Anasayfa » Arşiv

Hamilelik Kategorisindeki Yazılar

Gebelik, Hamilelik »

[7 May 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Baharda Hamileliğinizin Keyfini Çıkarın…

Alıp başını gitme mevsimi olan baharın gelmesiyle birlikte insanlar tekrar sokaklara, bahçelere, parklara çıkmaya başlıyor. Kış boyunca evlerine kapanan hamileler de baharla birlikte dışarıya çıkma, güneşten yararlanma ve bol yürüyüş yapma şansını yakalıyor. Hamilelerde baharda artan hareketliliğe karşılık “nasıl rahat ederim?” sorusu gündeme geliyor. Hamileler “nasıl giyin­meliyim, hangi ayakkabıyı kullanmalıyım ve aşırı güneşten nasıl korunmalıyım?” gibi birçok soruya cevap arıyor.İşte anne adaylarına birkaç öneri…

BAHARDA HAMİLELİĞİNİZİN KEYFİNİ ÇIKARIN…

Bahar aylarında daha rahat bir için öneriler:

Güneşli günler, yeşeren ağaçlar ve tekrar uyanan doğa psikolojimizi olumlu etkilerken, fizyolojimizde de çeşitli değişiklikler yapmaktadır. Kış boyunca evlerine kapanan hamileler de baharla birlikte dışarıya çıkma, güneşten yararlanma ve bol yürüyüş yapma şansını yakalıyor.  Sevgili anne adaylarının baharın getirdiği değişimleri tolere edebilmek için beslenme şekillerine ve bol egzersiz yapmaya özen göstermeleri gerekiyor.İşte bahar aylarında hamileliğinizi keyifli ve rahat geçirmenizi sağlayacak birkaç öneri…
Baharda beslenme:

Bahar ayları ile birlikte meyve ve sebze çeşitlerinin artması hamile kadınların daha sağlıklı beslenmelerine fırsat sağlıyor. Böylelikle hamilelerin ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri alma şansı yükseliyor.Uzmanlar bebeğin gelişimi için yeterince protein ve kalsiyum alınmasının da çok önemli olduğunu belirtiyor.Örneğin baharın habercisi olan çilek, içeriğindeki bol miktarda C vitamini, kalsiyum, demir ve potasyum nedeni ile hamileler için baharda zengin bir besin kaynağıdır.B vitamini, potasyum ve magnezyum minerali açısından zengin olan erik de hamilelerin rahatlıkla yiyebileceği meyveler sınıfında yer alıyor.Hamile kadınlar baharla birlikte daha fazla enerji tüketecekleri için daha besleyici ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir.Kalsiyum açısından zengin olan badem, peynir ve balık, protein açısından zengin tavuk eti, yoğurt, yumurta ve mercimek, demir açısından zengin et, balık, üzüm ve karaciğer tüketmeyi ihmal etmeyin. Hamilelikte hazmı zor, kızartma, aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınmak gerekir…

Giyim tarzı da önemli :

Havaların ısınmasıyla hamile kadınların kıyafet seçimleri soruna dönüşmektedir.Baharda günlük yaşamın ev dışında geçirilmesi, vücut ağırlığının her geçen gün artması ve vücudun mevsimsel değişime uyma süreci anne adaylarının bahara hazırlanmasını zorunlu kılıyor.Bu nedenle baharda kıyafet seçiminde, kendinizi iyi hissedebileceğiniz ve kolay hareket edebileceğiniz tercihler yapmalısınız. Bu dönemde bol tunikler, tişörtler, pamuklu eşofmanlar, geniş tayt ve şortlar, esnek ve doğal malzemelerde üretilmiş iç çamaşırları ve göğüs altından bollaşan kıyafetler kurtarıcınız olabilir.

Egzersizin önemi :

Bahar aylarında hamilelerin yapabileceği sporlardan en uygunu yürüyüştür. Anne adayını fazla yormayan yürüyüş, sorunsuz gebeliklerde sağlık açısından da problem yaratmıyor. Ayrıca yüzme, tıpkı pilates ve yoga gibi konusunda bilinçli çalıştırıcılar tarafından, tercihen doktor kontrolünde yapıldığında iskelet ve kas yapısını doğuma ve sonrası değişikliklere hazırlayabilir. Hatta bu sayede pelvis kemik ve kas yapısını doğuma hazırlayarak uygun gebelerde normal doğumu kolaylaştırmak mümkündür. Ayrıca spor esnasında salgılanan endorfinler hamile ve bebeğinin duygu durumu üzerine çok olumlu etkiler yapar.

Ayakkabınızı doğru seçin:

Kıyafet gibi günlük yaşamda ayakkabı seçimi de hamileler için önemlidir. Çünkü gebelikte vücudun yük dağılımının bozulması, oluşan ödem ve ayak ağrılarının bu tabloya eklenmesi, ayakkabı seçimini daha önemli kılıyor.Uzmanlar hamilelerde ayakkabının 5 cm’den yüksek ya da sıfır topuk olmasının da sakıncalı olduğunu belirtiyor.Bahar aylarında ayak rahatsızlıklarının asgari olması için ayakkabıların ve terliklerin rahat, geniş ve yumuşak özel tabanlı seçilmesinde fayda var. Keyifli bir gebelik dönemi için hamilelere özel olarak tasarlanmış Shuma hamile terliklerini kullanabilirsiniz.Shuma hamile terlikleri,patentli alçak topukları ,yüksek burun tasarımı ile vücudunuzun ağırlık merkezini dengeler ve vücudunuzda ki baskıyı ortadan kaldırır.

Ödeme karşı öneriler:

Hamile bir kadının damarlarında dolaşan kan hacmi yaklaşık %50 daha fazladır. Artan kan hacmiyle birlikte damarlarda da bir miktar genişleme olduğundan fazla olan sıvının bir kısmı doku içinde hücrelerin arasında birikir. Bu duruma ödem adı verilir. Şişlik olarak tanımlayabileceğimiz ödem hamile kadınların hemen hemen hepsinde belirli bir dereceye kadar görülür ve yaklaşık %75 kadında şikayet yaratacak boyutta olur. Bahar aylarında hamileler ödeme karşı bol su içmelidirler. Sanılanın aksine şişlik durumunda su içmek şişliği arttırmaz tam tersine azaltır. Önemli olan su içmeyi kısıtlamak değil onu hareket ettirmektir. Bu nedenle günde en az 8-10 bardak su için…Yine ödeme karşı ayaklarınızı havaya kaldırın.Gün içinde fırsat bulduğunuzda ayağınızı bir sandalye ya da benzeri nesnenin üzerine koyarak bir süre havaya kaldırın. Bunu her fırsatta yapmaya çalışın. Otururken bacak bacak üstüne atmayın. Eğer çalışıyorsanız akşamları evde mümkün olduğunca uzun oturun. Ayaklarınızı sarkıtarak oturmayın.
Bahar alerjilerinden korunun :

Doğanın canlanması ile ot, ağaç ve çiçeklerin açmaya başlamasıyla atmosferdeki polen miktarı da artmaya başlıyor. Özellikle de alerjik bünyeli hamilelerin bünyelerine alerji olduğunu bildikleri ortamlardan ve baharda sık kullanılan kimyasal deodorant ve benzeri ürünlerden uzak durmaya çalışması önemlidir. Hapşırma, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı ve sulanma, öksürük ve baş ağrısı gibi belirtiler veren hamilelerde bu belirtilerin uzun sürmesi durumunda doktora başvurmalarında fayda bulunmaktadır.

Saygılarımla,

Hülya Yıldırım

PR Giza

İletişim-Tanıtım-Organizasyon Hizmetleri

Tel:0212 222 85 80

E-mail:hulya@prgiza.com

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

1kadin.com sitemize hoşgeldiniz. Sitemiz kadınlar için hazırlanmış bol içerikli bir sitedir. İstediğiniz veya eklemek istediğiniz konuyu iletişim menüsünden ekleye bilirsiniz.

Anne Çocuk, Hamilelik »

[20 Nis 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Mucizelere inanın ve sakın pes etmeyin

Başlarken… Aslında tüp bebek tedavisinde son mucize mikroenjeksiyon (seçilmiş sağlıklı bir spermin, yine seçilmiş sağlıklı bir yumurta içerisine enjekte edilerek, vücut dışında döllenmenin sağlanması) yöntemi. Ondan sonra ortaya çıkan tüm yöntemler, bazı çiftlerin tedavisini etkilemekle birlikte geneli etkilemeyen yan uygulamalar. Bilim dünyası başarı şansını artırabilmek için durmadan çalışmaya devam ediyor. Yüzde 100 başarı vaat etmese de şansınızı etkileyebilecek seçenekleri bilmekte yarar var.

Ancak bir bebek sahibi olabilmek için tıbbın kullandığı yöntemlerin dışında işin duygusal yönü de çok önemli. Vazgeçmeyenlere, pes etmeyenlere baktığınızda anne, baba olmayı yürekten istediklerini, bunun için bir savaşçı gibi mücadele ettiklerini görüyorsunuz. Bu yüzden bu yazı dizisinde size tüp bebek tedavisinde yürütülen yöntemlerin yanı sıra başarıya ulaşan zor vakalarda savaşın nasıl kazanıldığını anlatacağız…

Bir bebek dünyaya getirmek bazıları için çok kolay olabilir. Ancak herkes için aynı sözleri söylemek mümkün değil. Yazı dizisi boyunca laboratuvarlarda sabahlayan hekimlerin, embriyologların; çevrelerine laf yetiştirmenin yanı sıra ömürleri buruklukla ağlayarak geçen anne-babaların nasıl topyekün bir savaş verdiklerine, bir mucizenin nasıl hayat bulduğuna siz de tanıklık edeceksiniz.

İnançlı ailelerin, inatçı doktorlarla bir araya geldiklerinde yeni bir hayatın nasıl başladığını göreceksiniz.

Savaşı kazananların savaşa devam edenlere örnek olmasını umduğumuz yazı dizisi

boyunca tüp bebekle ilgili merak ettiğiniz sorularınız varsa e-posta ile bize ulaştırmanız yeterli. Uzman doktorlarımız sizin için cevaplayacaklar…


Mucizelere inanın ve sakın pes etmeyin

Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, 20 yıldır infertilite (kısırlık) ile mücadele ediyor. Prof. Bahçeci’ye göre başarıda en büyük ölçüt, iyi bir organizasyon ve çok çalışmak. Bahçeci tüp bebek tedavisinin püf noktalarını anlattı

Tüp bebek tedavisi anne, baba ve doktordan oluşan çekirdek grupla mı yürütülmeli mi?

Eşlerin en büyük problemi muayene odası veya ofise iki kişinin dışında 5-6 kişiyle girilmesi. 20 yıldır, tek bir prensibimden vazgeçmiyorum. Muayene odasına sadece karı-kocayı alırım. Üçüncü şahıslarla ne telefonla görüşürüm, ne de muayene odasına alırım.

Tüp bebek merkezlerinin büyümesi avantaj mı?

Mutfak artık birçok uzmanlık alanına ayrıldı. Önemli olan tüm hekimleri bir orkestra gibi organize etmek, çalıştırmaktır. Ben de mutfaktan hiçbir zaman ayrılamıyorum.

Çiftler ne zaman klinik değiştirmeyi düşünmeli?

Birinci denemeden sonra siz ne kadar uğraşırsanız başarısızlık yaşanabiliyor. Burada merkez değiştirmeyi doğru bulmuyorum. Her defasında başka bir merkeze gitmek de hastayı yoruyor. Ama iki üç başarısızlıktan sonra sadece hasta değil, hekim de yoruluyor. Üç denemeden hasta klinik değiştirmek istediğini söylediğinde saygı duyarım.

Tüp bebekte kaç deneme uygun?

Eğer hastanın yumurta yapısı uygunsa 6 kere denenebilir. Ama 6’dan fazla denenemez mi? Denenir. Hastanın vücudu, maddiyatı açısından zor bir süreç. Normalde üç ay ara vermelerini öneriyoruz. Vücudun kendisini toparlayabilmesi ve psikolojinin düzelmesi açısından önemli.

TEDAVİYİ BIRAKINCA HAMİLE KALDILAR

Sizin için yapılabilecek bir yok diyebilir misiniz?

Bir çifte yüzde yüz şansınız yok demek çok zor. Yeteri kadar iyi döllenmiyorsa 2-3 kere daha denenebilir. Sonra bir yol planı sunmalı. Ancak benim de tanık olduğum mucizeler olmuştur. Tedavi uyguladığımız hastaları yüzde 20’si tedaviyi bıraktıktan sonra hamile kalabiliyorlar.

Başarısız olunca para almak istemiyorum

Varını yoğunu çocuk özlemi uğruna satan insanlar var…

Ne yazık ki. Ortalama 4 – 5 bin YTL para harcıyorlar. Ellerinde ne var, ne yok satıyor, borç alıyorlar. Bazen emekli ikramiyesini buna harcamayı düşünüyor. Şansı varsa tabii ki denemeli.

Ama şansı yoksa, hayatı boyunca çalışıp biriktirdiği ikramiyesini harcamamalı.

Başarısız olanlardan para almak istemiyormuşsunuz

Doğru. Keşke yapabilsem ve tüp bebek tedavisi gören hastalardan başarısız olunduğu zaman para almasam. Ancak bu da maliyetli bir iş. Personel çalıştırıyorsunuz, laboratuvarınız var.


Tüp bebekte ilk adım testler

Tüp bebek tedavisi öncesinde çiftler için bir dizi testler uygulanıyor. İşte erkek ve kadın için istenen testler

Erkekler

Sperm analizi: 2-3 günlük bir perhizden sonra yapılan testte spermlerin hareketliliğine bakılıyor ve en az yüzde 60’ının öne doğru hareketli olmasını isteniyor. Morfoloji yani şekil de değerlendiriliyor. Sperm hacminin çok az ya da çok fazla olması da doğurganlığı etkiliyor.

Kadınlar

Kan testi: Adetin 3. günü yapılan kan testinde östrojen incelenerek yumurta rezervi belirleniyor. Tiroid hormonu TSH ile yumurtlamadan bir hafta sonra 21. günde progesteron hormonuna bakılıyor.

HSG (Rahim filmi): Radyolojik incelemede rahim ağzından içeriye verilen boyanın fallop tüplerinden (yumurtalık kanallarından) geçişi izlenir.

Histeroskopi: İnce fiberoptik bir teleskop ile vajinal yoldan rahim içerisine girilerek tüm anormallikler teşhis edilip ve bu anormallikler cerrahi olarak giderilebiliyor.

Başarıyı etkileyen faktörler

1- Kadının yaşı: Erkek faktörü de dahil 35 yaş altı kadınlarda başarı oranı yüzde 44.2 iken 42 yaş ve üstü kadınlarda yüzde 13’lere kadar düşüyor.

2- Kadının yumurtalık rezervi: Testler sonucu belirleniyor. Sonucu etkiliyor.

3- İnfertilite (kısırlık) nedeni: Başarı şansı, çiftin çocuk sahibi olmasını engelleyen probleme göre farklılık gösteriyor.

4- Uygulama sayısı: Deneyimli merkezlerde ilk dört uygulamadaki başarı şansı her bir uygulama için aynı iken dördüncüden sonrasında başarı ihtimali düşüyor. Ancak deneyimli ellerde gebe kalma ihtimali yüzde 50-60’lara kadar çıkıyor.

Yüzde 2’lik ihtimalin sonucu

ÜNLÜ bir hastanenin ‘çocuğunuz asla olmaz’ diye geri çevirdiği Sibel Tuzcu yılmadı, didindi, dünya güzeli Melissa adlı bir kız çocuğunu dünyaya getirdi. Ancak yaşadığı tecrübeler, anne ve baba olma özlemiyle yanıp tutuşan birçok ailenin etrafında bir araya gelmesi için ışık oldu. Kurduğu site ve dernekle yüzlerce çiftin savaşı kazanmasına aracılık yapıyor. Sibel Tuzcu 7 yıllık bir tedavinin ardından 9 yıl önce tüp bebek yöntemiyle anne olmasını biraz da ‘çok inatçı’ olmasına bağlıyor. Tuzcu, “Bir yıl sonra VKV Amerikan Hastanesi’nde Doç. Dr. Bülent Urman, ‘yüzde 2 şansınız var’ deyince dünyalar benim oldu. O yüzde 2 şans bugün yaşıyor ve 10 yaşında. Bu kadar zorlu bir süreç yaşayınca, hissettiklerimi paylaşayım, başkalarına katkım olsun istedim. www.cocukistiyorum.com isternet sitesi ve ardından derneğimiz Çocuk İstiyorum Derneği (ÇİDER) doğdu” diye konuştu. ÇİDER, infertilite ve tüp bebek tedavisinde uzman doktorlarla Türkiye’yi dolaşıp toplantılar düzenliyor.


11. denemede anneliği tattı

1991 yılında 27 yaşında evlenen Cilt Hastalıkları uzmanı Dr. Emel Özdemir, 1992 yılında Ege Üniversitesi’ne başvurdu. 3 ay içinde hamile kaldı ancak 19 haftalıkken hamileliği sonlandı. Rutin tetkikler, indüksiyonlar, aşılama kâr etmedi. Çikolata kisti (endometriozis) tanısı. Ankara’ya taşınma, burada tüp bebek denemeleri. Bol yumurta, bol transfer, sonuç negatif. Türkiye’nin ilk dondurulmuş blastokist transferi, sonuç negatif.

8. denemenin ardından Prof. Dr. Mustafa Bahçeci’ye başvuran Dr. Emel Özdemir, 39 yaşındayken, 9 denemede hamile kaldı. Bebek kızdı, pembe oda takımları hazırlandı. Ancak 35 haftalık hamileyken, bebek anne karnında ölüyor.

O dönemde dünyanın sanki başına yıkıldığını belirten ama yılmayan Emel Hanım, o süreci şu sözlerle ifade etti:

“3 ay sonra Mustafa Bey’in kapısını tekrar çaldım. Yarım kalan tedaviler, hiç başlanamayan aylar, preimplantasyon genetik tanı sırasında bozulan 8 tane embriyo. Tedavi sırasında karşılaşılabilecek her türlü aksilik sanki benim başıma geliyordu. Deneme sayısı (sadece transferle sonlananlar) 10’u bulmuştu. Yarım kalanları saymadım. 2004 Kasım’da hamile kaldım. 18 Haziran 2005 günü 34 haftalık iken, her şey yolunda olmasına karşın aynı olayın yaşanma olasılığı olduğu için bebeğim sezaryenle alındı. Prematüre olduğu için aynı gün yoğun bakıma yatırıldı. Solunum sıkıntısı vardı. Zorlu geçen ilk 2 ay, sıcak bir yaz, lohusalık depresyonuna teğet geçmeler. Yavaş yavaş, ele gelen sevimli bir bebek ve kendine gelen bir anne…”

Türkan Yılmazer

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Gebelik, Hamilelik »

[10 Mar 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Mevsimler dönüyor, doğa kendini yeniliyor, bizler de yeni umutlarla yepyeni hayatlara kucak açıyoruz. 2010 yaz’ında GeBe koleksiyonuyla anne adayları 9 aylık renkli yolculuğuna  başlıyor. Hem ofise hem günlük hayata uygun özgün ve modern yaz çizgileri, GeBe kadınının farklı tarzını yansıtmaya devam ediyor. İlkbahar-yaz koleksiyonunda tasarlanan Rainbow Garden, Seaside Beauty ve Easy Weekend temaları koleksiyonun ana hatlarını oluşturuyor.

Rainbow Garden, geniş çayırların, mis kokulu bahar çiçeklerinin ilham kaynağı olduğu zengin renk paletine sahip neşeli bir tema. Yazı müjdeleyen ve doğanın tüm canlılığıyla kendini gösterdiği yaprak yeşili, kırmızı, mercan, çilek tonlarının hakim olduğu, floral desenler ve neon renkler kullanılmakta. Canlı renklerin yanısıra doğal taş, pudra, lila, pastel pembeler, şeftalinin tonları, bej ve vizon gibi soft renklerle bu yaz anne adayları bohem bir havaya bürünüyor. Kanaviçe işlemeli romantik görünümlü vual bluzlar, dantel ve brode gibi şık detaylarla zenginleştirilmiş, desenli uçuşan elbiseler bahar ve yaz aylarının rahat geçmesi için ideal. Klasik iş ve casual stil, dar ve geniş paçalı modern kesimli pantalonlar, etek ve elbiseler kemer kısmındaki elastik ayar bantları sayesinde çalışan ve aktif bir hamilelik geçiren anne adaylarına işyerinde günboyu şık olmaları için farklı alternatifler sunuyor. Koleksiyonun en göze çarpan parçaları farklı yıkama ve kesimlerdeki denimler ve birbirinden renkli, sevimli baskıların olduğu esprili tshirtler. Bu koleksiyonda yeralan indigo boyalı, denim görünümlü taytlar bu sezonun hitleri arasında olacak. Denimlerde kullanılan özel aksesuarlar, nakış ve işlemeler çarpıcı ve spor bir stil yaratmak isteyenler için ideal.

Seaside Beauty, yazın vazgeçilmez marine temasının ön planda olduğu casual ve dinamik bir tema. Lacivert, kırmızı ve beyaz renklerin kullanıldığı trikolar farklı kesimlerdeki capri ve pantalonlarla modern bir şıklık oluşturmakta. Mini salodress’ler basic tshirtlerle, kapriler ve taytlar payet, nakışla zenginleştirilmiş modern kesimli uzun tuniklerle kombinlenebilir. Yaz koleksiyonunda dikkat çeken bir diğer grup da ince denimler. Farklı yıkama efektlerinin kullanıldığı, hafif ve yumuşak dokulu ince denim kumaş, asimetrik spor etekler, bol kesimli pantolon-kapriler ve tiril tiril elbiselerde hayat buluyor.

Easy weekend temasında gökkuşağının dayanılmaz neşesini yansıtan cıvıl cıvıl

t-shirtler, günboyu terlemeyi önlüyor ve tenin nefes almasını sağlıyor.

Rengarenk eşofmanlar, şortlar, kapriler ve bunlarla kombinlenen atlet ve top’larla haftasonları şimdi daha da eğlenceli geçecek.

Soğuk kış günlerinin ardından sımcıcak yaz kapıyı çalmak üzere.  Haydi gelin bu renkli yolculuğa size en yakın GeBe mağazasına uğrayarak başlayın.

Aşkla tasarladığımız bu özel koleksiyonu aşkla giyin.

Üstelik GeBe ürünleri www.e-gebe.com dan online olarak da satışa sunulmaktadır.

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk, Hamilelik »

[18 Oca 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

sonrasında annelerin aklına gelen soruların ilki, fazla kilolardan nasıl kurtulacaklarıdır. Ama lohusalık döneminde kilolarınızı dert edinmeyin. Emziren annelerin hem kendilerini hem de bebeklerinin sağlıklarını ön planda tutması gerektiğini söyleyen Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ayşe Korkmaz kadınlara sonrası beslenme ile ilgili ipuçları veriyor.

Aslında hamilelik döneminde uyguladığınız beslenme programıyla sonrası beslenme planınız arasında pek fark yok. Süt kalitesinin iyi olması emzirme dönemindeki yeterli ve dengeli beslenme ile bağlantılıdır. Bu dönemde dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var:

• Öncelikle emzirmenin yoğun olduğu ilk 6 ayda kilo vermek için hiçbir zayıflama diyeti uygulamayın.
• Özellikle yağlı yemekler yapmaktan kaçının. Daha çok ızgara veya buharda pişirme yöntemlerini kullanın.
• Emzirme döneminde zayıflama diyeti uygulamayınız. Ancak aşırı yağlı, unlu ve şekerli gıdaları çok fazla tüketmemeye çalışınız.
• “Sütüm olacak” diye kilolarca tatlı yemenize gerek yok. Çünkü şeker ve şekerli besinler sütünüzü artırmaz.
• Aspirin bile olsa, doktorunuza başvurmadan ilaç almamalısınız. Bunlar sütünüze geçebilir veya sütünüzün azalmasına neden olabilir.
• Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz. Hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meye sularını tercih ediniz.
• Hamilelikle birlikte aldığınız fazla kilolardan kurtulmak için ayda 1-2 kilodan fazla vermemelisiniz.
• Canınız tatlı yemek istediği zaman sütlü tatlıları tercih ediniz. Böylece hem kilo kontrolü açısından hem de kalsiyum alımı açısından iyi bir tercih yapmış olursunuz.
• Şekerli gıdalarda şeker yerine pekmezi tercih ederek kansızlığa karşı önlem almış olacaksınız.
• Bazı besinlerdeki gaz yapıcı öğeler sütünüze geçebilir bu da bebeğinizin rahatsız olmasına neden olabilir. Bu besinleri tüketirken dikkati olunuz. Bu besinler arasında; süt, yoğurt, karnıbahar, brokoli, lahana yer almaktadır. Yalnız unutulmamalıdır ki gaz yapacak besinler kişiden kişiye değişklik gösterebilmektedir.
• Kansızlığa neden olabileceği için yemekler ile birlikte çay tüketmemeye dikkat ediniz. Yemek yedikten 1-2 saat sonra açık ve limonlu olarak tüketebilirisiniz.
• Kaynaklarda tatlandırıcı kullanmanın bir sakıncası olmadığı söylense bile anne sütü verdiğiniz süre içerisinde tatlandırıcı ve tatlandırıcı ile yapılmış ürünlerden uzak durmaya özen gösteriniz.
• Anne sütüne geçtiği için bebeği etkileyeceğinden emzirme döneminde alkol kullanımı sakıncalıdır.

Hamileliğiniz sırasında “biz artık iki kişiyiz” mantığıyla aldığınız kilolar sonrasında sizi iyice rahatsız etmeye başlar. Çünkü amacınıza ulaşmış; bebeğinizi dünyaya getirmişsinizdir. Geriye kalan fazla kilolarınızdan nasıl kurtulacağınızdır. Ancak sonrasında (eğer emzirmenize bir mani yoksa) en az altı ay bebeğinizi emzireceğinizden beslenmenizdeki ayarlamaları bu koşula göre yapmalısınız. Ayrıca şunu da ilk madde olarak belirtmekte fayda var ki bebeğinizi emzirmek kilo vermenizi kolaylaştıran en etkili yöntemdir.

Çünkü emzirme sırasında bazal metabolizma hızı denilen vücudun harcadığı enerji, normal dönemden daha fazladır. Bu nedenle, bu dönemde uygulanan sağlıklı bir beslenme programı ile hem kilo vermek kolaylaşıyor hem de bebeğinizi daha kaliteli sütle beslemiş oluyorsunuz. İlk maddesi emzirmek olan bu 11 maddelik listemiz ise beslenmenizdeki yeni düzenlemeler için size yol gösterici olabilir:

1-Kalorilere dikkat!
Şu anda her lokmanız bir zamanlar içinizde gelişmekte olan bebeğinizle paylaştığınız kadar önemli olmasa da, besin seçiminiz süt kaliteniz açısından önem taşımaktadır. Özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsanız hamilelik öncesi ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500 ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.

2-Proteinler; beslenmenin yapı taşları
Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu sağlıklı bir bebeğe dönüştürmek için gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamak için proteinlere ihtiyacınız bulunmaktadır. Enerjinin %15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

3-Kalsiyum; gelecek için önemli
Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

4-Doğal vitamin kaynakları sebze ve meyveler
Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışınız. Pişirme şekli vitamin ve mineral içerikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde pişirilmelidir.

5-Demir açığınızı mutlaka telafi edin
Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılıyor.

Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir.Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.

6-Folik asiti ihmal etmeyin
Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.

7-Yağlarlardan uzak durun
Enerjinin %30’u bu gruptan sağlanmalıdır. Özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri örüntülerine dikkat edilmelidir. n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı balıklarda (somon, uskumru), soyayağı, kanola yağı, yumurta sarısı ve anne sütünde bulunmaktadır. n-6 yağ asiti; soyayağı, ayçiçek ve mısırözü yağında bulunmakta, n-9 yağ asiti ise fındık ve zeytinyağında bulunmaktadır.

8-İyotlu tuz dostunuz
Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü ve bebek ölümlerinde artmaya neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli olacaktır. Tuzu kapalı ve ışık almayan yer saklayınız.

9-Bol bol sıvı tüketin
Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz.Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamlayabilirsiniz veya hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.

10-Vitamin takviyesi gerekebilir
Emzirme dönemi içerisinde doktor tavsiyesi ile ek vitamin takviyesi alınabilir. Bu noktada sebze-meyvede bulunan doğal vitaminlerden daha fazla yararlanabilmek için ;meyve suları sıkıldıktan sonra yarım saat içinde tüketlimeli, salata yaparken mümkün olduğu kadar az bıçak ile işlem uygulanmasına dikkat edilebilir. Ayrıca salatanın limonu yemeden hemen önce sıkılmasına dikkat edilmelidir.

11- Enerji için karbonhidrat tüketiniz
Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin %55-60’ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekmektedir Burada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine pilav, makarna, patates, ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Kilo kontrolü sağlamak açısından iyi olacaktır.

Amerikan Hastanesi
Beslenme ve Diyet Bölümü
Dyt. Ayşe Korkmaz

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Gebelik, Hamilelik »

[2 Oca 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Normal bir kişi gebeliği boyunca toplam 11 kg.civarında kilo artışı göstermelidir (9-15 kg.lık artışlar normal kabul edilir). Gebelik 3′er aylık 3 bölüme ayrıldığında; ilk 3 ay içinde 1 kg.lık artış olmalıdır. Bu dönemde bazen aşırı bulantı ve kusmalar nedeniyle bu artış olmayabileceği gibi, kilo verebilirsiniz de. Sonraki her 3 aylık dilimde 5′er kilo alınmalıdır. Ortalama aylık kilo artışı 1.5 kg.ı geçmemelidir. Bu ağırlık artışının nasıl olduğunu birlikte görelim:

- Bebeğin ortalama kilosu 3.000 gr
- Plasenta (eş) 500 gr
- Amnion (Bebeğin içinde bulunduğu su) 1.000 gr
- Rahim ağırlığı 1.000 gr
- Meme dokusundaki artış 1.000 gr
- Kan hacmindeki artış 1.500 gr
- Yağ dokusu ve su miktarındaki artış 3.000 gr

TOPLAM 11.000 gr

şu anda sizin vücut ağırlığınız . . . . kg. olduğuna göre, gebeliği bitirdiğiniz dönemdeki hedef kilonuz . . . . kg olacaktır.

Gebelikte beslenmede esas olan çok yemek değil, dengeli ve çeşitli beslenmedir. Önemli olan sizin ve bebeğinizin ihtiyacını, ihtiyaç ölçüsünde almaktır. Yukarıda izlendiği üzere, alınan her kilonun nereye gideceği bellidir. Çok yemeniz daha iri bebek doğuracağınız anlamına gelmez, sadece doğumdan sonra daha şişman olarak kalacağınız anlamına gelir.

Hamile bir kadının günde 2200-2600 kalorilik enerjiye ihtiyacı vardır. Günlük aldığınız gıdaların %50’sini proteinler, %35′ini karbohidratlar ve %15′ini yağlar oluşturmalıdır. Ayrıca alınan gıdaların kalsiyum ve demirden zengin olmasına dikkat edilmeli ve lifli (posalı) yiyecekler bolca tüketilmelidir. O halde bunlar hangi gıdalarda bulunmakta, bir bakalım:

- Proteinler: Et (tavuk, balık veya yağsız kırmızı et), süt (her zaman için kaymağı alınmış, pastörize veya iyi pişirilmiş), yumurta, baklagiller (kuru fasulye, nohut, bezelye, barbunya, mercimek) ve peynir.

- Karbohidrat: Aşırı alımından kaçınılmalıdır. Ekmek (tercihen kepekli ekmek), makarna, patates, erişte, pilav, mısır.

- Yağlar: Yemeklerle birlikte alınan yağ miktarı yeterlidir. İlave yağa gerek yoktur. Bitkisel kaynaklı sıvı yağlar, hayvansal yağlara tercih edilmelidir.

- Kalsiyum: Özellikle bebeğinizin kemik gelişimi için gereklidir. Süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler.

- Demir: Bir gebe günlük demir ihtiyacını sadece yiyeceklerle karşılayamaz. O nedenle demir içeren ilaçları almalıdır. Kırmızı et, karaciğer ve balık.

- Lifli (posalı) Gıdalar: Gebelikte açığa çıkan kabızlığı önler. Kepekli ekmek, baklagiller, kuru kayısı, kuru üzüm, pırasa, portakal,kabuğu yenebilen meyveler,incir.

hamilelikte kilo

Bir gebenin günlük dietinde 6 köfte büyüklüğünde et (Tavuk, balık ya da yağsız kırmızı et), 1 adet yumurta, 2 bardak süt, 1 kase yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar peynir, en az bir porsiyon sebze yemeği, bol çiğ sebze (salata), 2-3 porsiyon meyve, 3 ince dilim (tercihen kepekli) ekmek, 4 kaşık kadar baklagiller ve 8-10 bardak su mutlaka bulunmalıdır.

Örnek bir günlük yemek listesi aşağıda verilmiştir:

Sabah: 1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta, 1 bardak süt,

2 ince dilim ekmek, istenirse 1 bardak açık çay,

Kuşluk: 1 pors. meyve

Öğle: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 2 yemek kaşığı pirinç pilavı,

1 kase yoğurt, 1 ince dilim ekmek

İkindi: 2 porsiyon meyve

Akşam: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 1 tabak çorba, salata

Bu listeye sıkı sıkıya bağlanmak zorunda değilsiniz,hatta bazen, küçük kaçamaklar da yapabilirsiniz (alışkanlık haline getirmemek kaydıyla). Önemli olan ihtiyaçlarınızı mutlaka almak ve aşırı tüketimden de kaçınmaktır.

Ayrıca aşağıdaki hususları da aklınızda bulundurun:

- Günde 3 dilim ekmeği aşmayın. Pilav, makarna gibi gıdaları 2-3 kaşıktan fazla tüketmeyin.

- Mutlaka 8-10 bardak su için. Kola, gazoz ve şekerli içeceklerden uzak durun. Fazla maden suyu içmeyin. Sıcak günlerde, aldığınız sıvı miktarını artırın.

- Kızartmanın her türlüsünden kaçının.Son zamanlarda, özellikle patates kızartmasının ve cipsin,fetus üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteren çalışmalar yayınlanmıştır.

- Çikolata, dondurma, bisküvi, kek sizin için hiç uygun olmayan gıdalardır.

- Alkol almayın. Mümkün olduğunca az ve açık çay için. Tercihen kahve içmeyin, ama canınız çok çekerse az miktarda içmenizde de sakınca yoktur.

- Konserve, tatlandırıcı ve hazır gıdaları tercih etmeyin.

- Kendi kendinize tuz kısıtlaması yapmayın. Ama turşu gibi aşırı tuzlu gıdalardan da kaçının.

Gebelikte Oruç Tutmak: Oruç tutmak sağlıklı insanların yapabileceği bir ibadettir. Gebelik her ne kadar bir hastalık olmasa da, anne vücudunda oluşan değişiklikler, onu normal zamana göre farklı bir duruma getirmektedir. Bu konuda kesinlik kazanmış bir bilgi olmamakla birlikte, şahsi kanaatimi şu şekilde özetlemek isterim: Gebelikde esas olan, bir anda çok yemek değil, kısa aralıklarla sık sık yemektir. Burada amaç, gelişen bebeğiniz için sürekli bir besin akışını sağlamaktır. Yani, meselenin açlığa dayanıp, dayanamama olmadığını bilmelisiniz. Özellikle bebeğinizin hızlı gelişim dönemi olan son üç aylık dilimde uzun süre aç kalmanız doğru olmaz. Benim genelde önerim şu şekildedir: Eğer çok arzu ediyorsanız, aralıklı olarak birkaç kez oruç tutabilirsiniz (tıpkı çocukken tuttuğumuz gibi, örneğin, başında, sonunda ve ortasında J ), ama birkaç şartı da yerine getirmelisiniz:

- Uzun yaz günlerinde oruç tutmayı denemeyin bile.

- Gece mutlaka sahura kalkın (tok karna yatmak mide şikayetlerinizi artıracağından, yemekten sonra biraz oturun ve yüksek yastıkla yatın)

- Sabah olabildiğince geç kalkın ve gündüz 1-2 saat uyuyun

- İftardan sonra birkaç kez ara öğün yiyin.

Ayrıca, İslam dininin gebelere ve lohusalara oruç tutmayı zorunlu kılmadığını da hatırınızdan çıkarmayın

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Gebelik, Hamilelik »

[2 Oca 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Gebelik

Kutsal, gururlu ve zor !!! Hele de yaz sıcaklarında…
Anne adayının her yönüyle kendisine daha çok dikkat etmesini gerektiren bir dönemdir gebelik. Sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek ve rahat bir gebelik geçirebilmek her annenin ve babanın arzusudur. Bu sadece yaşadığımız topluma sağlanacak bir katkı değil, aynı zamanda tüm evrene de bir kazanç olarak kaydedilecek bir uğraşıdır.
Çevresel faktörler özellikle gebelik döneminde kadınları diğer zamanlara göre daha fazla etkiler. Sadece kadınları mı ? Bütün evi etkiler, Toplumun olduğu gibi ailenin de temel direği olan kadını etkileyen her şey hepimizi etkiler.

Özellikle yazın sıcak aylarında gebeliğin getirdiği yük biraz daha ağırlaşır. Bu dönemde anne beslenmesine, giyimine, temizliğine daha çok dikkat etmelidir. Çünkü sıcak ek bir yük olarak gebeliğe eklenir.

Yeryüzüne ulaşan güneş – ya da ultraviyole – ışınlarının insan ve insan derisi için pek çok faydasının yanısıra gözardı edilemeyecek zararları da vardır. Yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi gebelik döneminde de güneşten bilinçli şekilde yararlanılmalıdır. Tüm biyolojik olayların başlaması ve sürdürülmesi, kemik yapımına yardım eden vitamin D’ nin üretimi, hastalık yapan mikropların yok edilmesi ve insan psikolojisine olumlu etkileri ile güneş ışınlarının yaşamsal gerekliliği tartışılamaz. Ancak bu ışınların güneş yanığı, deri kanseri oluşumu, çeşitli alerjik reaksiyonlar ve erken deri yaşlanmasına yol açtığı, hele de ten rengi açık olan insanlarda bilinen gerçeklerdir. Bu nedenle gebelerin, özellikle 11.00-15.00 saatleri arasında güneş ışınları daha dik ve etkili geleceğinden, gün ortası saatlerde dışarı çıkmamalarında fayda vardır. Geniş kenarlı şapkalar, güneş ışınlarını yansıtan açık renkli giysiler ve sağlıklı güneş gözlüklerinin kullanılması yararlı olur. Yaz aylarında herkesin ve özellikle yüksek risk grubunda olan gebelerin, bilinen güneşin zararlı ışınlarının köyü etkilerini azaltan koruyucu kremleri kullanmak gebeliğe zarar vermez, aksine koruyucu etkileri gebeyi rahatlatacaktır. Bu arada bu çok faktörlü kremlerin çocuk, hatta bebeklerde de kullanılması yararlı olacaktır. Yazın özellikle güneş ışınlarından yararlanmak için, ışınların dik gelmediği, şiddetinin daha az olduğu sabah ve öğleden sonra güneşlenmek, gebelik döneminde daha çok tercih edilmelidir.

Güneş sadece ışınları ile değil, ısısıyla da dünyamıza yarar sağlamaktadır. Ancak bu her zaman herkese uygun olmaz, örneğin gebelikte zaten az da olsa yükselmiş vücut ısısı nedeniyle yaz sıcakları gebeliği yorucu hatta bazen riskli kılar. Sıcaklık artışları kan basıncının da artmasına neden olabilir, yada buna eğilim varsa ortaya çıkarabilir. Bu nedenle gebelerin günün sıcak saatlerinde korunmasız olarak dolaşmaları, kan basıncında artışlara ve bunun neden olabileceği istenmeyen hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle yazın ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysilerin tercih edilmesi gerekir.

Aşırı sıcaklarda gebelerin dikkat etmesi gereken bir diğer önemli konuda besin zehirlenmeleridir. Özellikle yaz aylarında yiyecekler hızla bozularak, toksin ve bakteri oluşumuna neden olurlar. Açık yerlerde satılan ve temiz izlenimi vermeyen gıdaların tüketilmemesi oluşabilecek hastalıkların önlenmesinde önemli yer tutar.

Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sık sık, ancak azar azar yemek yemek yararlıdır. Bu yemek düzeni yazın daha da önem kazanır. Böylece gebeliğe bağlı olarak büyüyen rahimin basınç etkisi azaltılacak, mide yanması gibi yakınmalar olmayacak ve zaten ileri gebelik dönemlerinde zorlaşan nefes alıp verme bir kat daha zorlaşmayacaktır.
Yaz aylarında bol miktarda sıvı gıdalar tüketilmeli, terlemeyle vücuddan eksilen tuz ve su muhakkak alınmalıdır. Teleme ile kaybedilen tuz ve mineraller, dengeli bir şekilde daha çok taze meyveler ile karşılanmalıdır. Gebelikte süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi yararlıdır, gerek protein ve gerekse mineraller özellikle kalsiyum bu yolla sağlanabilir. Yağlı gıdalardan kaçınmak hele de yaz sıcaklarında kaçınmak gerekir. Terleme ile kaybedilen sıvının yerine konması anne adayı ve bebek için çok önemlidir. Günde en az 2,5 litre sıvı alınması gereklidir yazları. Ancak daha çok su tüketmenin yararları daha fazladır. Taze meyve suları kolalı ve kutu meyva sularına tercih edilmelidir. Bilindiği gibi çoğu kutu meyve sularında çabuk bozulmalarını önlemek amacıyla konulan özellikle anne karnında gekişmekte olan bebeğe zararlı kimyasal maddeler vardır, bu nedenle tüketilmeleri sakıncalı olur.

Alkol ve sigara kullanmanın ne sağlıkla nede gebelikle bağdaşmadığını bir kez daha hatırlatmakta yarar var ! !

Sıcakta terlemeyle birlikte deride birçok bölge nemli kalacağı için mantar enfeksiyonlarına yaz aylarında daha rastlanır. Bu nedenle özellikle vücudun kıvrımlı bölgeleri kuru tutulmaya çalışılmalı ve sık sık ılık duşlar yapılmalıdır. Özellikle vajinal enfeksiyonlar erken doğuma yol açabileceği için vajinal akıntılarda veya idrar yolları iltihabını düşündürecek bulgular – idrar ederken yanma, koyu ve kokulu idrar etme, sık sık idrara çıkarma gibi – varlığında hemen hekime başvurulmalıdır. Hastalıklar ortaya çıkmadan önlenmesi her zaman daha kolay ve daha az yorucudur. Çok küçük noktalara dikkat edilerek ileri de oluşabilecek sorunlar engellenebilir.
Sağlıklı ve mutlu gebelikler…….

Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Gebelik, Güzellik, Hamilelik »

[17 Eki 2009 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Hamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.

Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj’la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

hamilelikte cilt bakımı

Çatlaklara Karşı Uygulanacak Strateji

Çatlaklar alt derinin elastikiyetini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle oluşur. Fakat gerçekte henüz hiç kimse çatlak olgusunun gerçek sebebini ve bazı kişilerde niçin oluşmadığını bilmemektedir. İşin ilginç yönlerinden biri de eğer sık hamilelik söz konusu değilse, çatlakların 25 yaşından genç olanlarda daha sık rastlanmasıdır. Ani ve çok kilo almalar, durumu daha da kötüleştirebilir. Çatlaklara esmer ve kumrallarda daha az rastlanır. Önce kırmızı, daha sonra sedefimsi bir cilt altı yarası oluşumu ile belirginleşen çatlakların özellikle oluştuğu yerler göğüsler, karın bölgesi ve kalçalardır. Çatlakların her ne kadar daha ziyade hamileliğin son üç ayında oluştuğu söylense de, bu ancak kann bölgesi için geçerli olup, ilk haftalardan itibaren büyümeye başlayan göğüsler için değildir.

Tabii ki tüm bunlara karşı önlemler de yok değildir. Mücadeleye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. Hamileliğin ilk aylarından itibaren söz konusu vücut bölgelerine çatlak kremlerini tatbik etmeye başlayın. İyice nüfuz ettirecek kadar vakit ayırın ve bunu doğuma kadar sürdürün. Bir tek gün bile atlamayın. Kremden tasarruf etmeyin. Alt deri lifleri ne kadar yumuşak olursa, o kadar kırılgan olurlar. Bu yüzden fazla ve çabuk kilo almamaya çalışın. Şansınızı daha da arttırmak için üçüncü aydan itibaren, her altı haftada bir vücut masajı yaptırın. Bu hücrelerin daha iyi beslenmesini sağlayıp artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Yalnız dikkat! Masaj mutlaka elle yapılmalıdır.

Göğüsler

Hormonal etki altında çok hızlı büyüyen göğüslere, biraz can yaksa bile özel göğüs toniği ile hafifçe masaj yapılmalıdır. Toniği genişçe boyun ve omuzlara kadar tatbik edin. Çünkü göğüslerin etrafinı da kuvvetlendirmek gerekir. Daha sonra, dairesel hareketlerle çatlak kremini göğüs başlarına gelmeyecek şekilde uygulayın. Sıkı olmayan fakat sağlam sütyenleri tercih etmelisiniz. Eğer göğüsleriniz fazla büyürse, sütyeni gece de takmaya devam edin. Ancak göğüslerin büyümesi düzenli olmadığı için önceden sütyen almayın. Bebeği emzirmeyi düşünüyorsanız, son ayda önden fermuarlı veya çıtçıtlı bir sütyen alın.

Hamilelik döneminde cilt çok hassastır. Dolayısıyla tahrişlerden kaçınırı. Doğumdan sonra şişkinliği inmiş olan karın bölgesi, inceltici ve kuvvetlendirici etkilere sahip kremlerle beslenmelidir. Bu, söz konusu bölgeyi daha kısa zamanda kendine getirecektir. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız aynı bakımı göğüslerinize de göstermelisiniz. Çünkü göğüsler emzirme sırasında süt gelirken devamlı büyür ve küçülürler.

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png