Güzellik Kategorisindeki Yazılar
Güzellik »
Makyaj malzemelerinin kimyasal maddelerden yapıldığını bilmeyen yoktur. Bu malzemelerin doğru kullanıldığında ve temizliği düzenli yapıldığında hiç bir zararı olmadığınızda biliyoruz. Peki bu malzemeleri ne kadar kullanmalıyız?
Genelde tüm makyaj malzemelerinin bir kullanım ömrü var. ( Genelde bu malzemeleri çok kısa sürede bitiririz
) Bu süre geçtiğinde makyaj malzemelerinin zarar etkileri kat kat artıyor ve cildimize oldukça fazla zarar veriyor. Genel makyaj malzemeleri için bir kaç bilgiyi sizlerle paylaşıyoruz. Umarım faydalı olur.
Fondöten
İyi kalitede üretilmiş bir fondötenin ömrü, açılmadan 1-1,5 sene, açıldıktan sonra ise 5-6 aydır. Pudra fondötenler akıcı kıvamlılara kıyasla daha uzun ömürlüdür. Açıldıktan sonra 1 yıl kadar kullanılabilirler.
Bozulduğu nasıl anlaşılır?
Kıvamı eskiye oranla daha koyudur, uygularken topçuklar oluşur, renginde ve kokusunda değişiklikler meydana gelir. Yukarıdaki durumlardan herhangi biri bile oluştuysa kesinlikle o fondöteni kullanmamanız gerekir. Cildinizde tahriş ve alerjiye yol açabilir. Uzun süredir duran bir fondöteniniz varsa yüzünüze sürmeden önce mutlaka elinizin üzerinde deneyin.
Nasıl saklamak gerekir?
Her kullanımdan sonra ağzını silin ve kapağını sıkıca kapatın. Işıklı, sıcak ve nemli ortamlarda saklamayın.
Pudra
Toz pudralar açıldıktan sonra 3 yıl, kompakt pudralar ise sadece 9-10 ay dayanır.
Bozulduğu nasıl anlaşılır?
Taş gibi sertleşir, kokusu ve rengi değişir. Bu durumdaki bir pudrayı asla kullanmayın.
Nasıl saklamak gerekir?
Her kullanımdan sonra kapağını kapatın. Işıklı, sıcak ve nemli ortamlarda saklamayın.
Rimel
Kapağı açılmadan 2 yıl, açıldıktan sonra en fazla 6 ay.
Bozulduğu nasıl anlaşılır?
Kurur. Kurumuş bir rimeli asla sulandırarak kullanmayın.
Nasıl saklamak gerekir?
Her kullanımdan sonra kapağını sıkıca kapatın.
Ruj
Parlak renkli ve sedefli rujlar: açılmadan 2,5 yıl, açıldıktan sonra en fazla 6 ay.
Pastel renkli ve mat rujlar: açılmadan 3 yıl, açıldıktan sonra en fazla 1 yıl.
Bozulduğu nasıl anlaşılır?
Renk ve kokuları değişir, yumuşar ve yağlanır.
Nasıl saklamak gerekir?
Aşırı sıcak veya soğuk ortamlardan uzak tutun.
Oje
Açılmadan en az 1 yıl, açıldıktan sonra 8-9 ay.
Bozulduğu nasıl anlaşılır?
Akıcılığını yitirip koyulaşır, renk verici madde solüsyondan ayrılıp şişenin dibine çöker, rengi değişir, parlaklığını yitirir.
Nasıl saklamak gerekir?
Her kullanımdan sonra şişe ağzını asetonla temizleyin ve plastik bir kutunun içinde buzdolabının alt bölmesinde saklayın.
Bunlara Dikkat!
Ambalajı açılmış ürünleri satın almayın.
Pazar, tezgah gibi yerlerden makyaj malzemesi almamaya özen gösterin.
Marka ürünlerin taklitlerinden sakının.
Uygulama fırçalarınızı ve spatulalarınızı sık sık temizleyin.
Fondöten ve rimelinize su, ojenize aseton eklemeyin. Ürünün hem içeriği bozulur hem de hijyen özelliği kaybolur.
Ürünlerin ambalajlarını değiştirmeyin.
“Bulmuşken alayım mantığıyla alışveriş yapmayın “; her malzemeyi bitmesine yakın yenileyin.
Güzellik, Moda »
Kadınların seçerken en zorlandığı konulardan biride parfümdür. Bizler ince fikirli olduğumuz için kendi beğenmemiz yetmez, arkadaşlarımızın, tanıdıklarımızın da parfümü beğenip beğenmeyeceklerini düşünüp dururuz. 2010 yılıda böyle düşünerek geçecek gibi görünüyor. ( Gerçi hayatımız düşünmekle geçiyor. ) Uluslararası moda da 2010 parfüm trendleri belirlenmiş. Her birini alıp deneme şansım olmadı ama eminim ki hepsi birbirinden güzel kokuyordur.
Aşağıdaki resimlerle birlikte parfüm tanıtımlarınada bakabilirsiniz. Bir çok parfümüde zaten biliyorsunuzdur. Devamı»
Güzellik, Kadın »
Bazen zayıflamanın bedeli, bazen doğumun etkisiyle oluşan çatlaklar, sarkma ve gevşemeler üzerinde en çok mücadele edilen estetik sorunlardan. Uygulandığı bölgede 18 cm’lik incelme de sağlayan akustik dalga tedavisi bu sorunu kökünden çözüyor.Çoğu zaman zayıflamanın bedeli olarak karşımıza çıkan çatlaklar ve vücuttaki sarkma, gevşemeler hamilelik süreci yaşayan hanımların da doğum sonrasında mücadele ettiği en önemli estetik sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Kilo sorunu olmasa da ağırlıklı olarak karnında oluşmuş çatlaklardan diz üstü, kol, karın, basen gibi bölgelerde meydana gelen sarkmalardan şikayetçi olan insanların sayısının hiç de azımsanacak boyutta olmaması bu sorunun çözümünde etkili tedavi yöntemlerini ortaya koymada belirleyici oluyor.
ANİ KİLO DEĞİŞİMİ
Vücudun sağlıklı ve formda görünümünü bozan ona olduğundan yaşlı anlamlar yükleyen bu iki sorunun önemli nedenlerinin başında ani ve aşırı kilo değişimlerinin geldiğini hatırlatan Dr. İsmail Ağar, soruna yönelik tedavilerden önce kişilerin diyet uygulamalarında ve beslenme programlarında defalarca altı çizilen ‘bilinçli yaklaşım’ prensibinin unutulmaması gerektiğini belirtiyor.
ÇATLAKLARLA BAŞIM DERTTE
Vücuttaki en önemli sorunlardan olan çatlaklarla ilgili olarak da şu açıklamaları yapıyor Dr. İsmail Ağar “Cilt aşırı derecede basınçla karşılaştığında yıpranır. Dolayısıyla cildin yapısı bozulur ve çatlaklar ortaya çıkar. Neredeyse her üç kadından birinde görülen vücut çatlaklarının başlıca sebepleri arasında ani kilo değişimleri ve doğum gibi sebepler bulunuyor. Cildin derm tabakasındaki çizgisel atrofi yani dokunun hasar görmesine bağlı olarak oluşur. Cildin aşırı gerilimi sonucu derideki elastik dokunun kırılmasıyla ortaya çıkan çatlak görünümler zaman içinde kişiyi rahatsız edici boyutlara ulaşarak ciddi bir estetik sorun teşkil eder.
KAS GEVŞER VÜCUT SARKAR
Vücudun enerji üretimi için proteine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Dr. Ağar bakın bu konuda şunları söylüyor “Yeterli protein alamayan vücut kas yapamaz. Vücut bu durumda protein ihtiyacını karşılamak için kas proteinlerinden kullanmaya başlar ki bu durum kas dokusu gevşemeleri sonrasında karşımıza çıkan sarkmalara neden olur. Ani kilo kayıplarında sıkça karşılaşılan bu tabloda protein zafiyeti kas dokusunda gevşemeye yol açarak kas hücrelerinin kaybına neden olur.”
DEFORMASYON YAPIYOR
“Sarkma ve gevşemelerin sorumlularından biri olan sağlıksız diyetler ve ani kilo alıp vermeler vücudun formda ve dinç görünümüne darbe vurarak deformasyonuna sebep olur” uyarısını yapan Dr. İsmail Ağar “Madalyonun bir yüzünde vücuda olduğundan yaşlı anlamlar yükleyen bu görünüm estetik kaygıların artmasına neden olup pek çok kişinin psikolojisini tehdit ederken diğer yüzünde yine sağlığı tehdit edici unsurlar barındırıyor” diyor.
SEVİNDİRİCİ GELİŞMELER
Daha çok göğüs, karın ve bel çevresinde rastlanan çatlaklara çözüm arayan pek çok insan tedavi yöntemlerinin sınırlı sonuçlarından ötürü yeterli tatmin alamadıklarından şikayet eder. Ancak sevindirici olan teknolojinin ilerleyişine bağlı olarak gelişen tedavi yöntemlerinin gerek çatlaklar gerekse vücut sarkmaları ve gevşemeleri konusunda son günlerde başarılı sonuçlar sağlaması olduğunu söylemek gerekiyor.”
PROTEİNDE DENGE
Protein vücut sağlığımız için çok önemli bir yere sahip olsa da aldığımız besinlerde protein dengesi vücut için çok önemli bir faktör. Protein eksiği kadar unutulmaması gereken fazlasının da hasarlara neden olabileceği. “Yüksek proteinli besinlerin yağı genellikle çok olduğundan kandaki yağ ve kolesterol oranı yükselir. Bu ise damar sertliği, kalp krizi, göğüs ve kalın bağırsak kanserlerine yol açabilir. Dokuların yenilenmesinde, yaraların kapanmasında saçta ve ciltte büyük rol oynayan protein eksiğinden kaçınmak kadar fazlasından da sakınmak gerektiğini unutmamak lazım” uyarısını da yapıyor Dr. Ağar. Bir bölgede oluşan gevşeme ve sarkmalar en az birkaç faktörün bileşkesinden oluşabilir. Bu nedenle sebebin iyice araştırılıp durum tespiti yapılarak buna yönelik bir yol haritası belirlenmelidir.
ACiL SIKILAŞMA PROGRAMI
Fazla zamanı olmayanlara kombine tedaviler yardımcı oluyor. Selülit, çatlak ve sarkmalar gibi birden çok sorunu yaşayanlarda kişinin vücut yapısına ve sorununa yönelik kombine edilen tedaviler hızlı sonuç arayanlara alternatif oluyor.Uygulandığı bölgelerde 18cm’ye varan incelme sağlayan akustik dalga tedavisi bir başka yönüyle vücut çatlakları ve gevşemelere hizmet ediyor. Güçlü basınç atılımı ile enerjiyi dokuya hiçbir zarar vermeden deri altına gönderen güçlü şiddetli akustik dalgalar her iki sorunun çözümünde etkili bir yer buluyor.
Cildin alt tabakasında bulunan fibroglaslara çarparak cildin elastik liflerinin sayısını arttıran yöntem ciltte kalınlaşma ve elastikiyet artışını arttırarak çatlak görünümünü tedavi ediyor. Yöntemin cilt altı kas ve bağ dokusunu güçlendirme özelliği ise sarkma ve gevşeme problemlerine yönelik çözüm sunuyor. Kol, karın, basen ve dizüstü bölgelerinde sıkça karşılaşılan gevşemeler kas ve bağ dokusunun güçlenmesine bağlı olarak sıkılaşıyor. 6 ila 8 seans arasında uygulanan Akustik Dalga Tedavisi hızlı çözüm arayışında olanlara önemli bir imkan sunuyor.
DR. İSMAİL AĞAR
Güzellik, Kadın »
Göğüslere bitkisel krem takviyesi
Cerrahi uygulamadan çekinenler doğal ürünlerle hazırlanan kremlerle iri göğüslere kavuşuyor…
Tıptaki gelişmeler doğal maddelerle göğüs büyüten, hiçbir riski olmayan, ameliyatsız tedavi alternatiflerini de ortaya çıkardı. Kadında hormonları dengeleyici etkisi nedeniyle uzun yıllardır kullanılan, yan etkisiz 8 bitkinin uyumlu kompozisyonu ile elde edilen kremin sonuçları gerçekten de başarılı. Kaliforniya Bradford Araştırma Enstitüsü’nden Prof. Dr. Robert Bradford’un araştırmasına göre bu bitkisel karışımı deneyenlerin yüzde 82’sinin göğüslerinde 9 ay içinde 7 buçuk santimetre büyüme gözlenmiş.
Küçük göğüslü kadınlar için bitkisel çözümler
Cerrahi uygulamalar göğüslerini büyütmek isteyen kadınların hizmetinde. Operasyonu tercih etmeyenler ise çeşitli bitkilerden hazırlanmış kapsül ve kremlere başvurabilir.
Genetik yatkınlık, yumuşak cilt, bağ dokusu zayıflığının artması, gebelikler, yaş dönümü, kilo kaybetme, normal biyolojik yaşlanma ve başka çeşitli faktörler ya başlangıçta küçük olan göğüslerin nedenidir ya da yaşın ilerlemesiyle birlikte göğüslerin şekil ve güzelliğinin bozulmasına neden olurlar. Bu değişiklikler az ise çoğu kadın ve eşi için problem olmaz. Ancak birçok kadın kişiliğinde eksiklik duygusu yaşar ve göğüslerinin iyi formda olmasını şiddetle arzular. Göğüslerin küçük olması gibi, büyük olması da kadınların gardıroblarıyla sorunlarını artırır ve yaşam kalitelerini ileri derecede kısıtlar. Göğüslerin büyümesi özellikle gebelikten sonra, ya da yaş dönümünde hormonal değişikliğin belirgin olduğu dönemlerde artar.
İster Ameliyat İster Bitki
Göğüs büyütme için implantlar (İçi silikon jeli ya da serum fizyolojik dolu pedler) göğüs dokusunun içine yerleştirilmektedir. Yerleştirme göğüs kasının altında ya da üstünde olabilir. (şekil 1) Bireysel faktörler (Göğüslerde ya da göğüs kafesindeki asimetri) incelenerek ve kişinin isteği göz önüne alınarak; operatör, operasyon uygulanacak kişi ile birlikte implantın büyüklüğü, çeşidi ve konacağı yer hakkında karar verir. Kuşkusuz her cerrahi girişimde olduğu gibi, göğüs büyütme ameliyatının da komplikasyonları ve riskleri vardır. Tromboz (Pıhtı ile damar tıkanması) riski ve iltihaplanma tıptaki gelişmelerle çok aza inmiştir. Bazı vakalarda implant çevresindeki bağ dokusunda artış ve sertleşme olmakta, bu oluşum implantı sıkmaya başlamakta, göğüs dokusunu sertleştirebilmekte ve göğsün şeklini değiştirebilmektedir. Böyle bir durumda implantın alınması gerekebilir. Seyrek olarak da özellikle trafik kazaları ya da göğüslere olan darbeler sonucunda implantın kapsülü yırtılabilir. Bu durumda implantın jelatin kıvamındaki silikon içeriğinin ameliyatla alınması ve yeni bir implant konması gerekmektedir. Implantın en önemli riski mamografi bulgularının değerlendirilmesini zorlaştırmasıdır.
İmplant, göğüs dokusunun net görülmesine engel olmakta ve kanser oluşumu gözden kaçabilmektedir. Tıptaki gelişmeler doğal maddelerle göğüs büyüten, hiçbir riski olmayan, ameliyatsız bir tedavi alternatifi ortaya çıkarmıştır. Kadında hormon metabolizmasında dengeleyici etkisinden dolayı uzun yıllardır kullanılan yan etkisiz 8 bitkinin uyumlu kompozisyonu ile elde edilen preparat (Probust) bugün göğüs büyütmek için başarıyla kullanılmaktadır. California Bradford Research Institute’den Prof. Dr. Robert Bradford’un araştırmasına göre bu bitkisel karışımla yüzde 82 olguda 9 ay içinde göğüslerde 7,5 santimetre büyüme olmuştur. Aynı preparat regl dönemi gerginliğini de vakaların yüzde 95′inde çok aza indirmiştir. Bitkisel kompozisyon damiana, melek otu (Dişi Ginseng), oğul otu, aslan kuyruğu, bostan otu, testere palmiyesi, yams kökü, kara hindiba bitkileri karışımını içermektedir. Bu bitkileri tek tek incelediğimizde ise ne işe yaradıklarını şöyle açıklayabiliriz
Damiana: Özellikle afrodizyak olarak tanınır. Günümüzde birinci sırada kadın rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.
Melek otu: Kadın rahatsızlıkları en önemli kullanım alanıdır. Dolaşım bozukluğu, kabızlık, diyabet, kanser de kullanılmaktadır. Kadında hormon metabolizmasına etki gösterir.
Oğul otu: Anti mikrobik özelliği vardır. Huzursuzluk, korku ve yara iyileşmesinde kullanılır. Kas kramplarını çözer.
Aslan kuyruğu: Çayı yıllardır kalp problemleri ve kadın rahatsızlıklarında etkin bir tedavi olarak kullanılmaktadır.
Bostan otu: Çok eski yıllarda sarılık, böbrek/ mide rahatsızlıkları, migren problemlerinde kullanılıyordu. Uzun yıllardır kadın rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.
Testere palmiyesi: Çok sayıda sağlık problemlerinde kullanılmaktadır. Erkeklerde prostat sorunlarında, kısırlık ve iktidarsızlık için kullanılıyor. Bu etkin bitki kadında da bir dizi tedavi olanakları sağlamaktadır. Meme bezlerinin gelişmesine neden olur.
Yam kökü: Meksika’da eski yıllarda Chiapas kabilesi kadınların doğum yapması sırasında bu bitkiyi kullanıyordu. Kadınlarda hormon yapımını uyarıcı etkisi vardır ve memeleri büyütür.
Kara hindiba: En önemli etkisi karaciğer üzerinedir. Safra akışını düzenler. Hindistan’da karaciğer hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Vitamin ve mineralin zengin kaynağıdır. Avrupa’da salata şeklinde tüketilmektedir. Zararlı kimyasal ilaçlara, operatif müdahalelere ve implantlara karşı doğal bir alternatif olup, güzel göğüslere sahip olmak için ideal bir yöntemdir. Kapsüllerinden 6 ay süresince günde 2 kez 3′er kapsül alınır. Etkiyi artırmak için kremleriyle birlikte kullanılabilir. Daha sonra 3 ila 4 ayda bir 2-3 hafta süreyle alınmalıdır.
Güzellik »
Şampuanın köpürme miktarı içinde kullanılan köpürtücü maddelere ve kullanılan suyun sıcaklığına bağlıdır.Ayrıca saç ne kadar kirliyse,şampuan o kadar az köpürür.Su ne kadar sert ve kireçliyse,o kadar fazla şampuan kullanmak gerekir.Köpürme,şampuanın çok fazla temizlediği anlamına gelmez.Ayrıca şampuan işlemini uyguladıktan sonra,saçın çok iyi durulanması gerekir.Krem işlemini uygularken,kullandığımız saç kremi herhangi bir bakım özelliği taşımıyorsa saç derisine temas etmeyecek şekilde sadece uç kısımlara uygulanabilir.
SABUNUN SAÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Saçı yıkarken kesinlikle sabun kullanılmamalıdır.Çünkü sabun saç tellerinin kurumasına ve üstündeki küçük canlı hücrelerin ayrılmasına neden olur.Saç derisinin asit seviyesi ciltten daha fazla asit içerir.Bu nedenle bazik özellikli sabun saç için kesinlikle tavsiye edilmez.
SAÇLARI SÜREKLİ TOPLAMAK SAÇA NE GİBİ ZARARLAR VEREBİLİR?
Bayanlar saçlarını neden toplarlar biliyor musunuz? Çünkü artık saçın yıkanma zamanı gelmiştir.Bu durum saça çok zarar verir.Özellikle sıkı tokalarla toplamak,saç teli hücrelerinin sıkışmasına yol açar ve saçlar kırılır. Hanımlar saçlarını çok gergin bir şekilde topluyorsa belli bir zaman sonra alında ve şakaklarda saç dökülmesi sorunuyla karşılaşabiliyorlar.Saçları genelde toplamak yerine,açık bırakarak saç telleri hücreleri ve deri hücrelerinin hava almasını sağlamak gerekir.
TARAK VE SAÇ FIRÇASI SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Herhangi bir saç fırçası veya tarağa baktığımız zaman kılların arasında ek yerleri olduğunu görürüz.Bu ek yerleri saç tellerinin zarar görmesine neden olur.Ayrıca bazı saç fırçalarının kıllarındaki veya tarakların dişlerindeki pürüzler uzun süreli kullanımla kaybolur. Ancak bu arada saça oldukça zarar verir.Bu nedenle tek parçadan imal edilmiş taraklar tercih edilmelidir.Saç fırçası alırken kıllarını inceleyin.Kılların üzerinde hiçbir pürüz olmamasına dikkat edin.Tarakların dişleri de mümkün olduğunca geniş olmalıdır.Saçınızı tararken nemli veya ıslak olasına dikkat edin. Saç kuruyken taranırsa saç kırılır ve zaman içinde kurumasına neden olur.
Yüz derisinde olduğu gibi kafa derisinde ve saçlarda, bünye özelliklerine göre değişiklikler söz konusudur. Hemen hemen her iki kişiden birinin kafa derisindeki yağ bezleri normalden fazla yağ üretir. Sonuç, yağlı saçlar! Yüzünün derisi yağlı olanların genellikle kafa derisi de yağlıdır. Herkesin kafa derisinde kepeklenme olur; derinin kendini yenilemesinin bir sonucudur bu durum. Altında yeni deri oluştuğunda, eski deri canlılığını yitirir ve kepek halini alır. Bu kepeklenme ise, iki durumda problem haline gelir: Derinin fazla yağ üretimi nedeniyle kepekler bir kabuk gibi kafa derisine yapışır. Bu durumda saçların dip tarafı yağlı, öteki kısımları ise kurudur. Yağ bezlerinin az yağ üretmesi durumunda ise, kafa derisi kuru olduğu için kepekler etrafa uçuşur. Bu durumda, saçlar da genellikle cansız ve kırılgan olur.
-Yağ şampuanı, kuru saçlar için
2 yemek kaşığı dolusu, susam yağı, bademyağı veya ayçiçeği yağı ve 3-4 yemek kaşığı dolusu nohut unu hazırlanır. Saçlar yıkanmadan önce, seçilen yağ ile masaj yapılır. Sonra, artan yağ ile nohut unu, belki biraz da sıcak su eklenerek, akışkan bir lapa haline getirilir. Bu lapa ile saçlar şampuanlanır ve iyice durulanır.
-Lavanta şampuanı, tüm saç tipleri için
100 ml hazır bitkisel şampuana 4 damla lavanta ve 4 damla ökaliptus yağı eklenir ve çok iyi karıştırılır.
-Limon şampuanı, yağlı saçlar için
5 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı yarım litre soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu arada, 1 limonun suyu sıkılır. Ayrıca 2 yumurta sarısı çalkalanır. Limon suyu, yumurta sarısı, 5 damla limon yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu hazır bitkisel şampuan, ısırganotu çayına eklenerek karıştırılır. Saçlar bu şampuanla yıkanır ve iyice durulanır.
Yağ friksiyonları
Yağ friksiyonları her saç tipi için yararlıdır, ama özellikle hırpalanmış ve kuru saçlar, uçlarına kadar bu bakımdan yararlanırlar. Şifalı bitki çayları ile birlikte de kullanılabilen değerli bitki yağları, saçlara canlılık, esneklik ve parlaklık kazandırır, zararlı çevresel etkilerden korur, perma, çok sıcak fön çekme ve sürekli boyanın olumsuz etkilerine karşı dayanıklılık kazandırır.
-Yağ friksiyonu, kuru ve hırpalanmış saçlar için
25 ml bademyağı(veya kabak çekirdeği yağı) ve 25 ml zeytinyağı karıştırılır ve saçlara friksiyon yapılır. Daha sonra saçlar bir havlu ile örtülerek, birkaç saat veya gece boyunca etkilemeye bırakılır.
-Etkili yağ kürü, çok hırpalanmış saçlar için
40 ml hintyağı ve 20 ml soya yağı bir cam şişede veya kavanozda iyice karıştırılır. 2”şer tatlı kaşığı dolusu ısırganotu, biberiye ve kekik eklenir. Çok iyi çalkalanarak 2 gün bekletildikten sonra süzülür. Bu yağ saçlara emdirilir ve 40 dakika etkilemeye bırakılır.
-Yağ friksiyonu, yapısal zarar görmüş saçlar için(örneğin, boya veya perma sırasında)
40 ml tatlı badem yağı ve 20 ml hintyağı karıştırılarak saçlara ve özellikle de saç uçlarına iyice yedirilir. Bir saat süreyle etkilemeye bırakılır.
-Yağ friksiyonu, kepeğe karşı
10 damla ökaliptus yağı, 15 damla biberiye yağı ve 50 ml jojoba yağı, sıcak su banyosunda ısıtılarak iyice karıştırılır ve kafa derisine ve saçlara yedirilir.
-Yağ friksiyonu, yağlı saçlar için
12 damla bergamot yağı(turunç kabuğu yağı), 13 damla lavanta yağı ve 50 ml jojoba yağı, sıcak su banyosunda ısıtılarak iyice karıştırılır ve saçlara yedirilir.
Durulama suları – Hızlı ve etkili
Yıkamadan sonraki durulama suları, özellikle yağlı ve kepekli saçlarda mucizeler yaratabilir. Kuru veya kaşıntılı kafa derisi de, bitkisel katkılı durulamalarla veya elma sirkesi ile rahatlatılabilir. Durulamalar, yıkanmadan sonra uygulanır ve saçlar artık başka bir biçimde yıkanmaz.
-Sirke durulaması, parlaklık ve esneklik kazandırmak için
1 yemek kaşığı elma sirkesi ve 5 damla hintyağı, 1-2 litre sıcak suya karıştırılır. Saçlar bu suyla durulanır ve kafa derisine masaj yapılır.
-Limon durulaması, yağlı saçlar için
1 limonun ince rendelenmiş kabuğu ve 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ıhlamur, yarım litre suya eklenir ve kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakılır ve süzülür. 8 limonun suyu ile birlikte, hepsi bir şişeye veya kavanoza aktarılır ve çalkalanarak 2 gün bekletilir. Saçlar yıkandıktan sonra, 1 litre ılık durulama suyuna, şişedeki sıvının 1/8 bölümü eklenir.
-Isırganotu durulaması, kafa derisi kaşıntısına karşı
¼ litre elma sirkesi kaynama derecesine kadar ısıtılır(ama kaynatılmaz) ve içine 1 avuç dolusu ısırganotu yaprağı eklenir. 15 dakika demlendikten sonra süzülür, saçlar durulanır ve kafa derisine masaj yapılır.
-Bitki durulaması, kepeğe karşı
2 bardak dolusu kaynar derecedeki suya 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış hindiba çiçeği(sarı saçlara), veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı(kumraldan esmere kadar) eklenir ve soğuyana kadar demlenmeye bırakılır. Sonra süzülür, saçlar durulanırken, kafa derisine de hafif masaj yapılır.
-Saç dökülmesine karşı etkili bir reçete
3-4 hafta boyunca her gün, 1 avuç dolusu ince kıyılmış ısırganotu kökü 8-10 saat boyunca 1-2 litre suda bekletilir, sonra 3-4 avuç ısırganotu yaprağı eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10 dakika boyunca, üstü kapalı olarak demlenmeye bırakılır ve süzülür. Bu suyla kafa derisi ve saçlar 5 dakika boyunca yıkanır ve kafa derisine masaj yapılır. Ama her yıkamadan önce, kafa derisine, İsveç Şurubu ve ısırganotu tentürü ile dönüşümlü olarak friksiyonlar yapılır. Daha ilk haftada saç dökülmesi durur ve tedavi süresinin sonuna doğru yeni saçlar çıkmaya başlar. Daha sonra bu tedavi 3-4 günde bir uygulanırsa, saç dökülmesi uzun vadede önlenmiş olur ve saçlar, esneklik ve parlaklık kazanarak, sağlıklı bir görünüme de sahip olurlar. Bu tedavi, kepeklenmeye karşı da çok etkilidir.
Rahatlatıcı Banyolar
Stres ve gerginlik, bedensel ve ruhsal boyutta rahatsızlıklara yol açtığı gibi, kişinin dış görünümünü de olumsuz etkiler. Banyoların rahatlatıcı etkisini hepimiz çok iyi biliriz. Problemler ve stres, sıcak su tarafından, bedenden sökülüp atılırlar. Kaslar gevşer, sinir sistemi ve kan dolaşımı olumlu etkilenir. Yatmadan önce alınan bir tam banyo, en etkili uyku ilacıdır. Bir soğuk algınlığı başlangıcında alınan, eterli yağlar veya bitki katkısı içeren bir banyo çok yararlı olabilir. Ama, gerekli katkılarla hazırlanan bir tam banyonun, deri için en etkili güzellik ilacı olabileceği de unutulmamalıdır.
Bitkisel yağlar veya süt ürünleri eklenen banyolar, derinin koruyucu örtüsünü güçlendirdikleri için, deri kuruluğunu karşı da uzun süre etkili olabilirler. Bu nedenle, banyodan sonra derinin kremlenmesine gerek kalmaz. Şifalı bitki katkılarıyla hazırlanan banyolar, yağlı ve sivilceli deri için çok basit ama etkili bir tedavi anlamı da taşırlar. Banyo sonrasında deriye bir nemlendirici sürülmesi uygun olur. Değerli maddeler içeren banyo katkılarının etkinliklerine zarar vermemek için, banyo suyunun çok sıcak olmaması gerekir(37 derece).
*Bir tam banyoyu, haftada 1-2 kereden fazla almayın.
*Önceden ağır yemekler yemeyin ve banyo suyunun 37 dereceden sıcak olmamasına dikkat edin; her iki durum da, kan dolaşımını olumsuz etkileyecektir.
*İdeal banyo süresi 15-20 dakikadır; fazlası deriyi ve kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.
*Banyo sonrasında, yatakta kısa bir dinlenme çok rahatlatıcı olabilir.
-Ökaliptus yağı banyosu, sivilceli deri için
Banyo suyunu doldurmaya başlayın ve su bir karış kadar yükseldiğinde, biraz kremanın veya sütün içine karıştırdığınız 5 damla ökaliptus yağını suya ekleyin. Bu katkının eşit oranda dağılabilmesi için, küveti duş süzgecinden akan suyla doldurun.
-Şifalı bitki banyoları
Deriniz yağlıysa 150g mayıs papatyası veya civanperçemi, deriniz sivilceliyse 150g kuru nane veya atkuyruğu kullanın. Bitkiler 1 litre kaynar suyla haşlanır ve soğuyana kadar demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.
-Ebegümeci banyosu, iltihaplı, sivilceli deri için
50g kurutulmuş veya 100g taze ebegümeci çiçeği ve yaprağı ince kıyılmış olarak, kaynar derecedeki 2 litre suyla haşlanır, soğuyana kadar demlenmeye bırakılır, süzülür ve banyo suyuna eklenir. Kan dolaşımını hızlandırmak için banyodan sonra beden, orta sertlikte bir fırça ile fırçalanır.
-Elma sirkesi banyosu, yağlı cilt için
¼ litre elma sirkesi banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra duş alınmaz, sirkeli su derinin üstünde kurumalıdır. Daha sonra, yağlı olmayan bir nemlendirici beden losyonu uygulanır. Banyo suyuna eklenen 8 damla lavanta yağı, antiseptik etkiyi arttırır ve ruhsal açıdan dengeleyici ve yatıştırıcı etki yapar.
-Lavanta yağı banyosu
¼ litre elma sirkesi(yağlı deriye karşı) veya ¼ litre krema(normal, kuru veya karışık deri için), 8 damla lavanta yağı ile iyice karıştırılır, banyo suyuna eklenir ve su da iyice karıştırılır. Krema-lavanta banyosundan sonra ılık duş alınır. Elma sirkesi-lavanta banyosundan sonra duş alınmaz ve kurulanılmaz.
-Yağsız süt banyosu, kuru ve duyarlı deri için
Yağı alınmış 2 litre süt banyo suyuna eklenirken, su iyice karıştırılır. Banyodan sonra ılık bir duş alınır ve hafifçe kurulanılır. Eğer deriye banyodan önce 2 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı yedirilirse, süt banyosu kuru deri için çok daha etkili olur. Banyo suyuna eklenen 1 bardak aynısafa çayı da deriyi ayrıca yatıştırır.
-Yağ-süt banyosu, kuru deri için
1 bardak ılık süt ve bir yemek kaşığı zeytinyağı, kapalı bir kavanozda iyice çalkalandıktan sonra banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.
-Yağ banyosu, kuru deri için
50 ml bademyağı veya zeytinyağı sıcak banyo suyuna eklenir ve iyice karıştırılır. Banyodan sonra, cildin üstünde kalan su elle sıyrılır ve kalan hafif yağ filmi masajla yedirilir.
-Süt-bal banyosu, kırışıklara karşı
2 bardak ılık sütte 2 yemek kaşığı dolusu bal iyice eritilir, 1 tatlı kaşığı badem yağı eklenir ve kapalı bir kavanozda iyice çalkalandıktan sonra banyo suyuna eklenir ve banyo suyu da karıştırılır. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.
-Bal-süt-tuz banyosu, kuru ve olgun deri için
Banyo küveti doldurulurken 100g deniz tuzu serpiştirilir. Bu arada 1 litre sıcak sütte 250g çiçek balı eritilir ve banyo suyuna eklenir. Banyo suyu iyice karıştırılır. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.
-Oğulotu(melisa)-Aynısafa çiçeği banyosu, deriyi yatıştırıcı
3”er yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru bitki, kaynama derecesinde sıcak 1 litre suda haşlanır, üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra sıcak duş alınır.
Güzellik »
Güzellik salonunu ayağınıza getiren elektro güzellik aletleriyle hem zamandan hem de kesenizden tasarruf yapın. Devamı»
Güzellik »
Kadınların güzellik ve bakıma olan ilgisini herkes bilir. Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır sözüde buradan gelmiştir. Güzel olamk için sadece makyaj yapmak büyük hatadır. Makyajın yanında sürekli bakım yapılmasıda gerekmektedir. Bazı hanımlar bakım olayını aşırı abarttıklarında ciltlerinde tahriş olmakta ve tedavisi olmayan hastalıklar meydana gelmektedir.
Bizde bilgilendirme olması açısından kozmetik, güzellik ve bakım ile ilgili A’dan Z’ye bir sözlük hazırladık. Aşağıdaki terimlerden faydalanarak güzellik malzemesinin yada bu malzemenin içeriğindeki maddenin ne olduğunu öğrenebilir ve zararlı ise kullanmaktan kaçınabilirsiniz.
A
AFTER SUN MOISTURIZER: Güneş sonrası nemlendirici.
AHA (Alfa-Hidroksit Asit): Çoğu meyvelerden elde edildiği için “meyve asitleri” olarak da adlandırılır. Cilt bakımında güçlü bir yaşlılık önleyicidir. Düşük konsantrasyonlarda, ölü hücreleri yok eder, yumuşak ve taze bir cilt oluşturur. Orta ve yüksek konsantrasyonlarda ise kırışıkların azalması için elastin ve kolajen üretimini uyarır.
ALBÜMİN: Yumurta akında bulunur ve ciltte bir tabaka bırakır.
ALDEHİT: Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
ALKALİN: Ph değeri 7den büyük olup asit olmayan madde.
ALLANTOIN: İyileştirici ve rahatlatıcı etkileri olduğu söylenen botanik bir madde. Cilt için kullanılan kremlerde kullanılan bir madde.
ALLERGEN (Allerjen): Alerjik reaksiyona neden olan madde.
ALOE VERA: Tahriş önleyici ve rahatlatıcı etkileri vardır. Ancak, aloe değişken bir madde olduğundan, bu yararları için aloe veranın taze bitkisinden veya sıkıca kapatılmış koyu bir kapta soğutularak korunulan saf bir aloe ürününden elde edilir.
ALTHEA: Cilt için yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkileri olduğu söylenen bir kök.
AMİNO ASİT: Proteinler amino asitlerden oluşur. Cilt bakım ürünlerinde, pek çok çeşidi bulunan bu madde, su tutucu ajan olarak kullanılır. (Bknz: Protein)
ANTI-ÂGE ÜRÜNLER: Cildin yaşlanma sürecini yavaşlatan ürünler. Yenileyici ve besleyici etkiye sahip olan bu ürünler erken yaşlanmaya karşı cildi güçlendirip korur.
ANTIBAKTERIAL: Özellikle yüzde kusurlar oluşturan bakteriler olmak üzere, her tür bakterinin oluşmasını engelleyen maddeler.
ANTI-CERNE: Göz altı morluklarını, yüzdeki renk farklılıklarını, sivilce ve pürüzleri gizlemek için kapatıcı.
ANTİOKSİDAN: Oksijen, güneş ışını veya herhangi diğer bir kaynağın zararlı etkilerini azaltabilen maddedir. Ancak, antioksidanların kırışıkları önlediği konusunda herhangi bir kanıt yoktur; bunların cilt üzerinde öncelikli etkileri iltihap ve kızarıklıkları azaltmalarıdır. Antioksidanlar birçok bitki özü, vitaminler ve sentetik maddeler içerir.
ANTI-RIDES ÜRÜNLER: Kırışık giderici ürünler. Ciltteki sarkmaları toparlar, cilt tabakalarını derinlemesine yeniler ve kırışıklıkları silikleştirir.
APRÈS-SOLEIL HYDRATANT: Güneş sonrası nemlendirici.
AROMATERAPİ: Bedensel rahatlama sağlamak için vücut bakımında temel yağların kullanılması.
ASKORBİK ASİT: Solüsyon halinde değişken sayılan ve cilt kızarıklığına sebep veren, C vitamininin bir türüdür.
AUTO-BRONZANT: Güneşsiz bronzlaştırıcı.
AZULENE: Alman papatyasından elde edilen ve yatıştırıcı özellikleri olan bir ajan.
B
BARIUM SULPHATE: Kozmetikte beyazlatcı bir ajan olarak kullanılan bir mineral. Cildi tahriş etme olasılığı vardır.
BENTONITE: Kozmetikte emici olarak kullanılan kile benzer bir materyal. Cildin kurumasına sebep olabilir.
BENZEPHENONE-3: “Oxybenzone” olarak da adlandırılır. Güneşin UVB ve bazı UVA ışınlarına karşı koruyucu olarak kullanılan bir ajan.
BENZOIK ASİT: Cilt bakım ürünlerinde kullanılan bir prezervatif (koruyucu). Diğer bazı prezervatif maddelere oranla daha az tahriş edici sayılır.
BENZOYL PEROXIDE: Akne tedavisinde sıkça kullanılan anti-bakteriyel bir madde.
BETACAROTEN: Potansiyel iyi bir antioksidan.
BETA-GLUCAN: Cildin doğal defans mekanizmasını güçlendirdiği rapor edilen ve mayadan elde edilen yeni bir madde.
BETA-HİDROKSİT: Alfa-hidroksitten daha ufak bir molekül boyuna sahip olan arındırıcı bir ajan.
BIOFLAVONOID: Genellikle narenciye bitkilerinden elde edilen ve antioksidan, yatıştırıcı etkileri olan bir madde.
BIOTIN: Diğer adıyla H vitamini. Vücutta, bazı bağırsak bakterileri tarafından üretilen ve suda eriyebilen bir vitamindir. B kompleks grubundan olan bu vitamin metabolizmadaki karbonhidratların, yağların ve amino asitlerin ihtiyacıdır. Yüzeysel uygulamada cilt için yararı bulunmamıştır.
BOTOX: Botulinum toxininin ticari adı. Az miktarlarda kullanılarak belli bir süre için kasları felç ederek kırışıklık ve çizgilerin giderilmesinde kullanılan madde.
C
CALCIUM ASCORBATE: C Vitamininin bir şekli; yüzeysel veya içilerek kullanımıyla ilgili çok az bilimsel araştırma vardır.
CALCIUM CARBONATE: Kozmetikte emici olarak kullanılır. Günlük kullanımda tebeşir olarak anılır.
CALCIUM GLUCONATE: Kalsiyum vücut için gerekli bir mineraldir. Az da olsa, yapılan araştırmalar yüzeysel uygulamalarda bu mineralin iyi bir iltihap giderici (anti-enflamatuar) ve tedavi edici olduğunu göstermiştir.
CALENDULA: İyileştirici, yatıştırıcı ve antiseptik etkileri olduğu bilinen bir yumuşatıcı. Kuru cildin tedavisinde kullanılır.
CERAMIDES: Ciltte doğal olarak bulunan ve koruyucu bir set oluşturarak su kaybına mani olan madde. Bu madde sentetik olarak da üretilerek cilt bakım ürünlerine katılmaktadır.
CITRONELLA YAĞI: Sabun ve deodorantlarda yaygın olarak kullanılan bir antiseptik. Böcek savar etkisi de vardır.
CONCEALER: Göz altı morluklarını, yüzdeki renk farklılıklarını, sivilce ve pürüzleri gizlemek için kapatıcı.
D
DERMATITIS: Cildin tahriş olması, iltihaplanması.
DHA: Cildin üst tabakalarında bulunan amino asitlerle reaksiyonu sonucu 2-3 saat içerisinde gerçekleşen bir kahverengi ton oluşturur ve her yeni uygulamada renk derinliği sağlar.
DHEA: New England Tıp Gazetesi ‘nin bir haber yayını olan HealthNews’a göre DHEA’nın ağızdan alınmasının faydası hakkında az da olsa araştırmaların bulunduğuna işaret edilse de, birçok nedenden dolayı yararından çok riskleri vardır. Büyük bir olasılıkla “dehydroepiandrosterone” adında kuvvetli bir steroid hormon, yani testesteron ve östrojenin kimyasal bir kuzenidir… DHEA testesterona dönüştürüldüğünden bunu kullanan bazı kadınlarda yüz veya vücut kıllanması olabilir ve eğer 50 yaşlarının altında iseler mensturasyonları durabilir. DHEA’nın ayrıca kalp hastalıkları riskini arttıran HDL (iyi kolesterol) oranını kadınlarda azalttığı da gösterilmiştir. Cilde yüzeysel uygulamada herhangi bir pozitif veya negatif etkisi bulunduğunu gösteren bir araştırma yoktur.
DIHYDROXYACETONE (DHA): Kozmetikte kullanılan kendinden bronzlaştırıcı bir ajan.
DONG QUAI: Düzensiz ay başı veya menopoz sorunlarını tedavi etmek için kullanılan geleneksel bir Çin bitkisi.
E
EAU DE PARFUM: En yüksek konsantrasyonu olan koku. Bu nedenle diğerlerine göre daha pahalıdır.
EAU DE TOILETTE: Konsantrasyonu daha düşük olan koku.
EDTA: Ethylenediaminetetraacetic asitin kısaltılmışı. Bu asit kozmetik ürünlerinde kullanılan bir sabitleyicidir. Belli bir formülün içindeki maddelerin bazı elementlerle (özellikle minerallerle) birleşmesine mani olarak ürünün su gibi maddelerle karşılaştığında doku, koku ve kıvam gibi istenmeyen değişikliklere uğramasını önler.
ECZEMA: Cildin kızarmasına, kaşınmasına ve kabuklanmasına neden olan bir cilt rahatsızlığı. Nedeni bilinmemektedir. Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Akut veya kronik olarak görülebilen bu rahatsızlık genellikle reçeteli olarak satılan ve harici olarak kullanılan iltihap giderici kremlerle tedavi edilir.
ELASTİN: Cilde esnekliğini veren ana bileşenidir. Güneşin zararları ciltteki elastinin bozulmasına neden olabilir.
ELECTROLYSIS: Saç köklerini eritmek için kullanılan elektrik.
ERGOCALCIFEROL: D Vitamininin teknik adı.
ETHANOL: Alkol
F
FARNESOL: Bitkilerden elde edilen ve kozmetikte öncelikli olarak kokularda kullanılan bir öz. Hayvanlar üzerinde yapılan bazı araştırmaların sonucunda antibakteriyal özellikleri saptanmıştır.
FLORALOZONE: Birçok sentetik koku bileşeninden biri.
FOLİK ASiT: B-vitamin kompleksinin parçasıdır. Ağız yoluyla alındığında iyi bir antioksidan olarak kabul edilir. Bu yararı henüz cilt üzerinde kanıtlanmamıştır.
G
GOMMAGE: Vücudu ölü hücrelerden arındırma.
GELATİN: Bitki veya hayvanlardan elde edilen ve kozmetikte kalınlaştırıcı ajan olarak kullanılan bir madde.
GİNGKO BİLOBA: Yelpaze biçiminde yaprakları olan bu süs ağacı, kozmetik kullanımda antioksidan, iltihap giderici ve kızarıklık önleyici özellikleriyle öne çıkar.
GLİSERİN: Bitkilerden veya sentetik olarak elde edilen yapışkan bir sıvıdır. Yumuşatıcı, kaygan ve su tutucudur.
GLÜTAMİK ASİT: Buğday glüteninden elde edilen ve cilt için su tutucu özellikleri olan bir amino asittir.
GLÜTAMİN: Bir amino asittir.
H
HAMİLELİK MASKESİ: Alın, çene ve ağız çevresinde aşırı pigmentasyon nedeniyle oluşan kahverengi lekeler. Genellikle hamileliğin 4. ila 5.ayları arasında görüldüğü için bu adı almış.
HİPOALERJENİK: (Hypoallergenic) Kozmetik sanayiinde ürünün cilt reaksiyonu ve/veya hassasiyetine ve alerjiye neden olmayacağını göstermek için kullanılan bir terim. Ancak, üreticilerin bu iddialarını kanıtlamaları henüz bir standart veya yasaya bağlanmadığından bu tür ürünlerde çok dikkatli olunması gerekir.
HOELEN: Yüzeysel (harici) olarak uygulandığında antibakteriyel, koruyucu, yara iyileştirici ve su birleştirici özellikleri vardır.
HUMECTANT: Su birleştirici ajan.
HYALURONIC ASİT: Cilt bakımı ürünlerinde iyi bir su birleştirici olarak kullanılan cilt dokulsu bileşeni.
HYDRATANT: Nemlendirici.
İ
INOSITOL: Ciltte su birleştirici özellikleri olabilen lesitin bileşeni. Çoğunlukla B Vitaminiyle karıştırılmasına rağmen vitamin değildir.
ISOPROPYL LANOLATE: Lanolinden elde edilen ve kozmetikte kıvam verici ve yumuşatıcı olarak kullanılan bir madde.
IN VITRO: Kelime anlamıyla “camda” anlamına gelir. Biyokimyasal bir işlemin canlı bir organizmada değil de tüp ve benzeri yerde gerçekleştiğini gösterir.
IN VIVO: Kelime anlamıyla “canlıda” anlamına gelir. Biyolojik veya kimyasal bir işlem veya reaksiyonun yaşayan bir hücre, organizma, hayvan veya insanda gerçekleştirildiğini gösterir.
J
JELATİN: Bitki veya hayvanlardan elde edilen ve kozmetikte kalınlaştırıcı ajan olarak kullanılan bir maddedir.
JOJOBA YAĞI: Uçucu olmayan tüm bitki yağlarına benzer bir yumuşatıcıdır.
K
KAOLİN: Kozmetikte emici özellikleri nedeniyle kullanılan kile benzer doğal bir mineral (alüminyum silikat).
KAPATICI:Göz altı morluklarını, yüzdeki renk farklılıklarını, sivilce ve pürüzleri gizlemek için kapatıcı.
KATRAFAY YAĞI:[/u]Tahriş giderici özellikleri olduğu söylenen yumuşatıcı bitkisel bir yağ.
KERATİN
erinin boynuzsu katmanındaki (üstderinin en üst katmanı) lifsi protein. Keratin, tırnaklarımızın ve vücudumuzdaki kılların en önemli yapısal maddesidir.
KERATOZ: Üst derideki boynuzsu katmanın düzensiz olarak kalınlaşması.
KOENZİM Q10:Cilt bakım ürünlerinde bir antioksidan.
KOLAJEN: Doku hücrelerinin aralarındaki boşlukları dolduran, son derece esnek yapıdaki lifsi protein. Fibroblast denilen özel hücreler tarafından üretilen kolajen, yaşın ilerlemesiyle birlikte esnekliğini kaybetmeye başlıyor.
L
LAKTAT: [/u]Kozmetikte yumuşatıcı, kalınlaştırıcı ajan veya yağ olarak kullanılan doğal veya sentetik maddeler.
LAKTİK ASİT: Sütten veya sentetik olarak elde edilir. Cilt hücrelerini bir arada tutan maddeyi kırar ve cilt yüzeyindeki hücreleri bölerek döker.
LANOLİN ALKOL: Alerjiye saf lanolinden daha az neden olduğu sanılan ve lanolinden elde edilen bir yumuşatıcı.
LANOLİN: Koyunların yağ bezlerinden elde edilen bir maddedir. Bazı bünyelerde alerji yaratabilir ancak kuru cilt için çok iyi bir yumuşatıcı olarak kabul edilir.
L-ASKORBİK ASİT: İyi bir antioksidan.
LİPİD: Yağ, yağ asitleri ve sebum içeren, hem bitkiler hem de ciltte bulunan çok çeşitli maddeye denir. Cilt bakım ürünlerinde, bunlar yumuşatıcı ve kalınlaştırıcı ajanlar olarak kullanılırlar.
LİPOZOM: Bir madde değil, bir taşıyıcı sistemdir; bazı maddeleri tutup, cilt tarafından emildikten sonra cilde geçirebilme özelliği vardır.
M
MAGNEZYUM: Güçlü emici özelliklerinin yanı sıra dezenfektan etkileri de olan bir mineral.
MAGNEZYUM ALÜMİNYUM SİLİKAT: Kozmetikte kalınlaştırıcı bir ajan ve toz olarak kullanılabilen kuru, beyaz bir madde.
MAGNEZYUM ASKORBİL PALMİTAT: C Vitamininden elde edilir ve kuvvetli bir antioksidandır.
MELANİN: Koyu kahverengi pigment. Fazlalığı tenimizin koyu renk, azlığı ise açık olmasını sağlar.
MOISTURIZER: Nemlendirici.
N
NEOPENTANATE: Kozmetikte kalınlaştırıcı ajan ve yumuşatıcı olarak kullanılır.
NYLON-12: Emici ve kalınlaştırıcı ajan olarak kullanılan toz halinde bir madde.
P
PANTENOL: B kompleks vitamininden türetilmiş bir maddedir. Kalın, şurupsu bir yapısı ve nemlendirici özelliği vardır. Yumuşatıcı olarak da kullanılır.
PEELING: Yüzü ölü hücrelerden arındırma.
pH: Çözeltilerin asit, nötr veya alkali olma özelliğini gösteren değer. Organizmamızdaki tüm sıvılar belirli pH değeri taşırlar. Nötr pH değeri 7,0′dır.
PİGMENT: Dokulara gerçek rengini veren madde.
R
RETİNOL: A vitamininin daha saf ve asitsiz halidir. Cildi yenileme özelliğine sahiptir.
S
SELF-TANNING: Güneşsiz bronzlaştırıcı.
SERAMİD: Tabii olarak oluşan cilt yağları. Cilt bakımı ürünlerinde kullanıldıklarında, su tutucu olarak faydalıdırlar.
SERBEST RADİKALLER: İç ve dış etkenlerle cilt dokusunda oluşan ve sabit olmayan moleküler parçacıklardır. Serbest radikaller, hücrelere saldırarak yapılarını bozar.
SİLİKAT: Kuvvetli emicilik ve kalınlaştırıcılık özellikleri olan inorganik bir tuz.
SİLİKON: Silisten (kum bir silistir) elde edilmiş bir madde. Eşsiz sıvı nitelikleri silikona kayganlığını verir ve farklı formlarda tende ipek gibi hissedilebilir, yumuşaklık verebilir ve cilt ıslansa bile iyi su tutan bir ajan olabilir.
SİTRİK ASİT: Narenciyeden elde edilir ve ürünlerin pH derecelerinin fazla alkalin olmasını önlemek için kullanılır.
SORBİTOL: Doğal kaynaklardan sentetik olarak elde edilebilir. Kalınlaştırıcı ve kayganlık verici bir ajandır. Gliserine benzer.
SPF ( Sun Protection Factor): Güneş koruma faktörü.
T
TALK: Emici olarak kullanılan toz halinde mineral ve preslenmiş veya toz halinde olan çoğu pudranın bazı. Talk çoğunlukla eleştirilen ve kullanılmaması önerilen kozmetik maddelerindendir. Bunun asıl nedeni 1990larda yayınlanan araştırmalarda talkın vajinal kullanımlarda yumurtalık kanserini artırma riskidir. Ancak kozmetik kullanımda talkın böyle bir risk faktörü yoktur.
TİTANYUM DİOKSİT: Kozmetikte kalınlaştırıcı, beyazlaştırıcı, yağlayıcı ve güneş ışınlarını kesici bir madde olarak kullanılan bir mineraldir. Cildi UVA ve UVB radyasyonundan korur ve cildi tahriş etme riski yoktur.
TRİGLİSERİT: Kozmetikte yumuşatıcı ve kalınlaştırıcı ajan olarak kullanılır.
V
VİTAMİN A: İyi bir antioksidan.
VİTAMİN C: İyi bir antioksidan.
VİTAMİN D: Antioksidan.
VİTAMİN E: Bazı insanlarda alerjiye neden olabilmesine rağmen en güvenilir antioksidanlardandır.
VİTAMİN K: Kozmetikteki ana kullanımı göz çevresindeki halkaların koyuluklarını ve yüzeysel kılcal damarların görünümünü azaltmasıdır. Buna rağmen K vitamininin cilt bakımının herhangi bir evresinde işlevsel olduğunu kanıtlayan bağımsız bir araştırma yoktur.
Y
YEŞİL ÇAY: Tahriş önleyici özellikleri de olan bir anti-oksidan.
YAĞLAR: Yağ, yağ asitleri ve sebum içeren, hem bitkiler hem de ciltte bulunan çok çeşitli maddeye denir. Cilt bakım ürünlerinde, bunlar yumuşatıcı ve kalınlaştırıcı ajanlar olarak kullanılırlar.
Z
ZEDOARİ YAĞI: Cilde tahriş edici etkileri olan kokulu bir yağ. Buna rağmen, bu yağın antioksidan ve tahriş/iltihap giderici etkileri olduğunu gösteren çalışmalar da vardır.
ZEOLİTE: Kozmetikte emici olarak kullanılan mineral gruplarından biri. Kanseri önleyici etkileri olduğu da söylenmektedir
Güzellik, Kadın »

• Kadınların güzelliği ve bakımı için sadece yüzünü temizlemesi, nemlendirmesi ve kusursuz bir makyaj yapması yetmiyor.• En az onlar kadar önemli bir diğer unsur da güçlü ve bakımlı tırnaklara sahip olmak. Çünkü hiçbir kadın çatlamış, ojelerinin bir kısmı çıkmış ve boyları birbirinden farklı tırnaklara sahip olmayı istemez.
• Bunun için illa ki bir güzellik salonuna gitmeniz de gerekmiyor. Evinizde kendi manikürünüzü yaparak yıpranan ve kırılan tırnaklarınızı istediğiniz şekle sokabilirsiniz. Kısa, uzun, küt ya da oval… Seçimi size kalmış…

Adım adım tırnak bakımı 1. Adım
İşe öncelikle eski ojenizi çıkararak başlayın. Bu arada kullandığınız asetonun nemlendirici özelliği olmasına da dikkat edin. Böylece tırnaklarınızı de beslemiş olursunuz. Ve insanlara itici görünmemek için hiçbir zaman yarısı çıkmış ojeli tırnaklarla dolaşmayın.

2. Adım
• Tırnaklarınızı istediğiniz uzunlukta kesin. Ancak çok fazla dipten kesmemeye dikkat edin. Eğer tırnağınızı fazla derinden keserseniz, tırnak batması gibi sorunlar yaşayabilirsiniz.
• Bu arada tırnaklarınızın hepsinin aynı uzunlukta olmasına da özen göstermelisiniz. Çünkü uzun tırnaklar arasında birinin kısa olması göze hiç de hoş görünmeyecektir.

3. Adım
• Evet sıra geldi törpülemeye… Tırnağınızı ne kadar iyi ve doğru şekilde törpülerseniz o kadar dayanıklı ve sağlıklı olur.
• Tırnaklarınızı sadece tek bir yönde törpüleyin; ileri ve geri törpülemek tırnaklarınızı daha güçsüzleştireceğinden kırılmalara ve çatlamalara yol açacaktır.

4. Adım
• Törpüleme işleminden sonra tırnak etlerinizi yumuşatmak için ellerinizi ılık ve kremli bir suda 3 dakika kadar bekletin.
• Daha sonra da yumuşayan etleri bir makas yardımıyla fazla derine inmeden dikkatlice kesin. Eğer bununla uğraşmak istemiyorsanız iyice yumuşadıktan sonra etlerinizi tırnak diplerine doğru itebilirsiniz.

5. Adım
• Sıra geldi şekil verdiğiniz tırnaklarınıza oje sürerek bakımınızı tamamlamaya… Unutmayın ki ojesiz tırnaklar korunmasızdır bu yüzden koyu renkleri sevmeseniz de en azından bir kat cila sürmeyi ihmal etmeyin.
• Süreceğiniz ojenin rengini zevkinize ya da giydiğiniz kıyafete göre seçebilirsiniz. Bu konuda oldukça fazla seçeneğiniz bulunuyor; kırmızı, pembe, beyaz, bordo, mavi, mor, kahverengi…. Bunun yanısıra ojenizin üstüne değişik desenler yaparak tırnaklarınızı süsleyebilirsiniz.
• Ojeniz tamamen kurumadan elinizi bir yere sürmeyin. Yoksa ojenizi bozabilirsiniz. Bu arada kozmetik dünyası bu soruna da çabuk kuruyan ojeleri piyasaya sürerek çözüm getirdi. Dilerseniz onları kullanabilirsiniz.

Uzun süre bakımlı kalabilmesi için…
• Ev işi yaparken eldiven kullanmayı alışkanlık haline getirin. Bu tırnaklarınıza yaptığınız bakımın daha uzun süre bozulmadan kalmasını sağlayacaktır.
• Ayrıca tırnaklarınızı nemlendirici kremlerle güçlendirmeyi de ihmal etmeyin. Böylece kolay kırılmalarını engelleyebilir, sağlıklı tırnaklara sahip olabilirsiniz.
• Tırnakların sararması güzel görünümün önündeki en büyük engellerden biri. Ancak bunu da yenmenin basit ve ucuz bir yolu var; 1 adet limon…
• Tırnaklarınızı birkaç dakika limonla ovarak sararmalarını önleyebilir ve daha parlak tırnaklara kavuşabilirsiniz.

Tırnaklar özen ister…
Bu püf noktalarına dikkat!
• Tırnaklarınızın yan taraflarını törpülemekten kaçının. Böylece daha az kırılgan olmasını sağlarsınız.• Günde birkaç kez tırnaklarınızı bir fırçayla yanlara doğru fırçalayın. Hareketlenen kan dolaşımı sayesinde tırnaklarınız daha çabuk uzayacaktır.
• Demir, kalsiyum, B vitamini ve potasyum açısından zengin olan besinler, vücudunuzun geri kalanı için olduğu gibi tırnaklarınız için de faydalı.
• Tırnaklarınız zayıf, kırılgan ve katlara ayrılıyorsa, nedeni yeterince su içmemeniz olabilir. Mutlaka bol ve yeterli su tüketin.
• Alkol içeren losyonlar kullanmamaya özen gösterin.
• Her bir parmağınıza kökünden ucuna doğru masaj uygulayın. Rahatlayacaksınız!
• Günde altı adet badem yediğiniz taktirde tırnaklarınızdaki değişimi fark edeceksiniz. Bademde, tırnakların ihtiyaç duyduğu yağ asitleri var.

Tırnaklar özen ister…
Bunları sakın yapmayın!
• Plastik eldiven kullanmadan bulaşık yıkamayın.• Oje sürmeden önce tırnaklarınızı yağdan arındırın.
• Ojeniz bozulmaya yüz tuttuğunda gerisini de dişleriniz veya tırnaklarınızla kendiniz mi kazıyorsunuz? Tırnaklarınıza çok büyük zarar veriyor olabilirsiniz. Yapmayın!
• Tırnaklarınızı fazla uzatmayın. Hem görüntü olarak hoş olmaz, hem de kırılmaya çok daha meyilli olurlar.
• Tırnaklarınızı birer “alet” olarak kullanmayın. Zayıflarlar!
• Bozulmuş, ucu silinmiş ojeyle sakın dolaşmayın. Fark edilir!
• Tırnak etlerinizi nemlendirmiyor musunuz? Nemlendirme alışkanlığı kazanırsanız çok daha sağlıklı ellere sahip olabilirsiniz.
• Çok ağır yükler taşımayın. Ağırlık nedeniyle kan ellerinize hücum ederek damarlarda birikip, damarların zamanla genişlemesine neden olur. Bu da yaşlandığınızda hoş olmayan görüntülere sebep olacaktır.
• Kimse tırnaklarındaki kabarık çizgileri sevmez ama onları törpüyle yok etmek tırnağa zarar verebilir. Bunun yerine, ojeden önce bir kat koruma sürün. Çizgilerin yok olduğunu göreceksiniz.

Güzel tırnaklar için nasıl beslenmeli? • A Vitamini ve kalsiyum eksikliği kuruluğa ve zayıflığa neden olabilir.
• Folic asid ve C vitamini eksikliği tırnak yüzeyinin pürüzlü olmasına neden olabilir.
• Tırnağın üzerindeki beyaz lekeler protein eksikliğinden kaynaklanabilir.
• Hidroklorik asid eksikliği tırnakların soyulmasına neden olabilir.
• Yetersiz beslenme ya da B12 eksikliği kuruluğa, şekil bozukluğuna, tırnak renginin koyulaşmasına neden olabilir.
• Çinko eksikliği tırnak üzerinde beyaz noktalar oluşmasına neden olabilir.
• Tırnaktaki kurumalar ve çatlamalar daha fazla sıvı tüketmeniz gerektiğine işarettir.
• Tırnak çevresindeki etlerdeki kızarıklık metabolizmanın zayıflığına ve temel yağ asidlerinin eksikliğine işaret olabilir.
Bunun için:
• Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri ve enzimleri tamamlamak için tükettiğiniz gıdaların en az yüzde ellisi taze meyve ve sebze olmalıdır.
• Silisyum ve kükürt bakımından zengin olan brokoli, balık ve soğan gibi yiyecekleri bol bol tüketin. Ayrıca soya ve baklagiller de biotin zenginlikleri nedeniyle tüketilmesi gereken besinlerdir.
• Bol bol su için.
• Kalsiyum ve fosfor bakımından zengin olduğu için hergün havuç suyu için.
Güzellik »
Her kadın güzeldir. Yeterki kendisine biraz olsun bakmasını bilsin. Doğru bakım yaparak tüm güzelliğinizi ortaya çıkarabilirsiniz. Kadın güzelliğini tam olarak ortaya çıkaran bir kaç maddeyi sizlerle paylaşıyoruz.
Kadının güzelliği doğru bakımla ortaya çıkar
Tepeden tırnağa güzel bir kadın olmak hiç de zor değil… Kendinize ayıracağınız birkaç dakika ve her kadının bilmesi gereken minik sırlarla güzelliğinize güzellik katın… Pırıl pırıl saçlar, ışıl ışıl bir cilt, yumuşacık eller, güçlü tırnaklar, enerji saçan gözler, zinde bir vücut… Saçlarınızın daha hacimli olması için pudra kullanın
Saçlarınızı kolay şekillendirin
Biryantin gibi saç şekillendiricilerini kullanmadan önce saçınızı kurutun. Ama yine de biraz nemli kalabilir. Böylelikle hem kullanılması daha rahat olur hemde saçınız daha kolay şekil alır.
Saçlarınızın parlaklığını korumak için
Özellikle açık renkli saçlı kadınların yapması gereken tek şey, saçlarının parlaklığını korumaktır. Işıl ışıl saçlara kavuşmak için banoydan sonra durulama sırasında bir iki damla limonu su ile karıştırarak saçınıza sürmelisiniz.
Gözlerdeki şişlik
Sabahları uyandığınızda gözleriniz kızarmış ve şişmişse uyuduğunuz odayı havalandırmalısınız. Daha sonra ise rahatlatıcı losyona batırdığınız pamuğu gözlerinizin üzerinde en az 10 dakika bekletin.
Kirpiklerin görünüşü
Eğer sürdüğünüz rimel, kirpiklerinizi istediğiniz gibi göstermiyor ve çipil çipil bir görünüm veriyorsa rimeli kesinlikle kirpik uçlarına sürmeyin. Bunun yerine kirpik diplerine derinlemesine sürmeyi deneyin.
Cildiniz parlıyorsa
Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.
Mat dudaklar için
Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.
Buzlu dudak kremi
Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız.
Susuz ciltler için
Vücudunuzda su eksikliği varsa badem özlü bakım kremleri kullanmalı ve yeşil çay içmelisiniz.
Güne zinde başlamak
Sabahları yorgun kalkıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.
Kırılmayan tırnaklar
Tırnaklarınızın daha sert olmasını istiyorsanız ılık suyun içine zeytinyağı ve limon suyu ekleyerek ellerinizi bir süre içinde bekletin. Tırnaklarınız olduğundan daha sert olur.
Güzellik, Sağlık Konuları »
VKV Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, kış aylarında deriyi etkileyen en önemli faktörleri sıralayarak, uygulanması gereken bakımları sıraladı. Dr. Pençe, “Soğuk hava, kuru hava, klimalar ve kaloriferle ısınan kapalı ortamlar, çevre kirliliği, kalın, yünlü, sentetik giysiler ve cilt temizliğinin (banyo, yıkama) yaz aylarından daha seyrek yapılmasıdır.
Derimizin hava ile temas eden açık bölgeleri (yüz, eller) kışın kurumakta, kızarmakta, hassaslaşarak çatlayabilmektedir. Alerjik kişilerde yünlü, sentetik, deri giysilere karşı kontakt dermatitler kış aylarında daha sık görülmektedir. Derinin üzerinin giysiler, ter, yağ salgısı ile sürekli örtülü olması yağ bezi hastalıklarının (akne, sebore, milium kistler) artmasına neden olmaktadır.
Lipofilik mantar hastalıkları pitriasis versikolor(samyeli hastalığı) ve nem artışına bağlı intertriginöz (vücuttaki kıvrım yerleri) bölge enfeksiyonları daha sık oluşabilmektedir” dedi.
Cilt bakım önerileri
- Yüz ve vücudumuza, kurumaya engel olmak amacıyla kremli veya yağlı sabun ve jeller kullanılmalıdır.
- Yüz ve vücut deri tipine uygun nemlendiriciler (gliserin, vazelin, üre, laktik asit, hyaluronik asit içerenler) her banyodan sonra uygulanmalı ve kuruluğa engel olunacak şekilde nemlendiriciler daha sık sürülmelidir.
- Kışın deri tipine göre sıklığı ayarlanarak glikolik asit, retinoik asit veya salisilik asit içeren jel, krem veya maskelerle derinin ölü tabakası yenilenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Kışla birlikte ciltte gerginlik, saçlarda kepeklenme gibi rahatsızlık verici durumlar oluşabilir. cildi koruyabilmek için bazı kurallara uyulursa canlı ve güzel bir görünüm sağlayabilirsiniz. Bu kurallardan bazıları şunlar;
- Ellerinizi uygun bir losyonla masaj yaparak koruyun(hardal yağı, zeytin yağı badem yağı gibi yağlarlada bakım uygulayabilirsiniz).
- Hardal yağı, zeytin yağı badem yağı karıştırıp vücudunuza uygulayın. Cİldinizi pürüssüz yapacaktır.
- Saçlarınız için mutlaka bir bakım seçin ve uygulayın. Kışla birlikte onlarda etkileneceklerdir.
- Dudaklarınızla uğraşmayın ve dudak balmi ile koruyun
- Tırnaklarınız için tırnak yağı tercih edin. bol su için.
- Banyodan her çıktığınızda bacaklarınıza losyonla yumuşatın(Losyon gliserinli olabilir). duş alırken ılık su tercih edin.
- Güneşten koruyucu krem kullanın
- Elleriniz için sert sabunlar tercih etmeyin. Kremli el sabunları çatlamasını, nemli kalmasını, güzel görünmelerini sağlar.
- Göz çevresi kremi kullanın.
















