Prematüre bebeklere de 6. aydan sonra gerekli görülürse florür verilmesi düşünülebilir. Doktorunuz gerekli gördüğü durumlarda fosfor, kalsiyum takviyesi yapabilir. D vitamini prematüre olsun olmasın tüm bebeklere ilk haftadan sonra verilir. …..
Beslenme Sorunları: Prematüre bebeklerde beslenme sorunlarına daha sık rastlanır. Bu sorunların çoğu hemen doğum sonrası dönemde görülmekle beraber emme ve yutma sorunları uzun süre devam edebilir. Geçici nörolojik immatüritesi veya kalıcı nörolojik defisti olan bebeklerde beslenme sorunları daha sıktır. Kronik akciğer hastalığı ve gastroözofagiel reflüsü olan, değişik kişiler tarafından beslenen bebeklerde de beslenme sorunları daha fazla gözlenir. Hiperaktif öğürme refleksi, bebeğin anne göğsünden, biberonla veya kaşıkla hiçbir şekilde beslenemediği özel bir durumdur. Beslenme sorunu olan bebekte günlük aldığı miktar hesaplanmalı, normal fizik muayeneye ilaveten refleksler değerlendirilmedir.
Prematüre bebeklerde kabızlık da nadir olmayan bir durumdur. Uzun süreli kabızlıklarda bazı tetkikler gerekebilir. Anne sütü alan bebeklerde kabızlık nadirdir. Fonksiyonel bir kabızlık varsa ilk aylarda mama içindeki su mikatarını artırmak faydalı olabilir. Daha sonra ise günlük besinler içindeki tahılların artırılması düşünülebilir. Lavmanlar ve fitiller ancak geçici bir çözüm sağlar ve çok gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır.
Anne Çocuk, Sağlık Konuları »
Prematüre bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu edilme zamanı önemli bir konudur. Hastaneden erken çıkma bebek ile anne arasındaki bağı kuvvetlendireceği gibi bebeğin gelişeceği çevrenin düzenlenmesi, hastane enfeksiyonlarının önlenmesi ve hastane masraflarının azaltılması yönünden de faydalıdır. Buna karşılık hastaneden erken çıkma; bebeğin genel durumunun bozulmasına ve tekrar hastaneye yatırılması gereksinimine yol açabilir ve bu durum bebeğe olduğu kadar aileye de ilave bir stres kaynağı olur.
Prematüre doğan bebeklerin ebeveynleri, bebek taburcu olup eve geldikten sonra 3 değişik dönemden geçerler. İlk döneme “öfori dönemi” denir ve evdeki ilk 6 haftalık süreyi kapsar. Bu dönemde ebeveynler anne-baba olmanın mutluluğunu yaşar ve çocuğun eve gelmiş olmasından dolayı sevinç içerisindedirler. İkinci dönem bir mutsuzluk dönemidir ve 6 ay kadar sürebilir. Bu dönemde aile çocuklarının düşündüklerinden daha küçük olduğunun, gelişmesinin daha geri olduğunun farkına varır ve bu sorunlarla baş edemeyeceğini düşünerek endişelenir Son dönem kabullenme dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde anne ve baba, çocuklarını olduğu gibi ve hayatlarının doğal bir parçası olarak kabul etmeyi öğrenir ve normal hayatlarına döner. Çocuğun büyümesi ve gelişmesi normal veya çok hafif bir gelişme geriliği varsa, aile içindeki stres daha azdır ve normal hayata dönüş çok daha hızlı meydana gelir.
VÜCUT ISISININ KORUNMASI
Prematüre bebekler zamanında doğan bebeklere göre farklılıklar gösterirler. Gestasyon haftaları büyüdükçe vücutlarındaki oluşumlar tamamlanmaya ve bizlerin dışarıdan verdiğimiz desteğe daha az ihtiyaç duymaya başlarlar. Cilt altı yağ tabakaları olgunlaşmadığı için hipotermi (vücut ısının düşmesi) gözlenebilir. Bu nedenle zamanında doğan bebeklere göre daha çabuk üşürler. Vücut ısılarının korunması için alınan kıyafetlerin uygun boyutta olması, vücutlarının her yerini sarması gerekmektedir. Bu sağlanamıyorsa prematüre kendini ısıtmak için daha fazla enerji kullanacak, bu da büyüme hızını yavaşlatarak farklı problemlerin oluşmasına neden olacaktır. Eğer; uygun boyutta pamuklu kıyafetler bulunamaz ise el ve ayaklarına pamuk, gazlı bez sarılarak, iki tulum üst üste, eldiven ve çoraplar çiftli giydirilerek çözüm üretilebilir.
Oda sıcaklığı sabit tutulmalıdır. (24 °C – 25 °C) Çok soğuk ve çok sıcak ısı değişikliklerinin bebeğin sağlığını tehlikeye sokacağı unutulmamalıdır. Mümkünse odada termometre bulundurulmalıdır. Digital kulak termometresi bebeğin ısı ölçümünün kontrolü için fayda sağlayacaktır.
BESLENME
Prematüre bebeklerin besin ihtiyaçları zamanında doğmuş bebeklerinkinden daha fazladır. Büyümeyi yakalayabilmek için aldıkları enerji doğru hesaplanmalı, beslenmesi ona göre düzenlenmelidir.
Emme, yutma, nefes alma koordinasyonlu refleks 33. gestasyon haftasından sonra geliştiği için daha önceki haftalarda bebekler gavajla beslenmelidir. (Gavaj: Mideye ağız veya burundan sonda takılarak, sondadan anne sütü veya mama ile besleme yöntemidir. )
Bebeğin bakımının büyük ölçüde tıbbi personele bağımlı olduğu ilk dönemlerde anne sütü verilmesi anne ve bebeğin duygusal ihtiyaçları açısından büyük faydalar sağlar. Anne sütüyle beslenme şekli gerek emzirme metodları, gerek biberonla, gavajla beslenme ve anne sütünün önemi aile hastanemizde kaldığı süre içerisinde sürekli verilmektedir.
Anne sütünün önemi asla tartışılmaz. Anne serviste yattığı süre içerisinde süt salınımının artması için süt pompası ile sütleri toplanır. Bu işleme evde de devam etmesi gerekebilir. Bu dönemde sütlerin saklama koşulları ve hazırlanışı ile ilgili kurallara uyulmalıdır.
Anne sütü;
* Derin dondurucuda, 6 aya kadar,
* Buzlukta, 1 aya kadar,
* Buzdolabı rafında, 24 saat’e kadar,
* Oda sıcaklığında, 8 saat ‘e kadar saklanabilir.
Anne sütü ısıtılarak verilmez. Bebeği beslemeden 1-2 saat evveli oda sıcaklığında bekletilerek veya benmarie usulü ılıtılarak verilebilir.
Eğer prematüre, anne sütünün yanında mama desteği ile besleniyorsa; mama hazırlama koşulları ve biberonla beslenme kurallarına uyulmalıdır.
Mama Hazırlığı:
Malzemeler:
1- Steril su (İçme suyunu temiz bir kapta kaynamaya başladıktan sonra 10 dakika kadar kaynatın).
2- Steril biberon (ölçülü biberonlar ve en sağlıklısı cam biberonlar kullanın. Biberonların emziklerini ve biberon emziklerinizi hatta süt pompanızın aparatlarını sterilizatör cihazında buhar ile sterilizasyon yöntemi ile steril edilebilir ya da ayrı temiz bir tencere edinerek bütün parçaların üstünü kaplayacak şekilde içme suyu ile kaynatma yöntemi ile steril edebilirsiniz).
3- Steril biberon emziği (silikon veya kauçuk biberon emzikleri kullanılabilir. Dikkat edilmesi gereken emziklerin deliklerinin büyüklüğüdür. Akış hızının damla damla olmasına dikkat ediniz. Deliklerin büyük ve akış hızlarının hızlı olması aspirasyon riskini doğurabilir).
4- Uygun mamalar (prematüre mamaları ve miadında doğmuş bebekler için hazırlanmış mamaların birbirlerinden farklılıkları vardır. O nedenle doktorunuza danışarak mama kullanınız).
Hazırlık: Mamaların içinde ölçekler bulunmaktadır. Biberonu düz bir zemine yerleştirerek steril suyu 30 cc (30 ml) ölçüsüne kadar koyunuz. İçine mama ölçeği ile 30 cc’ye 1 ölçek, 60 cc’ye 2 ölçek vb. hazırlayarak, biberonun ağzını kapatarak iyice çalkalayınız. Biberon ısıtıcısında mamayı ısıtabilirsiniz. Biberon ısıtıcı yoksa biberonu sıcak suyun içine oturtarak da bu işlemi uygulayabilirsiniz.
Mamanın ısısını cildin en hassas ve en ince bölgesi olan el üstü veya el bileğinin içine damlatarak kontrol ediniz ve öyle beslemeye geçiniz.
Bazı prematürelerde aldığı miktar ölçüm açısından önemlidir. Vereceğiniz miktarı enjektör ile ölçerek biberonla verebilirsiniz.
Temizlik: Bebeğinize kullandığınız emzik, biberon vb. mutlaka steril ederek kullanınız. Kirli biberonları bulaşık deterjanı ile biberon fırçasıyla içini iyice yıkayarak temizleyip steril ediniz.
Emzirme pozisyonları farklılık gösterir. Bebek emzirme aşamasına geldikten sonra yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve bebek bakım odası hemşireleri tarafından emzirme teknikleri eğitimi verilecektir.
Ev ortamında emzirme işlemi için temin edeceğiniz rahat bir koltuk hem sizin rahatlığınız hem de bebeğinizin rahat emebilmesi için kolaylık sağlayacaktır.
Prematürenin gerek hastanede yattığı dönemde gerekse taburcu olduktan sonraki beslenmesi yalnızca besin ihtiyaçlarının karşılanması anlamına gelmez. Bu dönemdeki beslenme şekli, çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek özelliklere sahiptir. Bebeğe kalori ile diğer besin elemanlarının da uygun şekilde verilmesi bebeğin beyin gelişimi ile bağırsak ve endokrin fonksiyonların gelişimini etkileyebildiği gibi erişkin yaşta karşılaşabileceği şişmanlık, ateroskleroz, hipertansiyon ve allerji gibi çok değişik sorunların ortaya çıkmasını da etkileyebilir. Bu nedenle, bebeklerin doğru zamanda doğru şekilde beslemesi önem kazanır.
Prematüre beslenmesinde anne sütüne ek mamalar anne sütüyle birlikte verilebilir. (EO protein mama) Bunun yanında multivitaminler, demir, fosfor vb. eklenebilir. Taburcu olurken ilaçların kulanım şekilleri, dozları ve saatleri yenidoğan hemşireleri tarafından aileye anlatılmalı ve taburcu formunda belirtilmelidir.
Beslenme sorunları:
Prematüre bebeklerde beslenme problemlerine daha sık rastlanır. Bu sorunların çoğu hemen doğum sonrası dönemde görülmekle beraber emme ve yutma sorunları uzun süre devam edebilir. Bu aşamada yine; yoğun bakım ünitesinde aile beslemeye ortak edilerek ev aşamasında kendi başlarına beslemede eğitilmelidir. Dikkat edilmesi gerekenler besleme esnasında bebeğin başını 45 derece açı ile tutmak, biberon emziğinin akış hızını ayarlamak, mamanın ısısını kontrol etmek, anne sütü veya mamanın miktarını ayarlamak ve besleme işlemi yapan kişinin rahatlığını sağlamak bunlardan sadece bir kaçıdır. Eğer bebek ilk önce aktif emip daha sonra uyku haline geçiyorsa bebeğin gazının olabileceği düşünülmeli, uygun pozisyonda gazını çıkartmaya çalışılmalıdır. Prematüre bebeklerin çene kasları tam olarak gelişmediği için emme işlemi esnasında çok çabuk yorularak uyku fazına geçebilirler. Bu nedenle özellikle biberon ile beslerken parmağınızla çeneden destek sağlayarak bebeğinize yardımcı olabilirsiniz. Lütfen sorularınızı ve gösterilmesini istediğiniz pozisyonları yenidoğan hemşirelerine sorarak yardım alınız. Beslenme süresini 30 dakikayı geçmeyecek şekilde ayarlayınız. Besleme ne kadar uzarsa öğün sayısı o kadar azalır. Kilo kaybı o kadar da fazla olur.
Bebeğinizi beslenme sonrası sağ veya sol yan yana yatırınız. Başı vücutla beraber %10 dereceye kadar dikleştirmede fayda vardır. Aspirasyon beslenme sonralarında çok sık görülen bir komplikasyondur. Dikkat edilmesi gerekir.
Prematüre bebeklerde kabızlık da nadir olmayan bir durumdur. Uzun süreli kabızlıklarda doktorunuza başvurunuz.
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde ve bebek bakım odasında hemşireler tarafından bağırsak masajı eğitimi verilmektedir. Evde bu masaj yöntemi size yardımcı olacaktır.
Beslenme esnasında bebeğinizin rengini ve hareketlerini doğru gözlemlemeniz gerekir. Sağlıklı bir bebeğin rengi pembedir. Bebeğin renginde hastane çıkışına göre sararma veya soluklaşma gözlemlerseniz doktorunuza başvurunuz.. Beslenme esnasında ağız ve burun çevresinde morarma, vücudunda genel bir renk değişikliği olursa beslemeyi kesip mutlaka bebeğinizi gözlemleyip doktorunuza başvurunuz.
EVDE ENFEKSİYON KONTROLÜ
Prematüre bebeklerin bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmediği için her türlü enfeksiyona açıktırlar. Bu nedenle ziyaretçilere, özellikle okul çağı çocuklara kısıtlamalarda hassas davranılmalıdır. Odasında oyuncak bulundurulacak ise; oyuncakların yıkanabilen, toz tutmayan ve tüysüz olmasına dikkat edilmelidir.
El temizliği enfeksiyon kontrolünde birinci basamaktır. Bebeğe dokunmadan evvel, alt temizliği sonrası el temizliğine özen gösterilmelidir. Tırnakların kısa kesilmesi ve mümkün olduğunca takı takılmaması yine enfeksiyon açısından önemlidir.
SOLUNUM DURMASI – APNE
Apne: Prematüre bebeklerde sık görülen apne, beynin yeterli olgunluğa ulaşamamış olması ve göğüs kafesi kaslarının kuvvetsizliğinden meydana gelmektedir.5 saniyeden daha kısa ve kendiliğinden düzelen solunum durmaları fizyolojiktir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çok sık karşılaşılan bu sorun bebek taburcu olduktan sonrada devam edebilir.10 saniyeden daha uzun ve bebeğin dudaklarında morarma ve halsizlik yapan solunum durması patolojiktir, uyarı verilmesi gerekir ve hemen doktorunuza başvurun. Bebeğin evde apne yatağı ve monitörüne bağlanıp bağlanmayacağına taburcu olmadan önce karar verilir. Kullanımı ve temini aileye taburculuk planında anlatılır.
UYKU
Prematüre bebekler uykuya çok meyillidirler. Özellikle beslenmeye ayrılan süre ne kadar çok uzarsa o kadar bebeğin yorulmasından dolayı uykuya meyili artacaktır. Bu nedenle beslenmede harcanan süreye dikkat edilmeli, beslenme ve uyku düzenleri iyi ayarlanmalıdır.
Büyüme hormonu uyku safhasında salgılanır. Bu nedenle bebek uyurken itinalı davranılmalıdır. Bunun yanında oda lambasının ayarlanır olması bebeğin gece gündüzü ayırt etmesi açısından faydalı olacaktır. Gündüzleri daha hareketli bir yaşamdan geceleri uyku ve sessizliğe geçiş bebeğin ev ortamına adaptasyonu yönünden önemlidir. Gündüzleri odasında kısık sesli hafif bir müzik çalınabilir. Fakat bilinmelidir ki ses seviyesinin yüksek olması henüz daha yeni yeni olgunlaşmaya başlayan işitme organında kalıcı hasarlara neden olabilir.
CİLT BAKIMI
Bütün yenidoğanların olduğu gibi prematürelerin de cildi hassas ve narindir. Özellikle prematürelerde kulak gibi kıkırdak dokuların olduğu bölümler olgunlaşmadığı için sağ, sol yan yatırıldığında uzun süre pozisyon değiştirilmemesine bağlı olarak kulaklarda yapışkanlıklar, nekrozlar oluşabilir. Yine pozisyonel olarak baş bölgesinde düzleşmeler görülebilir. Bu nedenle sık sık (3 saat ara ile) pozisyon değiştirmede, hassas bölgelerine havlu, pet gibi malzemelerle desteklemekte fayda görülecektir.
Gözlerde yapışkanlıklar, çapaklanmalar ve hatta akıntılar görülebilir. Bu durumda doktorunuza danışmakta fayda olacaktır. Göz bakımını steril su ile yapabilirsiniz. Bir göze kullandığınız gazlı bezi diğer gözde kullanmayınız, çünkü herhangi bir enfeksiyon söz konusu ise diğerine bulaştırabilirsiniz. Eğer ki; gözlerde ödem, kızarıklık ve sarımtırak akıntı varsa bu enfeksiyon olduğunu gösterebilir.
Ağız bakımında yine steril su kullanabilirsiniz. Bebeğinizin damaklarda, dil üstünde beyaz partiküller olup olmadığına dikkat ediniz. Böyle bir durumda serçe parmağınıza gazlı bez sarıp pamukçuk olan bölgeyi steril su ile kazıma tarzında temizlemeniz önerilecektir. Emin olmadığınız durumda doktorunuza başvurabilirsiniz.
Bakım, Sağlık Konuları »
Kış mevsiminin erkek veya kadın herkese getirdiği kötü sürprizlerden biri de “çatlayan dudaklardır”. Ancak artık üzülmenize gerek kalmadı. Sizin için bunu da araştırdım ve yararlı uygulamalar buldum.
İşte güzelliğinizi korumak adına yapabilecekleriniz işlemler:
Kalıcı rujlardan uzak durmaya çalışın. Çünkü kalıcı rujların hiçbirinde nemlendirici madde bulunmaz. Bu da dudaklarınızın kuru kış günlerinde daha çabuk kurumasına ve çatlamasına neden olur. Ayrıca içerdikleri bileşenler göz önüne alındığında dudaklarınızda yer alan gözenekleri tıkayacaktır.
İçeriğinde alkol bulunan dudak ürünlerinden kullanmayın. Dudaklarınızı daha kuru hissetmenize ve soğuk havalarda oluşan çatlaklar sonrasında canınızın yanmasına neden olur. Sadece doğal içerikli ürünlerden kullanmaya dikkat edin.
Sıcak, baharatlı ve tuzlu yiyeceklerden (ay çekirdeği veya tuzlu çerezlerden) kaçının. Kırmızı et, yulaflı yiyecekler, fındık, taze meyve ve sebze gibi yiyecekler dudağınız gibi vücudunuzun çok fazla kan bulunduran noktalarının sağlıklı görünümü için yararlı olacaktır. Bu besinler A, E, K ve B vitaminleri açısından zengindir. Günlük ürünleri tercih edin. Özellikle süt, ağız bakterilerini etkisiz hale getirir.
Havanın kuru ve rüzgârlı olduğu günlerde mümkünse dışarı çıkmayın. Çıkmanız gerekli ise, eşsiz güzelliğinizin parçası olan dudaklarınıza bol miktarda doğal yağ ( örneğin; Hindistan cevizi yağı veya zeytin yağı ) sürerek çıkın. Bu yağlar dudaklarınızı korumakta inanılmaz güçlü maddelerdir. Kış boyunca çok fazla ruj veya dudak parlatıcısı kullanmamaya çalışın.
Hassas bir yapısı olduğu için dudaklar, dış ve iç faktörlerden çabuk etkilenen bir yapıya sahiptir.
Bu nedenle hiç kimyasallara bulaşmadan dudaklarımızın bakımını da doğal yollarla, harika sonuçlar alarak, kolay bir şekilde yapabiliriz. Dudaklar vitamin eksikliğinden çabuk etkilenir. Dudakların ihtiyacı olan B8 vitaminidir. Bu vitaminin eksikliğinde, dudak çatlamaları, pürüzlü ve sağlıksız bir görünüme sahip olurlar. Bu vitamini elde edeceğiniz ürünler, soya unu, fındık, badem, ceviz ve yumurta sarısıdır. Bu ürünlerden yemeyi ihmal etmeyip, ayrıca bunlardan yapılan maskelerle dudak sağlığınızı korursunuz.
- 1. Maske: Soya ununu ve un haline getirilmiş fındığı küçük bir kapta (çok iyi steril edilmiş) bir iki damla badem yağı ile krem kıvamına getirip dudaklarınıza ara sıra uygulayın.
- 2. Maske: Badem ve cevizi yukarıda belirtildiği gibi un haline getirip, içerisine bir çay kaşığı yumurta sarısı ekleyerek krem kıvamını alıncaya kadar karıştırın. Dudaklarınıza uygulayın. Bu maskeleri buzdolabında iki gün saklayabilirsiniz, ona göre uygulayacağınız kadar maske yapmalısınız.
- 3. Maske: (Dudak derinizi besleyen ve yenileyen maske): 1 çorba kaşığı süt ve 1 çorba kaşığı kaymağı yoğun bir kıvama gelinceye kadar kap içerisinde karıştırın, yatmadan önce dudaklarınızın dış çizgilerini de taşacak şekilde sürün. 15 dakika bekleyip yıkayın, bu maskeyi bir hafta boyunca her gün uygulayabilirsiniz. Ayrıca kaymak yerine bal da kullanabilirsiniz. Bunu yaptığınızda dudaklarınızı yalamayın.
Dudak uçuklarına badem maskesi
Özellikle stres, yorgunluk, soğuk algınlığı ve bazı hormonsal değişiklikler, uçuk olacak bölgede daha önceden karıncalanma, kaşınma ve yanma hissiyle kendini belirtir. Uçuğun çıkmasını engellemek için, bir parça buzu ince bir kumaş içine veya poşete sarıp dudak bölgenize hafifçe bastırarak uygulayın, buna 5 ila 10 dakika devam edin, ardından yukarıda hazırlamış olduğunuz badem maskesini sürün. Soğuk ve rüzgârlı havalarda dışarı çıkmadan önce dudaklarınıza süreceğiniz bir iki damla badem yağı, hem dudaklarınızı dış etkilerden koruyacak hem de dudak sağlığınızı sağlayacaktır.
Anne Çocuk, Sağlık Konuları »
İnsan hücrelerinin, özellikle embriyolarının kriyoprezervasyonu yardımcı üreme teknikleri alanında çok önemli bir rol oynamaktadır. Hücre dondurmasında iki temel teknik tanımlanmıştır. Bunlar, insan hücrelerinde ilk uygulanmaya başlayan teknik olan yavaş kontrollü dondurma yöntemi ve daha yeni bir teknik olan vitrifikasyon yöntemidir. Yavaş kontrollü yöntem halen yaygın olarak tercih edilmekle birlikte özellikle son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda ultra hızlı vitrifikasyon tekniğiyle de çok başarılı sonuçlar bildirilmiştir. 2008 yılında yayınlanan ilk meta-analize (farklı makalelerin başarı sonuçlarının bir arada değerlendirildiği ortak istatistik sonuçları) göre embriyolarda vitrifikasyon yöntemiyle daha başarılı canlılık oranları bildirilmiştir.
Yavaş kontrollü dondurma ve vitrifikasyon tekniğindeki en temel farklılık hücrenin yapısal bütünlüğünün korunma mekanizmasıdır. Yavaş dondurma yönteminde hücre canlılığı kademeli olarak soğutma esnasında hücre etrafında buz kristalleri oluşturularak sağlanırken, vitrifikasyon tekniğinde konrantrasyonu yüksek dondurma solüsyonları yardımıyla ani ısı düşüşüyle birlikte hücre etrafında cam bir katı yüzey oluşturularak korunmaya çalışılır. Vitrifikasyonda hücrelerin inkübatör (37°C-%5 CO2 değerlerinde hücrelerin içerisinde korunduğu, vücut ortamını taklit eden özel aletler) dışında geçirdikleri süreç yavaş dondurma yöntemine göre daha kısa (vitrifikasyon-10dk. yavaş dondurma-3 st.) olduğu için, hücrelerin canlılığını olumsuz yönde etkileyebilecek önemli dış etken değişikliklerine karşı daha kısa süre maruz bırakılabilmesini sağlamış olur. Vitrifikasyon tekniğinde herhangi bir alet kullanımı ve buna bağlı olarak bakım masrafları olmadığından yavaş kontrollü dondurma yöntemine göre daha ucuz bir teknik olarak kabul edilmektedir.
Vitrifikasyon tekniğinde yüksek konsantrasyonlarda dondurma solüsyonlarının kullanımıyla dondurulacak hücre ultra hızlı bir şekilde(<1sn.) 37°C’den (inkübatör içinden) -196°C’lik (hücrelerin dondurulduktan sonra içerisinde yıllarca saklanabildiği sıvı nitrojen gazının ısısı) kritik sıcaklık aralığını yüksek soğutma hızıyla (>10.000°C/dk.) geçilerek cam şeklinde katılaşarak dondurulur.
İnsan hücrelerinde vitrifikasyon tekniğinin ilk uygulanmaya başladığı yıllarda (1998-2000) geleneksel vitrifikasyon adı verilen bir teknik uygulanırken, 2000’li yılların başından günümüze kadar olan süreçte ultra-hızlı vitrifikasyon adı verilen ve daha başarılı klinik sonuçlar elde edilen bir teknik tercih edilmektedir. İlk yıllarda kullanılan geleneksel vitrifikasyon yöntemiyle %5-8 gibi düşük implantasyon oranları (transfer edilen embriyo başına rahme tutunabilen embryo oranı)bildirilebilirken günümüzde ultra-hızlı teknikle bu oranlar %30’lara ulaşabilmiştir.
Vitrifikasyonda başarıyı etkileyen 3 temel parametre bulunmaktadır. Bunlardan ilki soğutma ve çözme hızıdır. İkinci temel parametre kullanılan dondurma solüsyonlarının konsantrasyonudur. Üçüncü temel parametre ise örnek hacmi ve hücrelerin içerisinde vitrifiye edilip sıvı nitrojen içerisinde saklanabilecekleri özel aparatlardır. Isı düşüşünü yüksek seviyede sağlayabilmek ve vitrifikasyon solüsyonunun miktarının azaltmak için özel ince ve küçük taşıyıcı aparatlar geliştirilmiştir.
Sonuç olarak vitrifikasyon yöntemi ile hücre dondurma günümüz klinik verilerine dayanarak başarılı bir teknik olarak kabul edilmektedir. Fakat halen yavaş kontrollü dondurma yönteminin klinikte rütin olarak yerini tamamen vitrifikasyona bırakması için yukarıda da belirtilen bazı verilerin netleşmesi gerekmektedir. Bu verilere ek olarak her ne kadar günümüze kadar doğan bebeklerde taze tüp bebek yöntemiyle doğan bebeklere göre olumsuz bir etkiye rastlanmamakta ise de vitrifiye edilen hücrelerin genetik yapıları hakkında yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.
Bu verilerin çok yakın gelecekte çözümlenmesiyle birlikte vitrifikasyon yöntemi klinik tüp bebek laboratuarlarında rutinde kullanılan tek dondurma tekniği olarak yerini alacaktır.
Başak Balaban
Sağlık Konuları, Yemekler »
Şüphesiz vitaminler vücudumuz için büyük önem taşımaktadır. Hergün belirli vitaminleri almamız gerekiyor. Bu vitaminleri genelde farkında olmadan yediğimiz besinlerden alıyoruz ama artık gıdaların yapaylaşması, hormon ile büyütülmesi vitamin bakımında epey fakir olmalarına neden oluyor. Eğer kendinizi sürekli halsiz, yorgun, hasta hissediyorsanız aşağıdaki vitaminlere ihtiyacınız olarabilir.
Hangi vitaminlere ihtiyacınız olduğunu hiç düşündünüz mü? İhtiyacınız olan besinleri nereden bulabilirsiniz? İhtiyacınız olan ve folik asit, krom ve flavonoid içeren vitamin ve besinlerin kaynaklarını burada öğrenebilirsiniz. Aşağıdaki vitamin tablosunu kullanarak diyetinizi daha sağlıklı yapabilir ve bedeninize ihtiyacı olan vitamin ve besinleri sağlayabilirsiniz.

Yararları: A vitamini, sağlıklı görmeye özellikle gece görüşünde, ve diş ve dişetleri sağlığınıın korunmasına yardımcı olan, ve saç, cilt, sinirler ve mukus zarlarının daha güçlü olmasını sağlayan bir antioksidandır. A vitamini ayrıca bağışıklık ve yenilenme fonksiyonlarına da yardımcı olur. Beta karoten formunda en fazla 2,500-3,000 IU A vitamini içeren bir multivitamin tercih etmelisiniz, beta karoten diğer A vitamini formlarından daha az toksik yapıdadır. Günde 8,000 IU’dan fazla A vitamini almamalısınız. Örnek Besinler: Havuç, pişmemiş, bir adet orta boy , Tatlı patates, kızartma veya haşlanmış, yarım orta boy , balkabağı, konserve, bir kase, zenginleştirilmiş kepek veya buğday gevreği, 20 gram…

Yararları: B6 vitamini homosistein seviyesini düşürmenin yanı sıra, yağların, karbonhidratların ve proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur, böylece bu besin öğeleri kolayca absorbe edilir. B6 vitamini ayrıca alyuvar oluşumunda, antikor üretimi, ve normal sinirsel fonksiyonlarda önemli bir role sahiptir. Günde 3.7 mg B6 vitamini alırsanız, Gerçek Yaşınızı gençleştirmek konusunda önemli bir adım atmış olursunuz. Örnek Besinler: Tavuk, kızarmış yağsız, derisiz, 100 gram, Muz, bir adet orta boy , Domates püresi, 1/2 kase, Ay çekirdeği,1/4 kase , Pastırma, 60 gram, Enginar, bir adet büyük, Tatlı patates, 1/5 kase…

B12 vitamini homosistein seviyesini düşürür ve alyuvarların, sinirlerin, ve genetik materyallerin üretimine yardımcı olur. B12 vitamini sadece hayvansal ürünlerde bulunur, bu nedenle vejeteryanların tablet vitaminlere ihtiyacı olabilir. Bedeninizin B12 vitaminine çok ihtiyacı yoktur – günde sadece 25 mikrogram (mcg). Bu miktardan daha fazlası da olabilir, ancak bazı insanların B12 vitamininin absorbe edilmesiyle ilgili sorunları olabilir, bu kişilerin günde en az 800 mcg alması gerekir. Bu miktar ise ek vitaminlerle karşılanabilir. Örnek Besinler: Somon balığı, 1/2 kase, Ton balığı, 1/2 kase , Kuzu eti, pirzola, bacak veya omuz, 60 gram, Zenginleştirilmiş kepek veya buğday gevreği, 20 gram, Karışık gözleme, 0.6 cm ,Yoğurt, 160 gram ,Süt, 1 bardak…

Beta karoten pek çok meyve ve sebzede bulunan bir çeşit karotenoiddir. Beta karotene hayatın devamı için ihtiyaç duyulmaz ancak hastalıkların önlenmesinde güçlü bir etkisi vardır ve vitamine benzer. Bedeniniz beta karoteni A vitaminine dönüştürür. Örnek Besinler: Beta karoten için en iyi kaynak meyvelerdir, örneğin kayısı, şeftali, ve mango, kurutulmuş erik, kantalup, ve nektarin.

vitamini kalsiyumla birlikte kemiklerin güçlenmesini sağlar. Kalsiyum emilimine yardımcı olur, bu nedenle kalsiyum aldığınız zaman demir almayı da ihmal etmemelisiniz. D vitamini, en yaygın artrit çeşidi olan osteoartiritin önlenmesini sağlar, ve bazı kanser türleri riskini azaltır. D vitaminini almak için iki yol vardır—yiyeceklerden ve güneşten. En güvenli yol yiyeceklerden ve ek vitaminlerden yeterli miktarda almaktır. Eğer yaşınız 70’den azsa, günde 400 IU D vitamini almalısınız, 70 yaşın üstündeyseniz günde 600 IU D vitamini almanız gerekir. Örnek Besinler: Uskumru, yumurta, tahıl gevreği, mısır gevreği, kuru üzüm…

vitamini, arteryal yaşlanmayı azaltan ve kan damarlarlarında yağ plaklarının oluşumunu önleyen bir antioksidandır. C vitamini, protein metabolizmasına yardımcı olur, bağışıklık sistemini destekler, iyileşmeyi hızlandırır, ciltte kolajen oluşumunu sağlar. RealAge’inizde maksimum gençleşmenin sağlanması için, her gün 1,200 mg, veya günde üç defa 400 mg C vitamini almalısınız. Böylece RealAge’nizi 1.6 yıl azaltabilirsiniz. Örnek Besinler: Turunçgiller, Yeşil dolmalık biber, 1/2 kase, Papaya yarım ,Brüksel lahanası, dört adet büyük, Tatlı kavun veya karpuz, 1 tabak …

Sodyum oldukça önemli bir besindir, ancak aynı zamanda diyetinize eklemeniz gerekmeyen bir mineraldir. Günde sadece 116 mg sodyuma ihtiyacınız vardır, ancak diyetlerin büyük bir kısmı günde yaklaşık 4,000 mg sodyum almamızı sağlar. Sodyum, sinirsel sinyallerin iletilmesinde, tansiyonun düzenlenmesinde, karbonhidrat ve protein ****bolizmalarında önemli bir role sahiptir. Çok fazla sodyum yüksek tansiyona neden olabilir. Uzmanlar, günde 2,400 mg’dan fazla sodyum alınmaması gerektiği yönünde uyarıyorlar.Sağlığınız için, günde 1,600 mg’dan daha az sodyum almalısınız.Böylece Realage’nizi en az 3 yıl gençleştirebilirsiniz. Örnek Besinler: Yediğimiz yiyeceklerin %75’inde tuz vardır. Soya sosu, hazır çorbalar, ve dondurulmuş yiyecekler fazlasıyla tuz ihtiva ederler.

Potasyum felç riskini azaltır. Tansiyonu düşürür, sinirler arasındaki iletişime yardımcı olur, ve normal kalp ve arter fonksiyonlarının korunmasına yardım eder. Bu besin öğesi, ayrıca karbonhidrat ve protein metabolizmalarına da yardımcı olur. Uzman bir doktor tarafından önerilmedikçe potasyum takviyesine ihtiyacınız yoktur. Bazı durumlarda, potasyum hapı almak kalp ritminde bozukluğa neden olabilir. Yediğiniz gıdalardan günde en fazla 3,000 mg potasyum almalısınız. Örnek Besinler: Domates püresi, 1/2 kase, Kurutulmuş şeftali, beş adet yarım, Dil balığı, somon balığı, sardalya, kılıç balığı, 80 gram, Kurutulmuş kayısı, 3-4 adet orta büyüklükte, Greyfurt suyu, 1 kupa, Yoğurt, 160 gram, Kestane, 100 gram…

Likopen, antioksidan özellikleriyle bilinen karotenoid çeşitlerinden biridir. Likopen prostat kanserinin önlenmesine yardımcı olur. Likopen ayrıca diğer kanser türlerinin riskini azaltır ve arterlerin gençleşmesini sağlar. Örnek Besinler: Pembe veya kırmızı meyveler genellikle likopence zengindir. Karpuz ve domates likopen için güzel kaynaklardır. Guava meyvesi, domatese göre %50 daha fazla, kanserle mücedelede etkin role sahip likopen içerir.

Folik asit, homosistein seviyesini düşürür, arteryal yaşlanmaya karşı koruma sağlar, ve kırmızı kan hücrelerinin ve genetik materyallerin üretimi gibi hücresel işlemlere yardımcı olur. Hamileler ve kanser olan veya yanıkları bulunan, veya deri hastalıkları olan kişilerin folik asitin normal seviyesinin koruması için yüksek miktarlarda almaları gerekir. Günde 700 mikrogram (mcg) folik asit almalısınız. Ortalama bir diyet genellikle günde 300 mcg folik asit sağlar, bu nedenle 400 mcg folik asit içeren bir multivitamin tercih edebilirsiniz. Her gün alacağınız 700 mcg folik asitle RealAge’nizi 0.8 yıl gençleştirebilirsiniz. Örnek Besinler: Kuşkonmaz, 1/2 kase, Enginar, bir adet büyük , Brüksel lahanası, dört adet büyük, Börülce, 1/2 kase, Avokado

Flavonoidler vitaminlere benzerler—biyolojik fonksiyonları hızlandırırlar ve antioksidan etkisine sahiptirler. Bazı flavonoidler, kanser oluşturma potansiyeline sahip bazı bileşiklerin zararsız bileşiklere dönüştürülmesini sağlayan enzimlere yardımcı olurlar. Örnek Besinler: Yabanmersini, 1 kase , Yabanmersini suyu, 160 gram, Çay, Domates suyu, 160 gram, Elma, bir adet orta boy, Soğan, 1 kase veya daha az

E vitamini hücrelerinizi dışarıdan gelebilecek zararlara karşı koruyan bir antioksidandır. E vitamini, kötü kolesterolün (LDL) arter duvarlarına bağlanmasını önler, kalp krizi riskini azaltır. E vitamini ayrıca, kanı incelterek pıhtılaşma olmasını engeller. Bazı göz bozukluklarının tedavilerinde yardımcı bir vitamindir. Örnek Besinler: Badem, 20 gram , Fındık, 20 gram , Tatlı patates, Bir adet orta boy, Yalancı safran yağı, 1 yemek kaşığı, Yer fıstığı yağı, 1 yemek kaşığı , Kuşkonmaz, dört adet ,Mısır yağı, 1 yemek kaşığı….
Sağlık Konuları »
Alerji kliniklerine başvuru nedenlerinden birisi de ilaç alerjileridir. Çeşitli nedenlerle kullanılan ilaç tedavileri belli bir oranda aIleljik reaksiyonlara neden olmaktadır. Bunların önemlileri burada incelenecektir.
PENİSİLİN VE ANTİBİOTİK ALLERJİLERİ
Günümüzde tüm dünya üzerinde en sık kullanılan antibiotik hala penisilindir. Bunun da sebebi, penisilinin geniş bir etki alanına sahip olması, düşük toksititesi ve ucuz olması. kolay bulunabilmesidir. Batı ülkelerinde. 4 yaşına kadar olan çocuklar için yazılan reçetelerin dörtte üçünde. 5-9 yaş arası çocuk reçetelerinin yarısında ve 10-14 yaş arası çocukların reçetelerinin de dörtte birinde bu ilaç bulunur. Erişkinlerde de romatizmal ateş, romatizmal kalp hastalığı, zatürre, menenjit ve görülme sıklığı her geçen gün yeniden giderek artan frenginin tedavisinde hala ilk seçilecek ilaç olarak yerini korumaktadır. Çeşitli ülkelerden bildirilen araştırmalar, penisilin kullananların ortalama %2’sinde çeşitli alerjik sayılabilecek reaksiyonlara rastlanıldığını göstermektedir. Bu alerjik reaksiyonların önemli bir kısmı sadece deriyi tutmakta ve hayatı tehdit etmemektedir. Hayatı tehdit edebilecek boyuttaki alerjik reaksiyonların görülme sıklığı ise 1000′de 4 civarında olup epeyce küçük bir oran oluşturmaktadır.
Penisiline bağlı alerjik şok sonucu ölüm ise 100.000′de 1-2 arası bir oranda görülür. Bu tip tehlikeli re aksiyonların çoğu, ilacın injeksiyon ya da damardan verilmesi esnasında görülmektedir. Ağızdan tablet olarak kullanılan penisiline karşı oluşan alerjik şok sonucu ABD’de 1983′e kadar sadece 6 ölüm bildirilmiştir.
Daha önceden çeşitli nedenlerle penisilin kullanıp hiçbir alerjik reaksiyon görülmeyen kişilerle, bu ilacı ilk defa kullananlarda alerjik bir reaksiyon görülme şansı aşağı yukarı eşittir. Ancak daha önce penisiline karşı alerjik bir reaksiyon geçirmiş olan bir kişinin daha soma yine penisilinle reaksiyon geçirme riski, daha önce penisilin tedavisini sorunsuz tolere etmiş bir kişiye göre daha fazladır. 1973′de ABD ‘den bildirilen bir araştırmada. daha önceden penisiline karşı alerji öyküsü bulunanlarda, ilacın yeniden verilmesinde herhangi tip bir alerjik reaksiyonun görülme oranı % 12.8′dir. Bazı araştırmacılar, penisiline alerjik kişilere yeniden bu ilaç verildiğinde ortaya çıkan reaksiyonların ancak %510′unun ağır düzeyde olacağını, ölümün ise 1000′de 2-5 oranında görülebileceğini bildirmektedir. ABD’de yılda ortalama 500 civarında kişi penisiline bağlı alerjik reaksiyondan kaybedilmekte ve bu kişilerin dörtte üçünün daha önceden penisiline ait bir alerjik öyküsü bulunmamaktadır. 1964-1983 arasında İngiltere’de bu ilacın alerjisi sonucu sadece 22 kişi kaybedilmiştir. Tekrar etmek gerekirse bu kişilerin büyük çoğunluğu ilacın injeksiyon olarak yapılması sonucu kaybedilmiştir.
Anamaksi denilen hayatı tehdit edici alerjik reaksiyon hemen her yaşta görülmesine rağmen, en sık 20 ile 49 yaş arasındadır. 12 yaşın altında çok seyrektir.
Alerji her ırktan kişilerde ve her iki cinste eşit olarak görülür. Astma. egzama. alerjik nezle ve diğer ilaçlara alerjisi olma gibi durumlar, penisiline alerji için özel bir risk teşkil etmezler. Penisilin’in elde edildiği Penicillium cinsi mantarlara karşı alerjik olmak da ekstra bir risk taşımaz (bu cins küf mantarları toprakta. kuru ekmekte, çürümüş turunçgiller ve elma üzerinde dahi bulunabilir) .
ALLERJİ NASIL OLUŞMAKTADIR?
Penisilin 300 dalton ağırlığında, düşük moleküler agırlık1ı bir ajan olup. ancak vücut proteinlerine bağlanmak suretiyle immün yanıta neden olur. Vücuttaki yıkım ürünleri kabaca iki ana gruba ayrılarak incelenir:
A) Penisilin’in yaklaşık %95′i benzylpenicilloyl haptenik grubunu oluşturur (BPO). Genellikle bu gruba karşı vücut IgE ve IgG tipinde antikor üretir. Bu gruba Major Determinant denmektedir.
B) Penisilin’in kalan %5′lik kısmı da kristalin penisilin, sodyum penicilloate ve sodyum alfa-benzylpenicilloylamine oluşturur. Bu gruba karşı IgG tipi değil özellikle IgE tipi antikorlar oluşur ve ciddi tip alerjik reaksiyonlardan sorumlu olan grup budur. Bu gruba minör determinantlar da denmektedir.
HASTALARIN TESTLERLE DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu testler daha önceden penisilin alerjisi şüphesi olan kişilere mutlaka uygulanmalıdır. Uygulanan bu testlerle, hayati tehlike yaratan alerjik reaksiyonlar hakkında bir fikir alınabilmesine karşın; deri reaksiyonları, hemolitik anemi ve serum hastalığı gibi durumlar hakkında bilgi alınamaz. Peri testleri mümkünse mutlaka penisilinin major ve minör determinantlarına karşı ayrı ayrı yapılmalıdır. Ancak bu maddeleri ülkemizde her zaman bulmak mümkün olmamaktadır. Özellikle minör determinantlara karşı alınan pozitif bir deri yanıtı, hastanın anafilaksi için ciddi bir risk taşıdığının göstergesidir. Her iki determinanta karşı alınan negatif yanıt ise aleljik reaksiyon şansının %1 ‘den düşük olduğunun ifadesidir.
PENİSİLİNE KARŞI DESENSİTİZASYON (DUYARSIZLAŞTIRMA)
Penisiline karşı alerjisi kesin olarak bilinen ancak bir infeksiyon hastalığı nedeniyle bu ilacın mutlaka kullanılması gereken durumlarda uygulanır. İlacı küçük dozlarda, belirli zaman aralıkları ile gittikçe artan bir şekilde hastaya ,verip, onu bu ilaca karşı duyarsızlaştırmak esas amaçtır. Bu işlem mutlaka bir alerji uzmanının gözetiminde ve mümkünse hastaya gerektiğinde her türlü müdahalenin yapılabileceği bir ortamda uygulanmalıdır. Desensitizasyon sonucunda, hasta o zaman dilimi için bu ilaca karşı duyarsızlaşabilir ama daha ileriki bir zamanda gene penisiline alerjik olma şansı vardır. Bu işlem esnasında penisilin ağızdan veya damar yolu ile verilebilir. Desensitizasyon esnasında da çeşitli alerjik reaksiyonların görülme şansı vardır.
ÖNERİLER
Hastanelere başvuranların aşağı yukarı onda biri penisiline karşı alerjisi olduğunu söylemektedir. Görüldüğü üzere penisiline gerçekten alerjik olmak bu sıklıkta değildir. Penisilinin gerçekten değerli ve ucuz bir tedavi imkanı yarattığı düşünülürse. bu kişilerin bu yönden mutlaka ayrıntılı incelenme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu kişilerin hepsini penisilin alerjik olarak kabul edip hemen alternatif ilaçlara yönelmek, tedavi giderlerinin gereksiz olarak kabarmasına neden olmaktadır. Penisilin tedavisi esnasında kaşıntısız deri döküntüleri görülebilir, bu tehlikeli bir durum işareti olmayıp tedaviye devam edilebilir. Ancak deri döküntülerine kaşıntı, ürtiker ve diğer önemli boyutta alerjik bulgular eşlik ederse, tedavi kesilmelidir.
Penisiline alerji öyküsü olan ve deri testi pozitif bulunan bir kişi, tüm beta laktam halkası taşıyan antibiotiklere karşı da duyarlı demektir. Örneğin bu durumda sefalosporin grubu bir antibiotik ile de alerjik reaksiyon olma şansı % 15 civarındadır. Daha düşük olmakla birlikte İmipenem için de bu şans vardır. Bu nedenle riskli kişiler. farklı yapıda antibiyotik kullanmalıdır. Doktorunuza bu duyarlılığınızı hatırlatmanız yeterli olacaktır. Yapılan araştırmalar romantizmal kalp hastalığının koruyucu tedavi kısmında kullanılan penisilin ile de çok seyrek alerjik reaksiyon görüldüğünü göstermiştir. Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada. 1970 penisilinle koruyucu tedavi alan romantizmal kalp hastası incelenmiş ve bu kişiler alerjik reaksiyon yönünden takip edilmiştir. Bu kişilere araştırma süresinde 32.430 penisilin injeksiyonu yapılmış ve sadece 4 injeksiyon esnasında ciddi alerjik reaksiyon oluşmuştur. Bu dört kişiden üçünün alerjik reaksiyonu kolayca atlatabilmesine karşın ağır derecede kalp hastası olan dördüncü kaybedilmiştir. Yani burada da olayı ağırlaştıran esas faktör. kişinin ağır bir kalp hastası olmasıdır. Deri testi pozitif olan ve önceden bilinen penisilin alerjisi bulunan romatizmal kalp hastalarına sulphadiazine önerilebilir.
















