Anasayfa » Arşiv

Anne Çocuk Kategorisindeki Yazılar

Anne Çocuk »

[29 Ağu 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

1 yaş bebek beslenmesi 9.aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütünü 12-15 ay arasında en geç 2 yaşında ve anne için uygun olan bir zamanda kesilmelidir.Çocuk 13-14 aylıktan itibaren kaşık kullanmaya başlanabilir.Çocuğun ayrı bir tabağı olmalı ve neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.

*En sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyu ile beslemektir.Hiçbir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır. Bu dönemde çocuklar günde 4 öğün beslenmeli,temel besin gruplarından(süt ve sütlü gıdalar,etler,yumurta ve baklagiller,sebze ve meyveler,unlu ve nişastalı besinler)yeterli ve dengeli tüketilmelidirler.

*Çocuklara çay,kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle onları aşırı sinirli yapar.En iyisi bu içecekleri çocuğa tattırmamaktır.

dengeli bir bebek beslenmesi şu şekilde olmalı

1-Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir.Süt her şekilde verilebilir.Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir.25 gr peynirde de 200gr sütteki kadar kalsiyum vardır.
2-Her gün et ve baklagillerden 1-2 si listede olmalıdır.
3-Her gün (düzenli et verilen çocuklarda gün aşırı)1 yumurta çocuğa yedirilmelidir.
4-Günde 1 yada 2 kez sebze verilmelidir.
5-Günde 1-2 kez meyve yenmelidir.Fazladan 1 öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir.Meyve suları da meyve yerine geçebilir.
6-Günde 1-2 kez nişastalı besinler ve 3 dilim ekmek günlük beslenme listesinde bulunmalıdır.

Çocuklara mümkün olduğu kadar erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.Her çeşit şekerleme,pasta,kek,dondurma çocuklara sık verilmemesi gereken yiyeceklerdendir.Yemek aralarında çocuğa şekerleme vermek iştahını kapatarak yetersiz beslenmesine yol açtığı gibi diş çürüklerinde de önde gelen nedendir. Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler.1,5-2 yaşına giren bir çocuk bir diş fırçasına sahip olmalıdır.Bu yaşta henüz diş macununa gerek yoktur.Diş macunu kullanmaya 3.yaştan itibaren başlanabilir.

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png


1kadin.com sitemize hoşgeldiniz. Sitemiz kadınlar için hazırlanmış bol içerikli bir sitedir. İstediğiniz veya eklemek istediğiniz konuyu iletişim menüsünden ekleye bilirsiniz. Site içeriği; Kadın, bakım, cinsellik, güzellik, internet, sağlık, yemek tarifleri.

Anne Çocuk »

[13 Ağu 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve ÜNİCEF, be­beklerin yaşamının ilk 4 ayında mümkünse 6 ayında, su dahi almaksızın anne sütü ile beslen­mesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik ge­reksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin, Anne sütüdür.

Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesi­ni ve hastalıklardan korunmasını sağlar. Emzir­me, bebeğinizle sizin arasında sağladığı yakın te­mas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz doğduktan sonra ilk yarım saat içinde, sütünüzün gelmesini beklemeden ve ke­sinlikle şekerli su vermeden, mutlaka onu emzir­melisiniz. Devamı»

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk, Gebelik, Hamilelik »

[1 Ağu 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

1.AYDA ANNE KARNINDA BEBEK:

Yumurta ve sperm birleşmiş , döllenme oluşmuştur. Babanın spermi , bebeğin cinsiyetini belirler. Bebeğiniz embriyo denen bir hücreden gelişir, bu dönemde bir baş ve vücuda sahiptir.

Henüz anne rahmine yeni yerleşme sürecidir. Anne rahmi ile gebelik arasında damarsal bağlantı başlamıştır. Bebeğin baş ve organları henüz taslak halindedir. Sinir sistemi gelişmeye başlamıştır. Bebek 10-12 mm kadar uzunluktadır. Devamı»

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk, Giyim, Örgü Modelleri »

[2 May 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

Ev hanımları kendilerini oyalayacak iş ararlar. Eğer çocukları var ise çocuklarına kazak, hırka örmek en iyi vakit geçirme yöntemidir. Aşağıda bebeğiniz için bağçıklı hırkanın nasıl örüldüğü yazıyor. Sizde kendi çocuğunuza aşağıdaki hırka gibi bir tane örebilirsiniz. Hatta çok boş vaktiniz var ise bu hırkalardan bir çok örerek satışını bile yapabilirsiniz.

Yapılışı:

ARKA :
90 ilmek ile başlanır. 1 sıra :1 ters, 1 düz şeklinde lastik yapılır. Düz örgü ile devam edilir. 16 cm örülür. 4 cm 2 ters,2 düz lastik örüldükten sonra bağcık için delikler açılır. 4 cm daha lastik örülüp,düz örgüye geçilir. 6 cm düz örgü örüldükten sonra 5+1+1+1 şeklinde kol oyuntusu yapılır. Boyu 44 cm olunca yaka için 30 ilmek bir seferde kapatılır. Her iki yandan 1+1+1 ilmek eksiltilir. Kalan ilmekler 8+8+7 şeklinde kapatılır.
ÖN :
50 ilmek ile başlanır. Arka gibi örülür. Boyu 41 cm olunca yaka oyuntusu için 14+1+1+1+1+1+1 şeklinde ilmek kapatılır. Kalan ilmekler omuz için 8+8+7 olarak kapatılır. Düğme yerlerine çıt çıt dikilip, ön kısımlarına tığ ile yapılmış küçük çiçekler dikilir.

KOL :
40 ilmek ile başlanır. 1 sıra :1 ters,1 düz örülür. 16 cm düz örgü örülür. 4 cm 2 ters, 2 düz lastik örülür. Bağcık için delikler açılır. 7 cm düz örgü örüp kol oyuntusu için eksiltmeye başlanır. Boy 38 cm olunca kalan ilmekler (21 ilmek) tek seferde kapatılır.
YAKA :
96 ilmek ile 10 cm çift lastik örülür.
BAĞCIKLAR :
Kol bağcıkları 60 cm,beden bağcığı 100 cm, uçlarına çiçek yapılarak tığla zincir çekilir

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk, Sağlık Konuları »

[28 Nis 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

Prematüre Bebeklerde Beslenme

Prematüre bebeklerin besin ihtiyaçları term (vaktinde doğan) bebeklerinkinden daha fazladır. Emme ve yutma koordinasyonu anne karnında 33. haftadan sonra geliştiği için daha önceki haftalarda bebekler gavajla beslenmelidir. 1800 gr.a ulaşmış, klinik bulguları olmayan ve beslenme intoleransı bulunmayan sağlıklı prematüre bebekler taburcu olmadan önce normal anne sütü veya standart mamalar ile beslenmeye başlayabilir. Bronkopulmoner displazi veya konjenital kalp hastalığı gibi sorunları olan prematüre bebeklerin besin ihtiyaçları artar. Anne sütü yoksa 40. haftaya kadar (doğması gereken zamana kadar) özel prematüre mamaları kullanılması uygundur. Sütlerin kalori içeriklerinin artırılması çeşitli yollarla yapılabilir. Ancak kalori ayarlamaları yaparken, uygun oranlarda yağ, karbonhidrat ve proteinin sağlanmasına dikkat edilmelidir. Prematüre bebeğin gerek hastanede yattığı dönemde, gerekse taburcu olduktan sonraki beslenmesi yanlızca besin ihtiyaçlarının karşılanması anlamına gelmez. Bu dönemdeki beslenme şekli, çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek özelliklere sahiptir. Bebeğe kaloriyle birlikte diğer besin elemanlarının da uygun şekilde verilmesi bebeğin beyin gelişimi ile bağırsak ve endokrin fonksiyonların gelişimini etkileyebildiği gibi erişkin yaşta karşılaşabileceği şişmanlık, hipertansiyon ve allerji gibi çok değişik sorunların ortaya çıkmasını da etkileyebilir. Programlama adı verilen bu olay çeşitli fonksiyonlar için değişik dönemlerde ve değişik besin gruplarına bağlı olarak gelişir. Bu nedenle, bebeklerin doğru zamanda doğru şekilde beslenmesi önem kazanır.

Prematüre Bebeklerde Katı Gıdalara Başlama Zamanı: Prematüre bebeklerde katı gıdalara başlama zamanı için gözönüne alınması gereken kriterler aşağıda sıralanmıştır: – Başını dik tutmalı, oturma pozisyonunda durabilmeli – Dilini dışarı çıkarma hareketi azalmış olmalı – Düzeltilmiş yaşı 4-6 ay olmalı.

ANNE SÜTÜ
Prematüre beslenmesinde en uygun besin bebeğin kendi annesinin sütüdür. Erken doğum yapan annenin sütü (preterm süt) zamanında doğum yapan annenin sütünden farklılıklar gösterir. Preterm sütün daha fazla total nikotin*, protein, sodyum, klor, magnezyum, demir, bakır, çinko ve erken laktasyon döneminde daha yüksek IgA içerdiği gösterilmiştir. Toplanan anne sütü buzdolabında +4 derecede 48 saat tutulabilir. Prematüre bebekler için, anne sütüne eklenmek amacıyla üretilmiş ve protein, makromineraller, eser elementler,enerji ve vitaminler içeren toz ürünler piyasada mevcuttur. Ancak genel görüş, anne sütünün ek formüllerle zenginleştirilmesinin ağırlık artışının yeterli olmadığı bebeklere sınırlı tutulması yönündedir. Genellikle 1500 gr.ın üzerinde olan prematüre bebeklerin besin gereksinimleri anne sütü ile karşılanabilir.

Vitamin ve Mineral Takviyesi: Günlük alınan besin miktarı ile alınması gereken miktarlarda vitamin alınamadığı için, prematüre bebeklere genellikle multivitamin solüsyonları verilir. Prematüre bebeklerde diğer bebeklerde olduğu gibi 2. aydan itibaren demir eksikliği gelişebileceğinden 1. aydan sonra demir takviyesi başlanmalı ve 12. aya kadar devam edilmelidir. Amerikan Pediatri Akademisi term (zamanında doğan) bebeklere 2. haftadan sonra florür verilmesini önermektedir. Prematüre bebeklere de 6. aydan sonra gerekli görülürse florür verilmesi düşünülebilir. Doktorunuz gerekli gördüğü durumlarda fosfor, kalsiyum takviyesi yapabilir. D vitamini prematüre olsun olmasın tüm bebeklere ilk haftadan sonra verilir. …..

Beslenme Sorunları: Prematüre bebeklerde beslenme sorunlarına daha sık rastlanır. Bu sorunların çoğu hemen doğum sonrası dönemde görülmekle beraber emme ve yutma sorunları uzun süre devam edebilir. Geçici nörolojik immatüritesi veya kalıcı nörolojik defisti olan bebeklerde beslenme sorunları daha sıktır. Kronik akciğer hastalığı ve gastroözofagiel reflüsü olan, değişik kişiler tarafından beslenen bebeklerde de beslenme sorunları daha fazla gözlenir. Hiperaktif öğürme refleksi, bebeğin anne göğsünden, biberonla veya kaşıkla hiçbir şekilde beslenemediği özel bir durumdur. Beslenme sorunu olan bebekte günlük aldığı miktar hesaplanmalı, normal fizik muayeneye ilaveten refleksler değerlendirilmedir.

Prematüre bebeklerde kabızlık da nadir olmayan bir durumdur. Uzun süreli kabızlıklarda bazı tetkikler gerekebilir. Anne sütü alan bebeklerde kabızlık nadirdir. Fonksiyonel bir kabızlık varsa ilk aylarda mama içindeki su mikatarını artırmak faydalı olabilir. Daha sonra ise günlük besinler içindeki tahılların artırılması düşünülebilir. Lavmanlar ve fitiller ancak geçici bir çözüm sağlar ve çok gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır.

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk, Sağlık Konuları »

[28 Nis 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

Prematüre bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu edilme zamanı önemli bir konudur. Hastaneden erken çıkma bebek ile anne arasındaki bağı kuvvetlendireceği gibi bebeğin gelişeceği çevrenin düzenlenmesi, hastane enfeksiyonlarının önlenmesi ve hastane masraflarının azaltılması yönünden de faydalıdır. Buna karşılık hastaneden erken çıkma; bebeğin genel durumunun bozulmasına ve tekrar hastaneye yatırılması gereksinimine yol açabilir ve bu durum bebeğe olduğu kadar aileye de ilave bir stres kaynağı olur.

Prematüre doğan bebeklerin ebeveynleri, bebek taburcu olup eve geldikten sonra 3 değişik dönemden geçerler. İlk döneme “öfori dönemi” denir ve evdeki ilk 6 haftalık süreyi kapsar. Bu dönemde ebeveynler anne-baba olmanın mutluluğunu yaşar ve çocuğun eve gelmiş olmasından dolayı sevinç içerisindedirler. İkinci dönem bir mutsuzluk dönemidir ve 6 ay kadar sürebilir. Bu dönemde aile çocuklarının düşündüklerinden daha küçük olduğunun, gelişmesinin daha geri olduğunun farkına varır ve bu sorunlarla baş edemeyeceğini düşünerek endişelenir Son dönem kabullenme dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde anne ve baba, çocuklarını olduğu gibi ve hayatlarının doğal bir parçası olarak kabul etmeyi öğrenir ve normal hayatlarına döner. Çocuğun büyümesi ve gelişmesi normal veya çok hafif bir gelişme geriliği varsa, aile içindeki stres daha azdır ve normal hayata dönüş çok daha hızlı meydana gelir.

VÜCUT ISISININ KORUNMASI
Prematüre bebekler zamanında doğan bebeklere göre farklılıklar gösterirler. Gestasyon haftaları büyüdükçe vücutlarındaki oluşumlar tamamlanmaya ve bizlerin dışarıdan verdiğimiz desteğe daha az ihtiyaç duymaya başlarlar. Cilt altı yağ tabakaları olgunlaşmadığı için hipotermi (vücut ısının düşmesi) gözlenebilir. Bu nedenle zamanında doğan bebeklere göre daha çabuk üşürler. Vücut ısılarının korunması için alınan kıyafetlerin uygun boyutta olması, vücutlarının her yerini sarması gerekmektedir. Bu sağlanamıyorsa prematüre kendini ısıtmak için daha fazla enerji kullanacak, bu da büyüme hızını yavaşlatarak farklı problemlerin oluşmasına neden olacaktır. Eğer; uygun boyutta pamuklu kıyafetler bulunamaz ise el ve ayaklarına pamuk, gazlı bez sarılarak, iki tulum üst üste, eldiven ve çoraplar çiftli giydirilerek çözüm üretilebilir.
Oda sıcaklığı sabit tutulmalıdır. (24 °C – 25 °C) Çok soğuk ve çok sıcak ısı değişikliklerinin bebeğin sağlığını tehlikeye sokacağı unutulmamalıdır. Mümkünse odada termometre bulundurulmalıdır. Digital kulak termometresi bebeğin ısı ölçümünün kontrolü için fayda sağlayacaktır.

BESLENME
Prematüre bebeklerin besin ihtiyaçları zamanında doğmuş bebeklerinkinden daha fazladır. Büyümeyi yakalayabilmek için aldıkları enerji doğru hesaplanmalı, beslenmesi ona göre düzenlenmelidir.
Emme, yutma, nefes alma koordinasyonlu refleks 33. gestasyon haftasından sonra geliştiği için daha önceki haftalarda bebekler gavajla beslenmelidir. (Gavaj: Mideye ağız veya burundan sonda takılarak, sondadan anne sütü veya mama ile besleme yöntemidir. )
Bebeğin bakımının büyük ölçüde tıbbi personele bağımlı olduğu ilk dönemlerde anne sütü verilmesi anne ve bebeğin duygusal ihtiyaçları açısından büyük faydalar sağlar. Anne sütüyle beslenme şekli gerek emzirme metodları, gerek biberonla, gavajla beslenme ve anne sütünün önemi aile hastanemizde kaldığı süre içerisinde sürekli verilmektedir.
Anne sütünün önemi asla tartışılmaz. Anne serviste yattığı süre içerisinde süt salınımının artması için süt pompası ile sütleri toplanır. Bu işleme evde de devam etmesi gerekebilir. Bu dönemde sütlerin saklama koşulları ve hazırlanışı ile ilgili kurallara uyulmalıdır.
Anne sütü;

* Derin dondurucuda, 6 aya kadar,
* Buzlukta, 1 aya kadar,
* Buzdolabı rafında, 24 saat’e kadar,
* Oda sıcaklığında, 8 saat ‘e kadar saklanabilir.

Anne sütü ısıtılarak verilmez. Bebeği beslemeden 1-2 saat evveli oda sıcaklığında bekletilerek veya benmarie usulü ılıtılarak verilebilir.
Eğer prematüre, anne sütünün yanında mama desteği ile besleniyorsa; mama hazırlama koşulları ve biberonla beslenme kurallarına uyulmalıdır.

Mama Hazırlığı:

Malzemeler:
1- Steril su (İçme suyunu temiz bir kapta kaynamaya başladıktan sonra 10 dakika kadar kaynatın).
2- Steril biberon (ölçülü biberonlar ve en sağlıklısı cam biberonlar kullanın. Biberonların emziklerini ve biberon emziklerinizi hatta süt pompanızın aparatlarını sterilizatör cihazında buhar ile sterilizasyon yöntemi ile steril edilebilir ya da ayrı temiz bir tencere edinerek bütün parçaların üstünü kaplayacak şekilde içme suyu ile kaynatma yöntemi ile steril edebilirsiniz).
3- Steril biberon emziği (silikon veya kauçuk biberon emzikleri kullanılabilir. Dikkat edilmesi gereken emziklerin deliklerinin büyüklüğüdür. Akış hızının damla damla olmasına dikkat ediniz. Deliklerin büyük ve akış hızlarının hızlı olması aspirasyon riskini doğurabilir).
4- Uygun mamalar (prematüre mamaları ve miadında doğmuş bebekler için hazırlanmış mamaların birbirlerinden farklılıkları vardır. O nedenle doktorunuza danışarak mama kullanınız).

Hazırlık: Mamaların içinde ölçekler bulunmaktadır. Biberonu düz bir zemine yerleştirerek steril suyu 30 cc (30 ml) ölçüsüne kadar koyunuz. İçine mama ölçeği ile 30 cc’ye 1 ölçek, 60 cc’ye 2 ölçek vb. hazırlayarak, biberonun ağzını kapatarak iyice çalkalayınız. Biberon ısıtıcısında mamayı ısıtabilirsiniz. Biberon ısıtıcı yoksa biberonu sıcak suyun içine oturtarak da bu işlemi uygulayabilirsiniz.
Mamanın ısısını cildin en hassas ve en ince bölgesi olan el üstü veya el bileğinin içine damlatarak kontrol ediniz ve öyle beslemeye geçiniz.

Bazı prematürelerde aldığı miktar ölçüm açısından önemlidir. Vereceğiniz miktarı enjektör ile ölçerek biberonla verebilirsiniz.

Temizlik: Bebeğinize kullandığınız emzik, biberon vb. mutlaka steril ederek kullanınız. Kirli biberonları bulaşık deterjanı ile biberon fırçasıyla içini iyice yıkayarak temizleyip steril ediniz.
Emzirme pozisyonları farklılık gösterir. Bebek emzirme aşamasına geldikten sonra yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve bebek bakım odası hemşireleri tarafından emzirme teknikleri eğitimi verilecektir.
Ev ortamında emzirme işlemi için temin edeceğiniz rahat bir koltuk hem sizin rahatlığınız hem de bebeğinizin rahat emebilmesi için kolaylık sağlayacaktır.

Prematürenin gerek hastanede yattığı dönemde gerekse taburcu olduktan sonraki beslenmesi yalnızca besin ihtiyaçlarının karşılanması anlamına gelmez. Bu dönemdeki beslenme şekli, çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek özelliklere sahiptir. Bebeğe kalori ile diğer besin elemanlarının da uygun şekilde verilmesi bebeğin beyin gelişimi ile bağırsak ve endokrin fonksiyonların gelişimini etkileyebildiği gibi erişkin yaşta karşılaşabileceği şişmanlık, ateroskleroz, hipertansiyon ve allerji gibi çok değişik sorunların ortaya çıkmasını da etkileyebilir. Bu nedenle, bebeklerin doğru zamanda doğru şekilde beslemesi önem kazanır.
Prematüre beslenmesinde anne sütüne ek mamalar anne sütüyle birlikte verilebilir. (EO protein mama) Bunun yanında multivitaminler, demir, fosfor vb. eklenebilir. Taburcu olurken ilaçların kulanım şekilleri, dozları ve saatleri yenidoğan hemşireleri tarafından aileye anlatılmalı ve taburcu formunda belirtilmelidir.

Beslenme sorunları:
Prematüre bebeklerde beslenme problemlerine daha sık rastlanır. Bu sorunların çoğu hemen doğum sonrası dönemde görülmekle beraber emme ve yutma sorunları uzun süre devam edebilir. Bu aşamada yine; yoğun bakım ünitesinde aile beslemeye ortak edilerek ev aşamasında kendi başlarına beslemede eğitilmelidir. Dikkat edilmesi gerekenler besleme esnasında bebeğin başını 45 derece açı ile tutmak, biberon emziğinin akış hızını ayarlamak, mamanın ısısını kontrol etmek, anne sütü veya mamanın miktarını ayarlamak ve besleme işlemi yapan kişinin rahatlığını sağlamak bunlardan sadece bir kaçıdır. Eğer bebek ilk önce aktif emip daha sonra uyku haline geçiyorsa bebeğin gazının olabileceği düşünülmeli, uygun pozisyonda gazını çıkartmaya çalışılmalıdır. Prematüre bebeklerin çene kasları tam olarak gelişmediği için emme işlemi esnasında çok çabuk yorularak uyku fazına geçebilirler. Bu nedenle özellikle biberon ile beslerken parmağınızla çeneden destek sağlayarak bebeğinize yardımcı olabilirsiniz. Lütfen sorularınızı ve gösterilmesini istediğiniz pozisyonları yenidoğan hemşirelerine sorarak yardım alınız. Beslenme süresini 30 dakikayı geçmeyecek şekilde ayarlayınız. Besleme ne kadar uzarsa öğün sayısı o kadar azalır. Kilo kaybı o kadar da fazla olur.
Bebeğinizi beslenme sonrası sağ veya sol yan yana yatırınız. Başı vücutla beraber %10 dereceye kadar dikleştirmede fayda vardır. Aspirasyon beslenme sonralarında çok sık görülen bir komplikasyondur. Dikkat edilmesi gerekir.

Prematüre bebeklerde kabızlık da nadir olmayan bir durumdur. Uzun süreli kabızlıklarda doktorunuza başvurunuz.
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde ve bebek bakım odasında hemşireler tarafından bağırsak masajı eğitimi verilmektedir. Evde bu masaj yöntemi size yardımcı olacaktır.
Beslenme esnasında bebeğinizin rengini ve hareketlerini doğru gözlemlemeniz gerekir. Sağlıklı bir bebeğin rengi pembedir. Bebeğin renginde hastane çıkışına göre sararma veya soluklaşma gözlemlerseniz doktorunuza başvurunuz.. Beslenme esnasında ağız ve burun çevresinde morarma, vücudunda genel bir renk değişikliği olursa beslemeyi kesip mutlaka bebeğinizi gözlemleyip doktorunuza başvurunuz.

EVDE ENFEKSİYON KONTROLÜ
Prematüre bebeklerin bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmediği için her türlü enfeksiyona açıktırlar. Bu nedenle ziyaretçilere, özellikle okul çağı çocuklara kısıtlamalarda hassas davranılmalıdır. Odasında oyuncak bulundurulacak ise; oyuncakların yıkanabilen, toz tutmayan ve tüysüz olmasına dikkat edilmelidir.

El temizliği enfeksiyon kontrolünde birinci basamaktır. Bebeğe dokunmadan evvel, alt temizliği sonrası el temizliğine özen gösterilmelidir. Tırnakların kısa kesilmesi ve mümkün olduğunca takı takılmaması yine enfeksiyon açısından önemlidir.

SOLUNUM DURMASI – APNE
Apne: Prematüre bebeklerde sık görülen apne, beynin yeterli olgunluğa ulaşamamış olması ve göğüs kafesi kaslarının kuvvetsizliğinden meydana gelmektedir.5 saniyeden daha kısa ve kendiliğinden düzelen solunum durmaları fizyolojiktir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çok sık karşılaşılan bu sorun bebek taburcu olduktan sonrada devam edebilir.10 saniyeden daha uzun ve bebeğin dudaklarında morarma ve halsizlik yapan solunum durması patolojiktir, uyarı verilmesi gerekir ve hemen doktorunuza başvurun. Bebeğin evde apne yatağı ve monitörüne bağlanıp bağlanmayacağına taburcu olmadan önce karar verilir. Kullanımı ve temini aileye taburculuk planında anlatılır.

UYKU
Prematüre bebekler uykuya çok meyillidirler. Özellikle beslenmeye ayrılan süre ne kadar çok uzarsa o kadar bebeğin yorulmasından dolayı uykuya meyili artacaktır. Bu nedenle beslenmede harcanan süreye dikkat edilmeli, beslenme ve uyku düzenleri iyi ayarlanmalıdır.

Büyüme hormonu uyku safhasında salgılanır. Bu nedenle bebek uyurken itinalı davranılmalıdır. Bunun yanında oda lambasının ayarlanır olması bebeğin gece gündüzü ayırt etmesi açısından faydalı olacaktır. Gündüzleri daha hareketli bir yaşamdan geceleri uyku ve sessizliğe geçiş bebeğin ev ortamına adaptasyonu yönünden önemlidir. Gündüzleri odasında kısık sesli hafif bir müzik çalınabilir. Fakat bilinmelidir ki ses seviyesinin yüksek olması henüz daha yeni yeni olgunlaşmaya başlayan işitme organında kalıcı hasarlara neden olabilir.

CİLT BAKIMI
Bütün yenidoğanların olduğu gibi prematürelerin de cildi hassas ve narindir. Özellikle prematürelerde kulak gibi kıkırdak dokuların olduğu bölümler olgunlaşmadığı için sağ, sol yan yatırıldığında uzun süre pozisyon değiştirilmemesine bağlı olarak kulaklarda yapışkanlıklar, nekrozlar oluşabilir. Yine pozisyonel olarak baş bölgesinde düzleşmeler görülebilir. Bu nedenle sık sık (3 saat ara ile) pozisyon değiştirmede, hassas bölgelerine havlu, pet gibi malzemelerle desteklemekte fayda görülecektir.

Gözlerde yapışkanlıklar, çapaklanmalar ve hatta akıntılar görülebilir. Bu durumda doktorunuza danışmakta fayda olacaktır. Göz bakımını steril su ile yapabilirsiniz. Bir göze kullandığınız gazlı bezi diğer gözde kullanmayınız, çünkü herhangi bir enfeksiyon söz konusu ise diğerine bulaştırabilirsiniz. Eğer ki; gözlerde ödem, kızarıklık ve sarımtırak akıntı varsa bu enfeksiyon olduğunu gösterebilir.
Ağız bakımında yine steril su kullanabilirsiniz. Bebeğinizin damaklarda, dil üstünde beyaz partiküller olup olmadığına dikkat ediniz. Böyle bir durumda serçe parmağınıza gazlı bez sarıp pamukçuk olan bölgeyi steril su ile kazıma tarzında temizlemeniz önerilecektir. Emin olmadığınız durumda doktorunuza başvurabilirsiniz.

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk, Hamilelik »

[20 Nis 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

Mucizelere inanın ve sakın pes etmeyin

Başlarken… Aslında tedavisinde son mucize mikroenjeksiyon (seçilmiş sağlıklı bir spermin, yine seçilmiş sağlıklı bir yumurta içerisine enjekte edilerek, vücut dışında döllenmenin sağlanması) yöntemi. Ondan sonra ortaya çıkan tüm yöntemler, bazı çiftlerin tedavisini etkilemekle birlikte geneli etkilemeyen yan uygulamalar. Bilim dünyası başarı şansını artırabilmek için durmadan çalışmaya devam ediyor. Yüzde 100 başarı vaat etmese de şansınızı etkileyebilecek seçenekleri bilmekte yarar var.

Ancak bir bebek sahibi olabilmek için tıbbın kullandığı yöntemlerin dışında işin duygusal yönü de çok önemli. Vazgeçmeyenlere, pes etmeyenlere baktığınızda anne, baba olmayı yürekten istediklerini, bunun için bir savaşçı gibi mücadele ettiklerini görüyorsunuz. Bu yüzden bu yazı dizisinde size tüp bebek tedavisinde yürütülen yöntemlerin yanı sıra başarıya ulaşan zor vakalarda savaşın nasıl kazanıldığını anlatacağız…

Bir bebek dünyaya getirmek bazıları için çok kolay olabilir. Ancak herkes için aynı sözleri söylemek mümkün değil. Yazı dizisi boyunca laboratuvarlarda sabahlayan hekimlerin, embriyologların; çevrelerine laf yetiştirmenin yanı sıra ömürleri buruklukla ağlayarak geçen anne-babaların nasıl topyekün bir savaş verdiklerine, bir mucizenin nasıl hayat bulduğuna siz de tanıklık edeceksiniz.

İnançlı ailelerin, inatçı doktorlarla bir araya geldiklerinde yeni bir hayatın nasıl başladığını göreceksiniz.

Savaşı kazananların savaşa devam edenlere örnek olmasını umduğumuz yazı dizisi

boyunca tüp bebekle ilgili merak ettiğiniz sorularınız varsa e-posta ile bize ulaştırmanız yeterli. Uzman doktorlarımız sizin için cevaplayacaklar…


Mucizelere inanın ve sakın pes etmeyin

Alman Hastanesi Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, 20 yıldır infertilite (kısırlık) ile mücadele ediyor. Prof. Bahçeci’ye göre başarıda en büyük ölçüt, iyi bir organizasyon ve çok çalışmak. Bahçeci tüp bebek tedavisinin püf noktalarını anlattı

tedavisi anne, baba ve doktordan oluşan çekirdek grupla mı yürütülmeli mi?

Eşlerin en büyük problemi muayene odası veya ofise iki kişinin dışında 5-6 kişiyle girilmesi. 20 yıldır, tek bir prensibimden vazgeçmiyorum. Muayene odasına sadece karı-kocayı alırım. Üçüncü şahıslarla ne telefonla görüşürüm, ne de muayene odasına alırım.

merkezlerinin büyümesi avantaj mı?

Mutfak artık birçok uzmanlık alanına ayrıldı. Önemli olan tüm hekimleri bir orkestra gibi organize etmek, çalıştırmaktır. Ben de mutfaktan hiçbir zaman ayrılamıyorum.

Çiftler ne zaman klinik değiştirmeyi düşünmeli?

Birinci denemeden sonra siz ne kadar uğraşırsanız başarısızlık yaşanabiliyor. Burada merkez değiştirmeyi doğru bulmuyorum. Her defasında başka bir merkeze gitmek de hastayı yoruyor. Ama iki üç başarısızlıktan sonra sadece hasta değil, hekim de yoruluyor. Üç denemeden hasta klinik değiştirmek istediğini söylediğinde saygı duyarım.

Tüp bebekte kaç deneme uygun?

Eğer hastanın yumurta yapısı uygunsa 6 kere denenebilir. Ama 6’dan fazla denenemez mi? Denenir. Hastanın vücudu, maddiyatı açısından zor bir süreç. Normalde üç ay ara vermelerini öneriyoruz. Vücudun kendisini toparlayabilmesi ve psikolojinin düzelmesi açısından önemli.

TEDAVİYİ BIRAKINCA HAMİLE KALDILAR

Sizin için yapılabilecek bir yok diyebilir misiniz?

Bir çifte yüzde yüz şansınız yok demek çok zor. Yeteri kadar iyi döllenmiyorsa 2-3 kere daha denenebilir. Sonra bir yol planı sunmalı. Ancak benim de tanık olduğum mucizeler olmuştur. Tedavi uyguladığımız hastaları yüzde 20’si tedaviyi bıraktıktan sonra hamile kalabiliyorlar.

Başarısız olunca para almak istemiyorum

Varını yoğunu çocuk özlemi uğruna satan insanlar var…

Ne yazık ki. Ortalama 4 – 5 bin YTL para harcıyorlar. Ellerinde ne var, ne yok satıyor, borç alıyorlar. Bazen emekli ikramiyesini buna harcamayı düşünüyor. Şansı varsa tabii ki denemeli.

Ama şansı yoksa, hayatı boyunca çalışıp biriktirdiği ikramiyesini harcamamalı.

Başarısız olanlardan para almak istemiyormuşsunuz

Doğru. Keşke yapabilsem ve tüp bebek tedavisi gören hastalardan başarısız olunduğu zaman para almasam. Ancak bu da maliyetli bir iş. Personel çalıştırıyorsunuz, laboratuvarınız var.


Tüp bebekte ilk adım testler

tedavisi öncesinde çiftler için bir dizi testler uygulanıyor. İşte erkek ve kadın için istenen testler

Erkekler

Sperm analizi: 2-3 günlük bir perhizden sonra yapılan testte spermlerin hareketliliğine bakılıyor ve en az yüzde 60’ının öne doğru hareketli olmasını isteniyor. Morfoloji yani şekil de değerlendiriliyor. Sperm hacminin çok az ya da çok fazla olması da doğurganlığı etkiliyor.

Kadınlar

Kan testi: Adetin 3. günü yapılan kan testinde östrojen incelenerek yumurta rezervi belirleniyor. Tiroid hormonu TSH ile yumurtlamadan bir hafta sonra 21. günde progesteron hormonuna bakılıyor.

HSG (Rahim filmi): Radyolojik incelemede rahim ağzından içeriye verilen boyanın fallop tüplerinden (yumurtalık kanallarından) geçişi izlenir.

Histeroskopi: İnce fiberoptik bir teleskop ile vajinal yoldan rahim içerisine girilerek tüm anormallikler teşhis edilip ve bu anormallikler cerrahi olarak giderilebiliyor.

Başarıyı etkileyen faktörler

1- Kadının yaşı: Erkek faktörü de dahil 35 yaş altı kadınlarda başarı oranı yüzde 44.2 iken 42 yaş ve üstü kadınlarda yüzde 13’lere kadar düşüyor.

2- Kadının yumurtalık rezervi: Testler sonucu belirleniyor. Sonucu etkiliyor.

3- İnfertilite (kısırlık) nedeni: Başarı şansı, çiftin çocuk sahibi olmasını engelleyen probleme göre farklılık gösteriyor.

4- Uygulama sayısı: Deneyimli merkezlerde ilk dört uygulamadaki başarı şansı her bir uygulama için aynı iken dördüncüden sonrasında başarı ihtimali düşüyor. Ancak deneyimli ellerde gebe kalma ihtimali yüzde 50-60’lara kadar çıkıyor.

Yüzde 2’lik ihtimalin sonucu

ÜNLÜ bir hastanenin ‘çocuğunuz asla olmaz’ diye geri çevirdiği Sibel Tuzcu yılmadı, didindi, dünya güzeli Melissa adlı bir kız çocuğunu dünyaya getirdi. Ancak yaşadığı tecrübeler, anne ve baba olma özlemiyle yanıp tutuşan birçok ailenin etrafında bir araya gelmesi için ışık oldu. Kurduğu site ve dernekle yüzlerce çiftin savaşı kazanmasına aracılık yapıyor. Sibel Tuzcu 7 yıllık bir tedavinin ardından 9 yıl önce tüp bebek yöntemiyle anne olmasını biraz da ‘çok inatçı’ olmasına bağlıyor. Tuzcu, “Bir yıl sonra VKV Amerikan Hastanesi’nde Doç. Dr. Bülent Urman, ‘yüzde 2 şansınız var’ deyince dünyalar benim oldu. O yüzde 2 şans bugün yaşıyor ve 10 yaşında. Bu kadar zorlu bir süreç yaşayınca, hissettiklerimi paylaşayım, başkalarına katkım olsun istedim. www.cocukistiyorum.com isternet sitesi ve ardından derneğimiz Çocuk İstiyorum Derneği (ÇİDER) doğdu” diye konuştu. ÇİDER, infertilite ve tüp bebek tedavisinde uzman doktorlarla Türkiye’yi dolaşıp toplantılar düzenliyor.


11. denemede anneliği tattı

1991 yılında 27 yaşında evlenen Cilt Hastalıkları uzmanı Dr. Emel Özdemir, 1992 yılında Ege Üniversitesi’ne başvurdu. 3 ay içinde hamile kaldı ancak 19 haftalıkken hamileliği sonlandı. Rutin tetkikler, indüksiyonlar, aşılama kâr etmedi. Çikolata kisti (endometriozis) tanısı. Ankara’ya taşınma, burada tüp bebek denemeleri. Bol yumurta, bol transfer, sonuç negatif. Türkiye’nin ilk dondurulmuş blastokist transferi, sonuç negatif.

8. denemenin ardından Prof. Dr. Mustafa Bahçeci’ye başvuran Dr. Emel Özdemir, 39 yaşındayken, 9 denemede hamile kaldı. Bebek kızdı, pembe oda takımları hazırlandı. Ancak 35 haftalık hamileyken, bebek anne karnında ölüyor.

O dönemde dünyanın sanki başına yıkıldığını belirten ama yılmayan Emel Hanım, o süreci şu sözlerle ifade etti:

“3 ay sonra Mustafa Bey’in kapısını tekrar çaldım. Yarım kalan tedaviler, hiç başlanamayan aylar, preimplantasyon genetik tanı sırasında bozulan 8 tane embriyo. Tedavi sırasında karşılaşılabilecek her türlü aksilik sanki benim başıma geliyordu. Deneme sayısı (sadece transferle sonlananlar) 10’u bulmuştu. Yarım kalanları saymadım. 2004 Kasım’da hamile kaldım. 18 Haziran 2005 günü 34 haftalık iken, her şey yolunda olmasına karşın aynı olayın yaşanma olasılığı olduğu için bebeğim sezaryenle alındı. Prematüre olduğu için aynı gün yoğun bakıma yatırıldı. Solunum sıkıntısı vardı. Zorlu geçen ilk 2 ay, sıcak bir yaz, lohusalık depresyonuna teğet geçmeler. Yavaş yavaş, ele gelen sevimli bir bebek ve kendine gelen bir anne…”

Türkan Yılmazer

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk »

[17 Nis 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

Çocuk sahibi olanlar kimi zaman çocuklarına ne cevap vereceklerini bilememektedir. Çocuklar saf ve temiz kalpleriyle öyle sorular bulurlar ki anne ve baba bu durumda ne yapacağını bilemez.  Ailleri özellikle cinsellik, ölüm ve din ile ilgili sorular zorlamaktadır. Peki bu sorulara çocuğun anlayabileceği şekilde nasıl cevap verilmeli ?

Çocuklar her gün farklı farklı ortamlarda, onlar için bilinmez, anlaşılmaz nesnelerle ve olaylarla karşılaşırlar. Onları önce gözleri, elleri, kulakları ve daha sonra da kelimelerle anlamaya çalışırlar. Çoğu zaman hayrete düşer, şaşkınlık yaşarlar.  Çocukların bu şaşkınlık ve hayreti, kendini iki farklı biçimde gösterir.

Birincisi, emekleme çağındadır. Gözlerini aça aça, sesler çıkararak çevrelerindeki eşyaları, insanları keşfederler. Çevrelerini tanımaya çalışır ve kendilerine bir yol bulmak isterler.

İkincisi ise daha derindir ve ergenliğe kadar uzanır. Gerçek olanı ve görüneni, öyle sorular haline getirirler ki; bu sefer de yetişkinler şaşkınlığa düşerler. “Diğer gezegenlerde yaratıklar var mı? Saatler neden hep ileriye gidiyor? Dünya dönmezse ben ayakta durabilir miyim?” gibi.

Özellikle 3 yaş civarına geldiklerinde anne ve babalarına hemen hemen her konuda soru sormaya başlarlar. Bunların bazıları ebeveynleri oldukça sıkıntıya sokabilir. Özellikle de cinsellik, ölüm ve din gibi soyut kavramlar üzerine konuşmak, çoğu ebeveyn için zordur.

Çocuğun hangi kavramlar hakkında sorular soracağı, çevresinde hangi kavramları duyduğuna ve karşı karşıya kaldığı olaylara göre farklılık gösterir. Yaşanan bir kaybın ardından çocuğun ölümü merak etmesi ve sorgulaması ya da dinsel bir törende duyduğu tanrı kavramını anlamlandırmaya çalışması çok doğaldır.

Gelişim aşamalarına paralel olarak, çocukların ilk sorguladıkları şey cinsiyet farklılıklarıdır.

Gerçekten zorlanacağınız ya da cevap veremeyeceğinizi düşündüğünüz sorularla karşılaştığınızda, bu durumu çocuğunuza anlatabilirsiniz: ‘Her zaman hızlı ve doğru bir yanıt bulmak mümkün değildir. Benim de cevabını bilmediğim şeyler var. İstersen birlikte öğretmenine danışalım’ gibi.

Çocuk için önemli olan ve bizden beklediği, onun sorularını her zaman dinlemeye hazır olduğumuzu ve birlikte yanıt aramak için yanında olduğumuzu bilmesi ve hissetmesidir.

Cinsellikle İlgili Sorular

Ebeveynleri en çok zorlayan sorular, cinsellikle ilgili olanlardır. Burada önemli olan çocuğun kafasının karışacağından daha az, fakat merakını giderebileceği kadar yeterli bilgi vermektir.

Cinselliğin biyolojik temelleri hakkında çocuk küçükken konuşmaya başlamak, ileride cinsel konular hakkında anne ve babanın bu konuyu çocukla rahatça konuşup paylaşmasını sağlar.

İlk sorular genellikle kendi bedeni, annenin bedeni ya da bir kardeşin dünyaya gelişi ile ilgilidir. 2-3 yaşlarında cinsiyet farkıyla ilgili sorular, 3-4 yaşlarında doğumla ilgili sorular başlar. Cinsel ilgiler bazen 7-8 yaşları ile buluğ dönemi arasında diner. Cinsel olgunlaşmayla fizik işaretlerin belirmesi ve genital bezlerin üretime başlamaları ile yeniden canlanır.

Bu konular hakkında konuşmak için öncelikle kendinizi hazır hissetmelisiniz. Ayrıca çocuğunuz da bu konuyla ilgili olmalı; cinsellik hakkında konuştuğunuzda çocuğunuz ilgili görünmezse, bir süre daha beklemelisiniz.

Çocuğunuz 4-5 yaşlarına geldiği halde hala bu konularda soru sormuyorsa, bunun nedeni, ilişki kurmasının engellenmesi, bir şeylerin saklanması olabilir. Böylece çocuk, bu konulara değinilmemesi gerektiğini hisseder. Bunu önlemek için çocuğun soru sormasına imkân tanımalı, gerekli açıklamalarda bulunmalısınız.

İlkokul çağına gelmiş bir çocuğunun cinsellikle ilgili temel bilgileri edinmemiş olması, arkadaşlarından yanlış bilgileri öğrenmesine neden olacaktır.

Çocuğunuzun sorularını cevaplandırırken kendinizi huzursuz hisseder ya da yetersiz cevaplar verdiğinizi düşünürseniz, çocuğunuzun da tanıdığı bir yakınınızdan bu konuda yardım isteyebilirsiniz. Örneğin; yaşı ilerleyen erkek çocuğunun, annesine durmaksızın sorduğu sorulara annesinin vereceği yanlış ya da eksik bilgiler yerine, babanın ya da amcanın çocuğa bu konuda yardımcı olması daha doğru olabilir.

Çocuğun cinsel içerikli sorularının temelinde cinsel duygular değil, onun üremeye yani bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerine dair merakları yatar.

Anne-babaların cinsel içerikli sorular karşısında yaşadıkları gerginlik, bu farkı bilmemekten ve çocuğun cinsellik anlayışını yetişkin anlayışıyla karıştırmaktan kaynaklanır.

Çocukların aileleri tarafından sağlıklı bir biçimde bilgilendirilmesi çok önemlidir. Eğer anne ya da baba çocuğu cinsellikle ilgili bir soru nedeniyle azarlarsa; çocuğun suçluluk hissetmesi, cinselliğin ayıp, günah veya pis bir şey olduğunu düşünmesi kaçınılmaz hale gelir. Bu düşüncelerin, çocuğun ileriki cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyebileceği unutulmamalıdır.

Cinsellik ile ilgili eğitim, okul öncesi yaşlardan başlayıp ergenliğin son dönemine kadar devam eden bir süreç olmalıdır. Bebeğinizin doğumundan itibaren onu ne kadar çok kucaklar, öper severseniz; çocuğunuzun vücudu ile o derecede barışık olmasını ve ileri yaşlarda cinselliği doğru olarak algılamasını sağlarsınız.

Genellikle cinsel organlardan bahsederken, anne babalar yanlış bir yöntem izleyerek kadın ve erkek cinsel organlarına bazı isimler takabilirler. Fakat doğrusu, çocuğunuza bunların gerçek adını öğretmek ve gerektiğinde bu isimleri kullanmaktır.

Topluluk içinde uygunsuz sorular sorduğunda, utanç ya da kızgınlık belirtisi göstermek yanlıştır. Ona, bu konuları konuşmak için hangi yerlerin uygun olduğunu anlatmalısınız.

Soruları yanıtlamada temel alınan nokta çocuğun yaşına uygun olacak şekilde cevaplar vermektir. Bir cevap mutlaka verilmelidir ancak yapılacak açıklama gereğinden fazla ya da anlaşılamayacak kadar az olmamalıdır.

Kalabalık bir ortamda çocuğunuz sizi utandıracak sorular sorduğunda nasıl davranabilirsiniz?

Zaman kazanmaya çalışabilirsiniz “Evet, bu iyi bir soru” türünde bir yanıt size düşünme fırsatı yaratır.

Kısmi cevaplandırma Konu ile ilgili aklınıza gelen ilk mantıklı yanıtı verin ama ilk fırsatta bu konu üzerine düşünüp bir dahaki sefere daha açıklayıcı olun.

Erteleme “Bu soru çok özel bir soru ve bunu seninle daha sonra ikimiz baş başa iken konuşmak isterim” diyebilirsiniz.

Direk yanıt verin ve bu işi bitirin Eğer yeterince özgüvenli iseniz ve cinsellikle ilgili açık bir tutumunuz varsa şöyle bir cevap verebilirsiniz: “Bu bir prezervatif. Annenle baban şimdilik başka bir istemedikleri için bunu kullanıyorlar.”

Cinsellikle İlgili En Çok Karşılaşılan Sorular:

  • Bebekler nereden gelir?
    Buna benzer sorular geldiğinde çocuğun bu konuyu neden merak ettiğini anlamak için gerekirse bazı sorular sormak gerekir. Belki sadece hangi hastanede doğduğu gibi çok basit bir şeyi merak ediyor olabilirler. Bazen, “Bebekler annelerinden doğar” gibi bir cevap, merakını gidermeye yeterli olabilir. Çocuğa yaşını dikkate alarak, gereğinden fazla bilgi vermemeye özen göstermelisiniz. Eğer verdiğiniz cevap çocuğunuzu tatmin etmiyorsa, ona daha ayrıntılı olarak, bebeklerin annelerin karnında büyüdüğünü ve annelerde bulunan küçük bir delikten çıktıklarını söyleyebilirsiniz. Bunun üzerine size, “O küçük delikten bebekler nasıl çıkıyor?” diye sorarsa, “Bebeğin çıktığı delik çok esnek bir şeydir ve doğum olacağı zaman bebeğin içinden çıkabileceği kadar büyüyebilir.” şeklinde cevap verebilirsiniz.
  • annenin karnına nasıl girer?
    Bu soruya da şu şekilde cevap verilebilir: “Kadınların içinde küçücük bir yumurta vardır. Ama bu yumurta yediğimiz yumurta gibi değildir. Babayla anne istediğinde; baba, anneye bir tohum verir ve o tohumla yumurta birleşince olur. annenin karnında yavaş yavaş büyümeye başlar. Bebekler yeni doğduklarında çok küçük olurlar ve onların çıkabilmeleri için annede küçük bir delik vardır.”
  • Neden senin pipin yok anne?
    Bu soruya şu şekilde cevap verilebilir: “Çünkü ben kadınım. Kadınların pipisi olmaz, erkeklerin pipisi olur.” Farklılıklar anlatılırken, bir cinse ait özelliğin diğer cinste olmayışının eksiklik ya da kusur olmadığının da vurgulanmasında fayda vardır.
  • Neden annelerin memeleri var da babaların yok?
    Bu soruya cevap verirken ise: ‘Erkeklerin göğsü olmaz. Sadece kadınların göğsü olur. Çünkü kızlar büyüyünce ve çocukları olunca anne olurlar. Bebekler doğduğunda annelerin memelerinde süt olur. Bebekler bu sütü içer ve büyür. Anneler, göğüsleriyle bebeklerini beslerler.’ şeklinde cevap verebilirsiniz.
  • Eğer yapmak istemiyorsanız neden beraber yatıyorsunuz?
    Bu soruyu, “Çünkü büyükler birbirlerini çok sevdiklerinde bazen sadece birbirlerini sevmek ya da öpmek yeterli olmaz. O zaman birbirlerine gerçekten çok yakın olmak isterler.” şeklinde cevaplayabilirsiniz.

Ölümle İlgili Sorular

Çocuklar iki yaşına dek ölümün gerçek anlamda farkına varamazlar. Buna karşın, yokluk ve ayrılık onları üzer.

İki ila üç yaşları arasında çocuk oynadığı oyunlarda ölüm hakkında konuşmaya başlar. Ölüm onun için daha çok, hareketsizlikle eş anlamlıdır. Çocuklar ölümü uzun bir uyku olarak algılarlar ve ölenlerin tekrar uyanacağını ve hayata devam edeceğini düşünürler. Bu, oyunlarında da çok net gözlenebilen bir özelliktir; oyun içinde bir kahramanın öldüğünü söyledikten birkaç dakika sonra onu yeniden oyuna dahil ederek devam ederler.

Üç yaşından başlayarak çocuk günlük hayat aracılığıyla (yolda ezilmiş bir güvercin, kuru bir yaprak) ölümü deneyimlemeye başlar.

Dört ya da beş yaşından sonra çocuk ölümün geri dönüşü olmadığını kavrar. Çizdiği resimlerde de bu temanın izleri büyük ölçüde görülür (hayaletler, mezarlar, canavarlar vs).

Beş yaşından sonra ise çocuk çok daha fazlasını bilmek ister. Öldükten sonra nereye gideceğini, kendi kendine mi öleceğini sorar. Bu sözcük onda artık çok daha korku dolu hisler uyandırmaktadır.

Bu tip sorulara yanıt verirken çocuğunuzun yaşını mutlaka göz önünde bulundurun. En önemli şeylerden biri de, boş hayaller ya da yalanlar barındıran ifadeler kullanmamaktır. ‘Ölüm’ sözcüğünü gerçekleştiği anda ağza almak, basit ve gerçeği yansıtan sözcüklerle ifade etmek gerekir. Soru kendinize gelince, ona hala önünüzde uzun yıllar olduğunu, artık aranızda olmayanların anılarda yaşadığını söyleyebilirsiniz.

Bir kayıp ve ölüm karşısında çocuk, cevapsız sorularla ve belirsizliklerle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Ölümün ardından gelen yas sürecinde çocuk; ölen kişiye, kendine ve geride kalanlara karşı kızgınlık, öfke, saldırganlık ya da suçluluk duygularını yönlendirebilir. Terkedilmişlik, yalnızlık ve buna bağlı korku ve kaygı hisleri yoğunlaşabilir; çocuk diğer yakınlarını ve sevdiklerini de kaybetme korkusu yaşamaya başlayabilir.

Bu zor ve karmaşık duygular, bir süre belirgin uyum bozukluklarına ve davranış problemlerine neden olabilir. Ölümün ardından evdeki matem ortamı uzun süre sürdürülmemeli ve yaşanan kayıp nedeniyle çocuğa karşı aşırı koruyucu bir yaklaşım benimsenmemelidir. Günlük rutin hayat ve eski ilişkiler mümkün olduğunca aynı çizgide korunmalı; aile içindeki destek sistemleri harekete geçirilerek çocuğun boş ya da yalnız geçireceği zamanlar değerlendirilmeye ve paylaşılmaya çalışılmalıdır.

Konuyu kapamak ya da ölen kişi hakkında konuşmaktan kaçınmak yerine; çocuk duygu ve düşüncelerini ifade etme konusunda cesaretlendirilmeli ve desteklenmelidir. Ölen kişiyle yaşanan olumlu anılar ve özellikler vurgulamaya çalışılmalıdır.

Çocuğu cenazeye götürmek, yaşına bağlı olarak değişebilecek bir karardır. 5-6 yaşlarından önce çocuklar için ölüm ve cenaze kavramları net olamayacağı için, cenazeye katılmaları çok anlamlı değildir. 6-7 yaşından itibaren, ölüm kavramının biraz daha netleşmesi ve anlam bulması ile birlikte çocuklar cenazeye götürülebilir. Ancak buradaki en önemli olan nokta; çocuklara, olacakları net bir biçimde önceden anlatmaktır. Adım adım neyle karşılaşacaklarını anlatmakla ve yaşayacakları şeylere hazırlamakla, çocukların olası yorumlarına belli sınırlar getirilmiş olur.

Anne babalar bu konuda zorlandıklarında zaman, profesyonel bir yardıma başvurabilirler.

Tanrı ve Dinle İlgili Sorular

Çocuklar genellikle 4 yaşından itibaren tanrı hakkında fikir yürütmeye başlar.

4-7 yaşlar arasındaki çocukların tanrı imgelemi, kendi gelişim aşamalarına ve zihinsel kapasitelerine uygun olarak somutlaştırma ve insanlaştırma şeklindedir; yani tanrıyı, “gökyüzünde oturan yaşlı ve sakallı bir dede” olarak hayallerinde canlandırırlar.

7-10 yaş arasındaki çocuklar ise, tanrının hala “gökte oturduğunu” düşünmekle birlikte, yavaş yavaş ona insanüstü bazı özellikler ve bir yücelik de atfetmeye başlarlar.

10-12 yaşlarından sonra da çocuklar, gelişim süreçlerine paralel olarak, daha soyut ve kompleks bir yaklaşım kazanırlar ve tanrıyı her an her yerde var olan soyut bir kavram olarak algılarlar.

Tanrı inancını veya dinsel kavramları çocuğa aktarmak ya da aktarmamak anne ve babanın özel ve subjektif tercihine bağlıdır. Eğer çocuğa tanrı kavramını öğretmek tercih edilirse; tanrıyı; kızan, yargılayan veya cezalandıran bir varlık olarak değil; koruyan, destekleyen, hoş gören, seven ve ödüllendiren bir varlık olarak aktarabilmek önemlidir.

Tanrının ceza verici ve korkutucu olduğunu telkin etmek, “Annesinin sözünü dinlemeyeni Allah taş yapar!”, “Yemeğini yemeyeni cehennemde yakar!” gibi ifadeler kullanmak, çocukta sürekli kendini suçlayan ve aşağılayan bir ruh haline neden olabilir.

Olumlu bir çerçevede tanımlanmış tanrı kavramı ya da dinsel inanç; çocuğa güven, güç ve destek verebilecek nitelikte olabilir; aynı zamanda da ahlak, erdem, sevgi ve saygı gibi belirli sosyal değer ve normları kazanmasında yardımcı olur.

Komik Soru ve Cevaplar

Çocuklar sadece ‘ciddi’ sorular sormazlar. Eşe dosta anlatırken gülmekten kırılacağınız birçok soru ve cevapları da olacaktır. Fakat unutmayın, yine de sizi terleteceklerdir!

  • -Anne bu ne?
    -Buzdolabı yavrum.
    -Neden?
  • -Anne balıklar su içer mi?
  • - Enişte bu ne?
    - Çakmak
    (1 dakika sonra)
    - Enişte bu ne?
    - Çakmak
    …….
    - Enişte bu ne?
    - Çakmak oğlum
    …….
    - Enişte bu ne?
    - Gazoz kapağı
    - Olur mu o çakmak!
  • - Anne, balıklar terler mi?
  • - Anne ben kurt olsam, ablam da ormanda kuzu olsa, o zaman benden korkar mı?
  • - Oğlum çık yukarı babaannenden biraz yenibahar iste.
    (4 yaş civarındaki çocuk merdivenlerin yarısından döner)
    - Anne yenibahar yoksa eski bahar isteyeyim mi?
    (Anne gülümser)
    - Oğlum eski bahar diye bir şey yok, sadece yenibahar vardır.
    - Niye ama anne, yenibahar varsa eski bahar da vardır, hem olmasaydı niye yenibahar desinler ki?
    - Öyle demişler işte oğlum, o bir baharat.
    - Nasıl yani? Şimdi gerçekten eski bahar yok mu? Niye yok?
    (Anne delirme noktasına varmak üzereyken)
    - Murattt! Çık yukarı babaannenden yenibahar al da gel! Ciyakkkk!
  • - Anne pirincin üzerinde neden çizgi var?
  • - Kedi maması yesem kedi olur muyum anne?
    - Olmazsın kızım.
    - Peki, kedi benim yemeğimi yerse insan olur mu anne?
  • - Anne, devlet ne zaman bana da imza verecek? Ne zaman benim de imzam olacak?
  • - Baba, yeni aldığın ayakkabılarım ne renk?
    - Kahverengi yavrum.
    - Peki baba, kahve ne renk?
    - …?!
  • - Bunu kırayım mı?
    - Hayır.
    - Bunu kırayım mı?
    - Hayır.
    - Bunu kırıyım mı?
    - Hayır.
    …….
    - Bunu kırayım mı?
    - Ay kır peki, kır!!!
    - Neden?
  • - Teyze bu ne?
    - Uçak oğlum.
    - O uçak değil bir kere, helikopter!
  • (Hamile bir kadına)
    - Sen çocuğunu niye yedin?
  • - Anne, ben babamı mı daha çok seviyorum seni mi?
  • - Anneee, bu kedinin kuyruğu niye uzamıyor?
    - Ne?!
    - Çekiyorum ama niye uzamıyor?
  • - Baba?
    - Efendim kızım?
    - Akşam olunca biz uyuyoruz ya…
    - Eee?
    - Sabah kalkacağımızı nerden biliyoruz?
    - !!?
  • - Anne ne zaman olacak bu yemek?
    - Ha deyince olmuyor kızım.
    - O zaman ne deyince oluyor?
  • - Baba, atlar uyurken neden devrilmez?
  • - Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?
  • - Anne, su neden şeffaf?
  • (Kola reklamı üzerine)
    - Anne niye sıfır şeker diyorlar?
    - İçinde şeker olmadığından.
    - Niye şeker yok içinde?
  • - Anne gezmeye gidelim mi?
    - Gidelim.
    - Ama arabayı ben kullanacağım!!! (3,5 yaşında)

  • - Anne, uzaylılara taş atılır mı?!
http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png

Anne Çocuk »

[5 Nis 2010 | Yorum Yok | Yazar: Derya Yeşil]

Anne ve babalar her zaman bebeklerinin, çocuklarının mutlu olmasını ister. Bebekleri mutlu olduğunda aileler kat kat fazla mutlu olur. Sizinde tahmin edebileceğiniz gibi bebekleri en çok sevindiren, en çok mutlu eden anne ve babasının ilgisidir. Bunun dışında aşağıdaki maddelere bakarak daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

Bebeğinizi mutlu etmenin 10 yolu. Bebekler bunu ister.

1-) Bebeğinizle birlikte oyun oynamak onun için en büyük mutluluktur. Onunla içinizden geldiği gibi oyun oynayabilirsiniz. Bu hem sizi hem de onu son derece mutlu eder. Onu günlük yaşamınızın içine katabilir, birlikte alışverişe çıkabilir, pusetiyle gezdirebilirsiniz. Sizin rahat ve sakin olmanız bebeğinize de yansır. Yumuşak, parlak renkli oyuncaklar onların mutlu olmalarını sağlar.

2-) Banyo saatleri bebekler için rahatlatıcı ve eğlenceli olabilir. Ancak bazı bebekler banyodan korktukları için sorun çıkarabilir. Oysa uzmanlar bunun anneden kaynaklanabileceği görüşünde. Anne bebeğini yıkamaktan korkuyor olabilir, sinirli hali bebeğe yansıyabilir. Olaya sakin yaklaşırsanız hem bebeğiniz hem de siz banyo saatlerinden keyif alabilirsiniz.

3-) Uyku bebeğin beslenmekten sonra ikinci önemli ihtiyacıdır. Uykusu gelen bir bebek huzursuzluğuyla bunu belli eder. Yorulup uykusu gelen bebeğinizi hemen uyutmaya çalışmak en iyisidir. Büyüdükçe yanına sevdiği bir oyuncağını alıp yatmaktan hoşlanan bebeğiniz, oyuncağını alıp yanınıza geldiyse uyumak istiyor olabilir. Mesajı doğru alırsanız onu mutlu edersiniz.

4-) Anneler bebeklerinin sevdikleri yiyecekleri bilirler. Zaten bebekler sevdikleri gıdaları kabul edip sevmediklerini reddeder. Yemek konusunda onu zorlamaz, onunla işbirliği yaparsanız yemek saatleri “mutlu saatler” e dönüşür.

5-) Bebeğiniz ilk aylardan itibaren sizin ilginize muhtaçtır. Birlikte geçirdiğiniz dakikalarda ona söyleyeceğiniz sevgi dolu cümlelere cevap veremese bile bu diyalog onu mutlu eder. Onunla konuşurken ara verip size kendince cevap vermesini bekleyin. Bir bakışla, bir gülücükle mutlaka size cevap verecektir.

6-) Minik bebekler dili ve işitme duyuları sayesinde müziğe ve müzik yapmaya yatkındır. Eğer ruh hali uygunsa ona şarkı mırıldanmak onun çok hoşuna gidecektir. Banyo saatlerinde ya da altını temizlerken ona şarkı söylemeniz bebeğinizi çok keyiflendirir.

7-) Bebeğiniz büyüdükçe evi ve etrafı keşfetmek isteyecektir. Ancak bu keşifler sırasında engellenmek onu mutsuz eder. Evde alacağınız bazı önlemlerle onu güvenli ve mutlu bir şekilde etrafı tanımasına yardımcı olabilirsiniz.

8 ) İlk yaşından sonra bebeğiniz sosyalleşmeye başlar. Ancak yeni arkadaşlar konusunda ona baskı yapmamalısınız. Herkesle iyi arkadaş olmak zorunda değildir ve bu onun içine kapanık olduğunu göstermez. Siz nasıl herkesle samimi değilseniz bebeğinizde kendine yakın bulduğu bir ya da iki çocukla arkadaşlık edebilir.

9-) Bebeklerin yaptığı aktiviteler aylarına göre değişir. Üç aylık bebeğin yapacağı aktivite bir yaşındaki çocuğunkinden farklı olur. Bebeğinizi başka bebeklerle kıyaslamayın. Onun en sevdiği oyunları seçerek ona yardımcı olabilirsiniz. Bebekler sevdikleri oyunlardan büyük keyif alır.

10-) Bebeğinizin mutlu ve huzurlu olması biraz da anne babanın mutluluğuna bağlıdır. Sürekli gergin ve stresli ortamda bebekler de huzursuz olur. Gergin ve sinirliyseniz bunu üzerinizden atın, sakinleşmeye çalışın. Arada bir kendinize de vakit ayırın. Bol bol gülün ve pozitif düşünmeye çalışın. Rahatlamış anne baba, rahatlamış çocuk demektir.

http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/dzone_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/stumbleupon_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_48.png http://www.1kadin.com/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_48.png